Sami hücrede.
Sami is in solitary.
O, hücre hapsinde.
He's been in solitary confinement.
Eşsiz, tek, yalnız.
Unique, single, solitary.
Yalnız yürümeyi severim.
I like a solitary walk.
O yalnız bir hayat sürdü.
She led a solitary life.
Hücrede tecritte tutuluyor.
He's in solitary confinement.
Yalnız yaşar ve gececildir.
It is nocturnal and solitary.
Yalnız gezen bir yaratıktır.
It's a very solitary creature.
O yalnız yürümekten hoşlanır.
He likes to take a solitary walk.
Ben sadece yalnız bir bilginim.
I'm just a solitary scholar.
Tırmanan çok yıllık bir bitkidir.
This is a climbing perennial plant with solitary flowers on long peduncles.
Genelde yalnız dolaşan hayvanlardır.
They are usually solitary animals.