Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yolma

yolma

"yolma" kelimesinin İngilizcesi: pluck. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelpluck

Tanım

•isim: Yolmak işi
•ağızlardan: Sapı orakla biçilmeyecek kadar kısa kalmış ekin

Atasözü & Deyim

“Çok el ya yağmaya ya yolmaya”

Diğer Dillerde

etwas, das irgendwo haftet oder befestigt ist, gewaltsam oder grob (mit der Hand) entfernen
eş: abreißen
Ich bin also im Flugzeug und raufe mir die Haare. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
offal, giblets
Je suis dans l'avion, et là je m'arrache les cheveux. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
İspanyolcadesplumar, herir, perseverancia /despluˈmaɾ/
to pluck (remove feathers) · to plunder, rob, fleece · to break wind, to fart
çekim: geçmiş desplumé · ortaç desplumado · şimdiki despluma
köken: From des- + pluma + -ar.
Estoy en el avión y me estoy tirando de los pelos. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
courage, bravery, valour/valor
çekim: çoğul coraggi
eş: animo, ardimento, ardire, audacia, baldanza, cuore
köken: Borrowed from Old Occitan coratge, Old French corage.
- Stai cercando di scroccarle da me? — -Beni yolmaya mı çalışıyorsun?
to pull out
çekim: geçmiş выдёргивавший · ortaç выдёргивавший · şimdiki выдёргивает · ulaç выдёргивающий
eş: вырывать
köken: вы́дерг- (výderg-) + -ивать (-ivatʹ)
- Хочешь съездить за мой счёт? — -Beni yolmaya mı çalışıyorsun?
Arapçaقَطَفَ
انا في الطائرة واحك راسي — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Farsçaپر کندن
Felemenkçedoorzettingsvermogen, gepluk, grabbelen, grijpen, ingewanden, kaalplukken (nötr) /ˈdoːr.zɛ.tɪŋs.vərˌmoː.ɣə(n)/
perseverance, determination, tenacity
köken: From doorzetting + -s- + vermogen.
Ik zit in het vliegtuig en ik trek de haren uit mijn kop. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Haar doorzettingsvermogen is grenzeloos.
inflection of arrancar: · second-person singular imperative
- Estás a tentar cravar-me? — -Beni yolmaya mı çalışıyorsun?
Japoncaもぐ, 摘む /mo̞ɡɯ̟/
to pull off, to pluck off
çekim: geçmiş もいだ
追求しなかったのか と感じたので — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
İsveççeplocka /²plɔka/
to pick · to pluck (remove feathers from a chicken)
çekim: geçmiş plockade · ortaç plockad · ulaç plockande
köken: From Old Swedish plokka, plukka, from Old Norse, from Proto-Germanic *plukkōną. Compare English pluck.
-Försöker du snylta på mig? — -Beni yolmaya mı çalışıyorsun?
plocka blommor
plocka isär
plocka upp något från golvet
alternative form of brzdąknąć
çekim: geçmiş brzdęknięto
- Chcesz to u mnie wyżebrać? — -Beni yolmaya mı çalışıyorsun?
to yank, tug, pluck, wrench (once, suddenly)
çekim: geçmiş kiskaissut · şimdiki kiskaisee · ulaç kiskaiseva
köken: kiskoa + -aista
aile: kiskaisu
-Yritätkö lypsää rahat minulta? — -Beni yolmaya mı çalışıyorsun?
to pluck, to thrum, to strum
çekim: geçmiş brnkala · ortaç brnkala · şimdiki brnká
köken: Inherited from Proto-Slavic *brękati. Of onomatopoeic origin. Compare brnět, břinkat.
aile: vybrnkat, zabrnkat
Sedím v letadle a rvu si vlasy. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
brnkat na kytaru
to pinch · to nip, bite · to pilfer, filch
çekim: geçmiş ciupit · ortaç ciupit · şimdiki ciupește
eş: pișca
köken: Unknown. Possibly a substratum word. Or compare Bulgarian чупя (čupja).
Sunt în avion și-mi smulg părul din cap. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
courage, bravery, gameness · audacity
çekim: çoğul bátorságok
köken: From bátor (“brave”) + -ság (noun-forming suffix).
aile: bátorsági, bátorságú, bátorságpróba, bátorságot merít, bátorságot önt, bátorságot vesz, inába száll a bátorsága, összeszedi a bátorságát
A repülőgépen vagyok és csak tépem a hajam. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
İbraniceקטף
to pick; to pluck (flowers, fruit, etc.)
çekim: geçmiş קָטַפְתָּ
אני על מטוס ואני תולש את השערות. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Latincecarpō, vellō
Dancaplukke
- Skal du nasse på mig? — -Beni yolmaya mı çalışıyorsun?
Norveççeloppe, ribbe, røske
Vietnamcanhổ /ɲo˧˩/
to spit, to spit out
köken: From Proto-Vietic *ʄoh.
aile: nhổ giò
nhổ răng/tóc bạc/cỏ
Thằng bé kéo tay tôi, bảo nhỏ. – Nhổ lông chim mướn đấy.[…]
to tear, to rip · to pick (fruit, flowers, etc.) · to wear out
çekim: geçmiş none · ortaç къ́сан · şimdiki къ́са · ulaç къ́сащ
köken: From Proto-Slavic *kǫsati.
В самолета съм и просто си скубя косите. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
я́де, та се къ́са
Slovakçašklbať
Litvancarėkšti, skinti /ˈskɪntɪ/
to pluck, to pick (herbs etc.) · to fell (shrubs etc.) · to clear, to open a road
çekim: geçmiş skýnė · ortaç skynęs · ulaç skinąs
köken: From Proto-Indo-European *skn̥H-, the zero-grade of *skenH- (“to tear off”); cognate with Latvian šķĩt (“to pluck leaves; to clear bushes”), Proto-Germanic *skinþą (“skin, hide, peel”).
folksong Eisiu į darželį, skinsiu tris žolynus. I'll go to the garden and pick three herbs.
Katalancaperseverància
Galiçyacadepenicar, tirar /depɪniˈkaɾ/
to pluck (a feather, leaf, etc, one at a time) · to peck; to nibble
çekim: geçmiş depeniquei · ortaç depenicado · şimdiki depenica
köken: From de- + pena (“feather”) + -icar, frequentative suffix: compare abanicar, fochicar.

Örnek Cümleler

Mary piliçten tüyleri yolmakla meşgul.
Mary is busy plucking the feathers from the chicken.
Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
I'm on the plane and I'm just tearing my hair out.
Mary on iki yaşındayken kaşlarını yolmaya başladı.
Mary started plucking her eyebrows when she was twelve years old.
(Harun:) Ey annemin oğlu! dedi, saçımı sakalımı, yolma!
"O son of my mother," (Aaron cried), do not pull me by my beard or my hair!
Dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma.
"O son of my mother," (Aaron cried), do not pull me by my beard or my hair!
yolma ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod