yüceltmek

/jy.d͡ʒeltˈmec/
verb
TR → EN
"yüceltmek" kelimesinin İngilizcesi: canonize, elevate, exalt, extoll, glorify. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelcanonize
Genelelevate
Genelexalt
Genelextoll
Genelglorify
Genelreverence
Genelsublime
Çekim Tablosu
Geniş zamanyüceltemem
Şimdiki zamanyüceltebiliyor
Gelecek zamanyüceltecek
Geçmiş zamanyüceltemedi
Şartyüceltemese
Gereklilikyüceltememeli
Emiryücelt
Tanım
•Yükseltmek, yüce bir duruma getirmek
•Yüksek bir düzeye getirmek, geliştirmek, ululamak
Diğer Dillerde
admiration
çekim: çoğul Bewunderungen · tamlayan Bewunderungen
eş: Achtung, Hochachtung, Hochschätzung, Verehrung, Admiration
köken: bewundern + -ung
Auf eine postkoloniale, herablassende — Etiketleyip yüceltmek istiyorsan,
respect · tribute · reverence
çekim: çoğul pleitesías
Parece como si ella tratase de glorificar a Ram con todo esto. — Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.
Un festival de rojo con aderezos de blanco, negro y azul maya que rinde pleitesía a su nombre, El Encanto.
İtalyancariverenza (dişil) /ri.veˈrɛn.t͡sa/
reverence, respect · bow (bending of the body) · curtsey
çekim: çoğul riverenze
eş: rispetto, riguardo, ossequio, deferenza, considerazione, devozione
köken: From Latin reverentia.
Non sono basate sull'elevazione degli esseri umani. — Amaçları, insanı yüceltmek değildir.
Rusçaблагоговение, благогове́ние, вели́чественный, возвышенное, возвы́шенный, впечатля́ющий (nötr) /bɫəɡəɡɐˈvʲenʲɪje/
awe (feeling of fear and reverence)
çekim: çoğul благогове́ния · tamlayan благогове́ния
eş: пиетет, богобоязненность, почтение
köken: благогове́ть (blagogovétʹ) + -е́ние (-énije)
Мы используем это имя для того, чтобы отпраздновать мир в регионе и на всей планете. — Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.
Felemenkçeeerbied, respect, verering (dişil) /ˈeːr.bit/
respect
köken: From obsolete eerbieden. Equivalent to eer (“honour”) + bieden (“to offer”).
Vastendag om tot inkeer te komen. — Dinimizi yüceltmek için savaşalım.
Portekizcedeferência, reverência (dişil) /de.feˈɾẽ.si.ɐ/
deference (great respect)
çekim: çoğul deferências
Mas é quase como se ela quisesse glorificar RAM, através de todo o salvamento. — Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.
awesome, grandiose, imposing, impressive, magnificent, majestic, monumental (magnificent)
eş: υποβλητικός
Δεν γίνονται για να εξυψώσουν τα ανθρώπινα όντα. — Amaçları, insanı yüceltmek değildir.
Εννιακόσια χιλιάδες ελαιόδεντρα, ακόμη και αιωνόβια, ξεριζώθηκαν για να ανεγερθεί αυτό το επιβλητικό και άχρηστο έργο.
Japonca崇敬, 崇高, 高邁 /sɨːke̞ː/
respect, reverence, veneration
çekim: geçmiş 崇敬した
eş: 尊敬, 尊崇, 敬重
zıt: 軽侮
ほら 「夫が来るわよ」って — Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.
Korece숭고한
그의 음덕을 기리기 위해 건립되었다. — Dinimizi yüceltmek için savaşalım.
İsveççevördnad
respect, veneration
çekim: tamlayan vördnads
köken: vörda + -nad. Compare Norwegian Nynorsk vyrdnad.
aile: vördnadsbjudande, vördnadsfull, vördnadsvärd
De baseras inte på att upphöja människor. — Amaçları, insanı yüceltmek değildir.
visa vördnad
Lehçerewerencja, wzniosły (dişil) /rɛ.vɛˈrɛn.t͡sja/
reverence (veneration; profound awe and respect)
çekim: çoğul rewerencje · tamlayan rewerencji
eş: uszanowanie, poważanie, szacunek, poważanie, respekt, mir
köken: Etymology tree Latin reverentialbor. Polish rewerencja Learned borrowing from Latin reverentia. Doublet of rewerans.
Nie chodzi w nich o rozwój ludzkości. — Amaçları, insanı yüceltmek değildir.
politeness, respect; etiquette
çekim: çoğul अदबों
köken: Borrowed from Arabic أَدَب (ʔadab).
aile: अदब करना, बेअदब
उनका बेटा हमेशा अदब से बुज़ुर्गों से बात करता है।
Fincehämmästyttävä, jumalanpelko, kunnioitettavuus, kunnioittaa, kunnioituksen osoitus, kunnioitus /ˈhæmːæstytːæʋæ/
amazing, astonishing
çekim: karşılaştırma hämmästyttävämpi · üstünlük hämmästyttävin
köken: hämmästyttää (“to astonish”) + -vä (present active participle)
aile: hämmästyttävästi
Yrittä elvyttää mestariaan Demiseä. — Dinimizi yüceltmek için savaşalım.
Çekçevznešený /ˈvznɛʃɛniː/
noble
eş: majestátní, ušlechtilý, honosný, velkolepý, noblesní, nóbl
köken: From vznést + -ený.
aile: vznešenost
Připojte se k mému truchlení. — Dinimizi yüceltmek için savaşalım.
Macarcaelőkelő, emelkedett, fennkölt, fenséges, magasztos, nemes /ˈɛløːkɛløː/
distinguished, illustrious, aristocratic · elegant
çekim: karşılaştırma előkelőbb · üstünlük legelőkelőbb
köken: elöl (“in front”) + kelő (“rising”, originally “coming and going, getting about”), literally “[one] walking in front”, with l-dropping and compensatory lengthening of ö in the first element, compare elöljáró.
aile: előkelően, előkelőség
Nem az emberek helyzetének javításáért. — Amaçları, insanı yüceltmek değildir.
Latincereverentia, revereor /rɛ.wɛˈrɛn.ti.a/
timidity, shyness (due to respect) · awe, reverence
çekim: çoğul reverentiae · tamlayan reverentiae
köken: Etymology tree Latin reverēns Proto-Indo-European *-yós Proto-Italic *-ios Old Latin -ios Latin -ius Latin -ia Latin reverentia From reverēns + -ia.
Norveççeærbødighet, ærefrykt, akt
Fantes det ingen som vendte tilbake for å gi Gud ære uten denne fremmede? — Tanrıyı yüceltmek için bu yabancıdan başka geri dönen olmadı mı?››
Bulgarcaблагороден, величествен, възвишен, грандиозен, почит, почитам /bɫɐɡoˈrɔdɛn/
noble, gentle · lofty, high-minded, exalted, magnanimous, great-hearted · white, precious (of a metal)
çekim: karşılaştırma по́-благоро́дни · üstünlük на́й-благоро́дни
Нито пък подобряването на човешките същества. — Amaçları, insanı yüceltmek değildir.
благородна лъжа
благороден газ
благороден елен
Katalancareverència (dişil) /rə.vəˈɾən.si.ə/
reverence · bow (gesture), curtsey
çekim: çoğul reverències
köken: Borrowed from Latin reverentia.
aile: reverencial, reverenciar, reverenciós
esteem, reverence
çekim: tamlayan ardmheasa
köken: From ard- + meas.
Ermeniceվեհ /veh/
valuable, precious, prized · amazing, awesome, sublime · lofty, elevated, high
çekim: üstünlük ամենավեհ
köken: From Old Armenian վեհ (veh).
aile: վեհություն
վեհ գաղափարներ
Tagalogcapakundangan /pakunˈdaŋan/
respect; courteous regard (for someone or something)
köken: From pa- + kundangan.
aile: pagkawalang-pakundangan, pakundanganan, walang-pakundangan
Urducaاحترام (eril) /ɪɦ.t̪ɪ.ɾɑːm/
respect, honour · consideration, regardfulness · attention
çekim: çoğul اِحْتِرَامات
köken: Borrowed from Classical Persian اِحْتِرَام (ihtirām), from Arabic اِحْتِرَام (iḥtirām).
Esperantoimpona, majesta, nobla, respektego /imˈpona/
imposing
Makedoncaвозвишен, по́чит, почиту́вање, преподо́бие, ревера́нс /ˈvɔzviʃɛn/
elevated, formal · lofty, sublime
çekim: karşılaştırma повозвишен · üstünlük највозвишен
Pencapçaਅਦਬ, ਸਤਕਾਰ (eril) /ə.d̪əb/
politeness · respect · reverence
eş: ਸਾਹਿਤ
köken: Borrowed from Arabic أَدَب (ʔadab).
Gujaratçaઆદર, માન
respect, honor, reverence
köken: Learned borrowing from Classical Sanskrit आदर (ādara).
Sanskritçeऋष्व, भक्ति, भजन /r̩ʂ.ʋɐ́/
elevated, high · sublime, great, noble (as gods)
köken: From Proto-Indo-Iranian *Hr̥šwás, from Proto-Indo-European *h₃r̥s-wó-s, ultimately from the root *h₃er- (“to rise”). Cognate with Avestan 𐬆𐬭𐬆𐬱𐬬𐬀 (ər^əšva), Ancient Greek ὄρος (óros).
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish یوجلتمك, equivalent to yüce (“sublime, supreme, lofty”) + -l (passive suffix) + -t (causative suffix).
Örnek Cümleler
Etiketleyip yüceltmek istiyorsan,
In a post-colonial, condescending
Görevi tüm ölüleri korumak ve yüceltmektir.
Our duty is to defend and perfect it.
Dindarlýđý yüceltmek için her ţeyi yapmalýsýnýz.
- Claro que tenho!
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.
But it's almost like she was trying to glorify Ram through this whole process.
Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler.
Whatever is in the heavens and the earth sings His praises.
Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler.
Whatever is in the heavens and the earth sings His praises.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.
We use that name to celebrate peace in the region and in the planet.
Tanrıyı yüceltmek için bu yabancıdan başka geri dönen olmadı mı?››
Were there none found who returned to give glory to God, except this stranger?"
Hem hayali hem gerçek başarılarını yüceltmek için de anıtlar inşa ettiler.
They also constructed monuments to glorify their own achievements, both real and imagined.
Hiçbiri "insanın itibarı" için değildir. Amaçları, insanı yüceltmek değildir.
They're not based on the 'dignity of man'; they're not based on elevating human beings.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.
But I don't seek my own glory. There is one who seeks and judges.
Seni yüceltmek istiyorum, ya RAB, Çünkü beni kurtardın, Düşmanlarımı bana güldürmedin.
I will extol thee, O LORD; for thou hast lifted me up, and hast not made my foes to rejoice over me.
yüceltmek ile daha fazla örnek cümle →