Ana içeriğe geç
Sözlük
/
çapkınlık

çapkınlık

TR → EN
"çapkınlık" kelimesinin İngilizcesi: license, rogue, debauchery, lechery. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genellicense
Genelrogue
Geneldebauchery
Genellechery

Tanım

•Çapkın olma durumu veya çapkınca davranış

Diğer Dillerde

Almanca(kranke Pflänzchen) aussortieren, (Samen) auslesen, aggressiv, anormal, betrügerisch, eigenbrötlerisch /aɡʁɛˈsiːf/
aggressive
çekim: karşılaştırma aggressiver · üstünlük am aggressivsten
köken: Borrowed from French agressif.
Die Abgesperrtheit unterminiert uns." — "Çapkınlık beni depresyona sokuyor".
rabble, riffraff · rascal, blackguard, scoundrel, scum · clever person
çekim: çoğul canailles
eş: salaud, quenaille
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ḱwṓder. Latin canēs Latin canisder. Vulgar Latin *canālia Italian canagliabor. Middle French canaille French canaille Inherited from Middle French canaille, from Italian canaglia.
aile: canailler, canaillerie, canaillocratie, canaillou, encanaillement, encanailler
Tu dois au moins savoir qu'elle est chef sur le guide Michelin pour être de la partie. — Çapkınlık yapabilmen için en azından Michelin'de bir şef olduğunu bilmen lazım.
aggressive
aile: agresivamente, agresividad, pasivo-agresivo
"El ridículo me paralizó. — "Çapkınlık beni depresyona sokuyor".
İtalyancabriccone, buono a nulla, canaglia, licenza, permesso (eril) /brikˈko.ne/
rascal
çekim: çoğul bricconi
eş: imbroglione, ingannatore, birbante, birbone, furbacchione, birichino
köken: From Provençal bricon, oblique case of bric, a Germanic loanword, from German brechen.
aile: bricconcello, combriccola, imbricconire
Devi almeno sapere che è uno chef sulla guida Michelin per essere un donnaiolo. — Çapkınlık yapabilmen için en azından Michelin'de bir şef olduğunu bilmen lazım.
Rusçaраспутство, блудливость
Ты - ловелас, если знаешь трёхзвёздочного повара из "Гида Мишлен" (авторитетный справочник ресторанов). — Çapkınlık yapabilmen için en azından Michelin'de bir şef olduğunu bilmen lazım.
Arapçaإِذْن, تَصْرِيح, رُخْصَة
تحتاج على الأقل لتعرف انها رئيسه طهاه في ميشلين لتكون متلاعب. — Çapkınlık yapabilmen için en azından Michelin'de bir şef olduğunu bilmen lazım.
Azericebic, fırıldaqçı, haramzadə, kələkbaz, lisenziya, rüxsət /bid͡ʒ/
bastardly, illegitimate · sly, cunning, artful · intricate
çekim: karşılaştırma daha bic · üstünlük ən bic
köken: From Georgian ბიჭი (bič̣i) or from an Iranian source.
aile: biclik
Kazakçaлицензия /lʲɪˈt͡sɛnʲzʲɪjə/
licence/license
çekim: çoğul лицензиялар · tamlayan лицензияның
köken: Borrowed from Russian лице́ньзия (licénʹzija), from Latin licentia, from licēns.
aile: лицензиялау, лицензиялық
Özbekçeijozatnoma, litsenziya, parvona, ruxsat
moth
çekim: çoğul parvonalar · tamlayan parvonaning
köken: From Classical Persian پَرْوَانَه (parwāna).
het bandeloos zijn
eş: ongeremdheid, tomeloosheid, teugelloosheid
Ook Cary Grant werd overwogen. — Cary Grant çapkınlıklarıyla da tanınır.
Portekizcealvará, invasor, licença, patife, pirata, sistema não autorizado (eril) /aw.vaˈɾa/
charter, certificate (or similar document)
çekim: çoğul alvarás
köken: From Arabic البَرَا (al-barā, “bill, certificate”).
A falta de gosto me deprime." — "Çapkınlık beni depresyona sokuyor".
permission · leave of absence · permit
çekim: çoğul άδειες · tamlayan άδειας
köken: Learned borrowing from Ancient Greek ἄδεια (ádeia), with semantic loan from French permission, permis, licence.
aile: αδειάζω, αδειούχος, άδεια διαμονής, άδεια οδήγησης
Πρέπει να ξέρεις τουλάχιστον ότι είναι σεφ στο Μισελεν αν θες να λέγεσαι playboy. — Çapkınlık yapabilmen için en azından Michelin'de bir şef olduğunu bilmen lazım.
Japoncaやりたい放題, ライセンス, 免許, 放縦 /ɾa̠isẽ̞ɰ̃sɨ/
license (US), licence (UK)
eş: 免許, 資格
köken: From English license or licence.
腹縁は歪みがある。 — Oysa çapkınlık bir doyumsuzluk biçimidir.
Korece라이선스, 라이센스, 면허, 면허증 /ɾa̠isʰʌ̹ns͈ɯ/
license (legal terms)
köken: Borrowed from English license.
미슐랭 three star 쉐프 정도는 알아야 선수지 — Çapkınlık yapabilmen için en azından Michelin'de bir şef olduğunu bilmen lazım.
İsveççege tillstånd), licensiera, skälm, tillstånd, tillståndshandling
to license
çekim: geçmiş licensierade · ortaç licensierad · ulaç licensierande
köken: licens + -era
Smalnarvar (Sagina) är ett släkte av nejlikväxter. — Oysa çapkınlık bir doyumsuzluk biçimidir.
Lehçelicencja, pozwolenie, swawola (dişil) /liˈt͡sɛn.t͡sja/
license, permission (legal document giving official permission to do something) · license (freedom to deviate from rules, especially in arts) · license (for an animal, after establishing its high utility and breeding value)
çekim: çoğul licencje · tamlayan licencji
eş: zezwolenie, upoważnienie, koncesja
köken: Etymology tree Latin licet Latin licēns Proto-Indo-European *-yós Proto-Italic *-ios Old Latin -ios Latin -ius Latin -ia Latin licentialbor. Polish licencja Learned borrowing from Latin licentia.
aile: licencjonować
Musisz wiedzieć, że ona jest szefem kuchni w restauracji Michelin, jeśli chcesz być graczem. — Çapkınlık yapabilmen için en azından Michelin'de bir şef olduğunu bilmen lazım.
Ukraynacaбрехли́вий, волоцю́га, до́звіл, ліце́нзія, негі́дник, негі́дниця
license, permit, sanction
çekim: çoğul अनुज्ञप्तियाँ
köken: Borrowed from Sanskrit अनुज्ञप्ति (anujñapti).
Fince-kortti, ajokortti, kelmi, konna, kulkuri, lisensioida /ˈɑjoˌkortːi/
driver's license (US), driving licence (UK), driver's licence (Canada)
çekim: çoğul ajokortit · tamlayan ajokortin
köken: ajo + kortti
aile: ammattiajokortti, atk-ajokortti
Sinun täytyy ainakin tietää, että hän on Michelinin kokki, voidaksesi olla peluri. — Çapkınlık yapabilmen için en azından Michelin'de bir şef olduğunu bilmen lazım.
Çekçedarebák, licence, lotr, lump, nevyzpytatelný, rošťák (eril) /ˈdarɛbaːk/
rascal, scoundrel
çekim: çoğul darebáci · tamlayan darebáka
eş: bastard, bídák, dacan, dareba, gauner, grázl
köken: From dareba + -ák.
Jediné, co potřebuješ vědět je, že pracuje jako šéfkuchař v Michelin, abys byl hráč. — Çapkınlık yapabilmen için en azından Michelin'de bir şef olduğunu bilmen lazım.
Rumencelicență (dişil)
license
çekim: çoğul licențe · tamlayan licențe
köken: Borrowed from French licence.
Nu in ultimul rând este o lume a minții. — Şuayip: Çapkınlıkta bir dünya markasıdır.
Macarcabetyár, csavargó, csirkefogó, elfajzó/elfajzott növény, engedély, engedélyez /ˈbɛcaːr/
highwayman, outlaw · rogue, scamp, rascal
çekim: çoğul betyárok
köken: Borrowing from Serbo-Croatian bećar, from Ottoman Turkish بیكار (bekâr, “bachelor”), from Classical Persian بیکَار (bēkār, “unemployed, idle, vagabond”).
aile: betyárkodik, betyáros, betyárság, aszfaltbetyár, betyárballada, betyárbecsület, betyárélet, betyárgyerek, betyárkörte, betyárvilág
Ragozta a főneveket és névmásokat. — Takma isimler ve kılıklarla çapkınlık yapmıştır.
İbraniceרִשָּׁיוֹן
וכן: ישנו ריבוי בעולם. — Şuayip: Çapkınlıkta bir dünya markasıdır.
Latincedefector, errō, furcifer, furcifera, licentia, mastīgia (eril) /deːˈfɛk.tɔr/
a deserter, rebel
çekim: çoğul dēfectōrēs · tamlayan dēfectōris
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *de Proto-Indo-European *-h₁ Proto-Indo-European *déh₁ Proto-Italic *dē Latin dē Latin de- Proto-Indo-European *dʰeh₁k- Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *dʰh₁kyéti Proto-Italic *θakjō Proto-Italic *fakjō Latin facio Latin dēficiō Proto-Indo-European *-tōr Proto-Italic *-tōr Latin -tor Latin dēfector From dēficiō (“to desert”) + -tor.
vagrant, vagabond, hobo, tramp
çekim: çoğul landevejsriddere · tamlayan landevejsridders
köken: From landevej + -s- + ridder
Ondartet sygdom bader mig." — "Çapkınlık beni depresyona sokuyor".
Norveççelisens, tillatelse
«Din fryktinngytende rustning gjør meg svimmel. — "Çapkınlık beni depresyona sokuyor".
Endonezcebajingan, lisensi /baˈd͡ʒiŋan/
insolent
çekim: karşılaştırma lebih bajingan · üstünlük paling bajingan
köken: Borrowed from Javanese bajingan (ꦧꦗꦶꦁꦔꦤ꧀). Equivalent to (dialectal) bajing (“squirrel”) + -an.
Ketidaksepakatan akan melemahkan kita." — "Çapkınlık beni depresyona sokuyor".
Untung aku gak sama si bajingan itu.
Vietnamcabằng, giấy phép /ʔɓaŋ˨˩/
flat · being a ngang or huyền tone · carrying a bằng tone
zıt: trắc
köken: Sino-Vietnamese word from 平 (“level; even”); originally the Northern reading. Its distribution likely already extended beyond Northern Vietnam by the time Vietnamese started to be written down in the Latin script. See also bình, the current chief form used in compounds and the main form in placenames in Southern Vietnam. The expected reading of the Northern form would be *bềnh, which is…
aile: bằng đẳng, bằng lòng, bằng mặt không bằng lòng, bằng yên, Cao Bằng, cân bằng, công bằng, đồng bằng, thăng bằng
một cộng một bằng hai
góc A và góc B bằng nhau
góc A bằng góc B

Örnek Cümleler

"Çapkınlık beni depresyona sokuyor".
"Çapkınlık beni depresyona sokuyor".
Şuayip: Çapkınlıkta bir dünya markasıdır.
Simply put: this is a trade off.
Yıllar süren çapkınlıktan sonra, Tom sonunda Mary ile yuva kurdu.
After years of womanising, Tom finally settled down with Mary.
Çapkınlık yapabilmen için en azından Michelin'de bir şef olduğunu bilmen lazım.
You need at least to know she's a chef at Michelin in order to be a player.
Anne'e verdiği sadakat sözüne rağmen Raymond çapkınlık alışkanlığından vazgeçemez.
Despite his promises of fidelity to Anne, Raymond cannot give up his playboy life.
çapkınlık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod