atışma

noun
TR → EN
"atışma" kelimesinin İngilizcesi: tilt, contention, contention, contention. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneltilt
Genelcontention
Genelcontention
Genelcontention

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)atışmayı
Yönelme (-e)atışmaya
Bulunma (-de)atışmada
Çıkma (-den)atışmadan
Tamlayan (-in)atışmanın
Çoğul (-ler)atışmalar

Tanım

•atışmak işi
•saz şairleri, belli bir ayak üzerine karşılıklı deyiş söyleme
•Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme
•Saz şairlerinin deyişle tartışmaları

Diğer Dillerde

AlmancaBehauptung, kippen, neigen, Streit (dişil) /bəˈhaʊ̯ptʊŋ/
claim, assertion
çekim: çoğul Behauptungen · tamlayan Behauptungen
köken: behaupten + -ung
Gedichte von ihm und über ihn. — Şiir ve atışmalarda etkili olmuştur.
Fransızcadiscorde, dispute, inclinaison, litige (dişil) /dis.kɔʁd/
discord
çekim: çoğul discordes
zıt: concorde
köken: Learned borrowing from Latin discordia.
Ses rapports avec son maître nous surprennent. — Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.
pomme de discorde
İspanyolcacontención (law or disused), contienda, inclinación, inclinar, ladear, ladearse (dişil) /konˈtjenda/
fight, dispute
çekim: çoğul contiendas
köken: Deverbal from contender (“to contest, contend”).
¿QUIÉN ES EL PRÓXIMO? TÚ DECIDES. — Tarihin Epik Rap Atışmaları
to tilt, to tip, to recline · to induce · to tilt, to incline [with a ‘to (a direction)’]
çekim: geçmiş inclinàto · ortaç inclinàto · şimdiki inclìna · ulaç inclinànte
eş: abbassare, chinare, flettere, piegare, reclinare, ingavonare
köken: Borrowed from Latin inclināre (“to incline”), whence also Italian inchinare (an inherited doublet).
Sottotitoli: ©DiegoR - ©LevelMonkey — Tarihin Epik Rap Atışmaları
Rusçaнаклоня́ть, пози́ция, раздо́р, спор /spor/
dispute, controversy, argument, quarrel · bet, wager · argument
çekim: çoğul спо́ры · tamlayan спо́ра
eş: диспут, дискуссия, полемика
köken: Inherited from Proto-Slavic *sъporъ.
Работает в поэзии и прозе. — Şiir ve atışmalarda etkili olmuştur.
на спор
slope, incline, tilt
çekim: çoğul əydəmlər · tamlayan əydəmin
köken: From əy- + -dəm.
aile: əydəmli
Felemenkçebewering, kantelen, ruzie, strijd (dişil) /bəˈʋeː.rɪŋ/
claim · assertion
çekim: çoğul beweringen
köken: From beweren + -ing.
Om het eens te zijn en niet eens zijn met een red velvet cake. — Kırmızı kadife kek üzerine atışmayı kabul edeceğime
Portekizcecontenção, contenda, inclinação (dişil) /kõ.tẽˈsɐ̃w̃/
contention; struggle
çekim: çoğul contenções
köken: Learned borrowing from Latin contentiōnem.
Feito por: Chico B. G. — Tarihin Epik Rap Atışmaları
brawl, row, racket; trouble · fraction
çekim: çoğul bråks · tamlayan bråks
aile: bråkmakare, bråkstake, familjebråk, gängbråk, huliganbråk, krogbråk, läktarbråk, rasbråk, skojbråk, storbråk
Detta krig blev ett fiktivt krig, i vilket inget skott avlossades. — Bu bir savaştan ziyade atışma şeklinde geçti ve bir sonuç çıkmadı.
to slope, lean, incline, tilt, tip, rake
çekim: geçmiş kallistanut · şimdiki kallistaisi · ulaç kallistava
köken: kalte- + -istaa (factitive verb), see kallellaan
aile: kallistaminen, kallistua, kallistella, kallistus
Çekçenázor, přesvědčení, soupeření, soutěž, soutěžení, tvrzení (eril) /ˈnaːzor/
opinion
çekim: çoğul názory · tamlayan názoru
eş: mínění, přesvědčení, chápání
köken: From na- + zřít.
Shodnout a neshodnout se na dortu z červeného sametu. — Kırmızı kadife kek üzerine atışmayı kabul edeceğime
podle mého názoru
světový názor / světonázor
právní názor
Rumencediscordie, dispută, litigiu (dişil)
discord (lack of agreement)
çekim: çoğul discordii · tamlayan discordii
köken: Borrowed from Italian discordia, Latin discordia.
El face treaba murdară pentru șeful său. — Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.
Macarcafüggőleges svenkelés
Latinceinclīnō
Norveççekrangel, påstand, strid
Endonezcememiringkan, miring
menaruh (membuat, menjadikan) miring; mencondongkan; menyengetkan:
Mengukus dan memanggang bukanlah cara masak yang umum. — Karşılıklı takılma ve atışma yaygındır.
Bulgarcaнавеждам, навеждане, накланям, съревнова́ние, състеза́ние /nɐˈvɛʒdɐm/
to bow (down), to bend (down), to incline · to inspire · to suggest
çekim: geçmiş none · ortaç наве́ждан · şimdiki наве́жда · ulaç наве́ждащ
Това го кара да се изправи срещу своя бивш шеф. — Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.
Katalancadiscòrdia, disputa, litigi, posició (dişil) /disˈkɔr.di.ə/
discord
çekim: çoğul discòrdies
köken: Borrowed from Latin discordia. First attested in 1244.
contention · misfortune
çekim: tamlayan amarráin
Gürcüceკამათი /kʼämätʰi/
argument, dispute, strife
çekim: tamlayan კამათის
köken: A word unattested on its own in Middle or Old Georgian. Sulkhan-Saba mentions კამათ-ობა (ḳamat-oba) in his dictionary, so it can be assumed, that the root is attested since later part of Middle Georgian. Comparison with კამათელი (ḳamateli, “dice”) is doubtful. But compare the sense development in Old Armenian վէգ (vēg, “dispute, argument; knucklebone used like dice in a game”)
aile: ეკამათება, კამათში გამოსვლა, კამათში გამოსული
Tagalogcahumiwas
Esperantoklini /ˈklini/
to bend, tilt, incline
çekim: geçmiş klinis · ortaç klininta · ulaç klinanta
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ḱel- Proto-Indo-European *-éyti Proto-Indo-European *ḱley-der. Proto-Italic *kleināō Latin clīnōbor. Esperanto klini Borrowed from Latin clīnō. Compare Italian chinare, Ancient Greek κλῑ́νω (klī́nō).
aile: alklini, kliniĝi, kapklini
Peza neĝo klinis la altajn arbojn en la arbaro.
Afrikancakantel
Oksitancacontencion, contèsta

Örnek Cümleler

Tarihin Epik Rap Atışmaları
Sous-titres © Bidule200
Dan Matt ile atışmaya başladı.
Dan started a physical altercation with Matt.
Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.
He promptly flees with his boss.
Siz ikiniz atışmaktan vazgeçer misiniz?
Would the two of you quit bickering?
Özellikle atışma dalında başarı gösterdi.
Outwardly the merger appeared successful.
Tüm bu atışmalar sezon boyunca devam etti.
These complaints lasted throughout the season.
Sebzelerde dikimden önce sıraya atışmalıdır.
It is advisable to remove the flesh from the seed before sowing.
Kırmızı kadife kek üzerine atışmayı kabul edeceğime
To agree to disagree on red velvet cake.
Sırp liderlerin atışmaları AB anlaşmasını erteletti
EU agreement postponed as Serbia's leaders quarrel
Kırmızı kadife kek üzerine atışmayı kabul edeceğime,
To agree to disagree on red velvet cake.
"Beyaz'la atışması Candan Erçetin'e 600 bin getirdi!".
"Beyaz'la atışması Candan Erçetin'e 600 bin getirdi!".
Bunların arasında 65 parçası manzum atışma tarzındadır.
Seventy-five of them were gunfire-related.
atışma ile daha fazla örnek cümle →