quarrel
/ˈkwɒɹəl/2 hece
B2 seviye
EN → TR
"quarrel" kelimesinin Türkçesi: bozuşmak, kavga, çekişnıe, çekişmek, ağız kavgası etmek.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbozuşmak
Genelkavga
Genelçekişnıe
Genelçekişmek
Genelağız kavgası etmek.
Geneltaşçı kalemi.
Genelkusur bulmak
Geneltar. eskiden tatar yayı ile atılan ucu dört köşeli ağır ve kısa ok
Genelbozuşma. pick a quarrel kavga çıkarmak. take up a quarrel kavgaya iştirak etmek.
Tanım
•an arrow that is shot from a crossbow; has a head with four edges
•have a disagreement over something
Diğer Dillerde
AlmancaBolzen, sich streiten, sich zanken, Streit, streiten
Fransızcacarreau, dispute, querelle, se disputer, se quereller
Rusçaболт, брани́ться, перебра́нка, препира́ться, руга́ться, сва́ра
Arapçaتَشَاجَرَ, شِجَار, نِزَاع
Farsçaستیزیدن
Azericeağızlaşmaq, dalaş, dalaşma, dava, küsülülük, küsüşmə
Kazakçaжанжал, ұрыс, ұрыс-керіс
Özbekçegʻavgʻo, janjal, nizo, urish
Felemenkçe(ge)ruzie, bekvechten, betwisting, dispuut, geschilpunt, onenigheid
Portekizcediscussão, discutir, quadrelo, queixa, querela, querelar
Ukraynacaсва́ритися, сва́рка
Rumencea se certa, ceartă, interveni într-o ceartă
Macarcaburkolólap, mozaiklap, perpatvar, veszekedés, veszekedik, veszekszik
İbraniceרִיב
Latinceiūrgium, iurgō
Norveççekrangel, krangle
Endonezcepercekcokan
Etimoloji
From Middle English querelen (“to dispute, quarrel; to assert one's claims; to rebel”) [and other forms], from querele (noun); see etymology 1. Compare Anglo-Norman, Middle French, and Old French quereler, quereller (“to argue with, dispute; to criticize; to bring a legal suit”) (modern French quereller (“to quarrel, squabble”)).
Kelime Ailesi
it takes two to make a quarrel
it takes two to quarrel
pick a quarrel
pick-quarrel
quarrel out
quarrel with
quarreler
quarreller
quarrelous
quarrelsome
unquarrelled
unquarrelling
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Ask savasi, ha?
Lovers quarrel huh? idiot!
Aşk kavgası mı?
Lovers' quarrel?
Rızkınla oynama.
Don't quarrel with your bread and butter.
Ekmeğinle oynama.
Don't quarrel with your bread and butter.
Onlar tartıştılar.
They quarreled.
Tom ve Mary tartıştı.
Tom and Mary quarreled.
Tom'la tartışmam yok.
I have no quarrel with Tom.
Kimle kavga ediyorsun?
Who are you quarreling with?
Tom kavgacı, değil mi?
Tom is quarrelsome, isn't he?
Onunla kavga etmiyorum.
I have no quarrel with him.
Dün Tom'la kavga ettim.
I quarreled with Tom yesterday.
İki oğlan kavga ediyor.
The two boys are quarreling.