yüceltmek ile cümle
yüceltmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hem hayali hem gerçek başarılarını yüceltmek için de anıtlar inşa ettiler.They also constructed monuments to glorify their own achievements, both real and imagined.
Görevi tüm ölüleri korumak ve yüceltmektir.Our duty is to defend and perfect it.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.We use that name to celebrate peace in the region and in the planet.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.But it's almost like she was trying to glorify Ram through this whole process.
Etiketleyip yüceltmek istiyorsan,In a post-colonial, condescending
Hiçbiri "insanın itibarı" için değildir. Amaçları, insanı yüceltmek değildir.They're not based on the 'dignity of man'; they're not based on elevating human beings.
Dindarlýđý yüceltmek için her ţeyi yapmalýsýnýz.- Claro que tenho!
Tanrıyı yüceltmek için bu yabancıdan başka geri dönen olmadı mı?››Were there none found who returned to give glory to God, except this stranger?"
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.But I don't seek my own glory. There is one who seeks and judges.
Seni yüceltmek istiyorum, ya RAB, Çünkü beni kurtardın, Düşmanlarımı bana güldürmedin.I will extol thee, O LORD; for thou hast lifted me up, and hast not made my foes to rejoice over me.
Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler.Whatever is in the heavens and the earth sings His praises.
Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler.Whatever is in the heavens and the earth sings His praises.
Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.All that is in the heavens and the earth magnifies Him; He is the All-mighty, the All-wise.
Coşkulu taraftarlar, takımlarının yaklaşmakta olan macerasını yüceltmek için bu cümleyi kurdular.Exultant fans coined the phrase to glorify their team's upcoming adventure.
Hem hayali hem gerçek başarılarını yüceltmek için de anıtlar inşa ettiler.También construyeron monumentos para glorificar a sus propios logros, tanto reales como imaginarios.
Sait Faik yazdığı ilk hikâyelerde zenginlere kızmakta, emekçileri yüceltmektedir.وفي أول قصة لسعيد فائق نجده يغضب من الأغنياء ويمدح العمال.
Hem hayali hem gerçek başarılarını yüceltmek için de anıtlar inşa ettiler.كما أنهم شيدوا الصروح لتمجيد الإنجازات الخاصة بهم، سواء كان حقيقيةً أو تخيلاً.
Hem hayali hem gerçek başarılarını yüceltmek için de anıtlar inşa ettiler.Eles também construíram monumentos para glorificar suas próprias realizações, tanto reais como imaginárias.
Dinimizi yüceltmek için savaşalım.Vastendag om tot inkeer te komen.
(Çıkış 15:26) Tanrı’yı yüceltmek ne anlama gelir?(Ordspr 15:23) ”Att svara ...”
Hem hayali hem gerçek başarılarını yüceltmek için de anıtlar inşa ettiler.Вони також будували пам'ятники для прославлення своїх досягнень, як реальних так і уявних.
Dinimizi yüceltmek için savaşalım.Připojte se k mému truchlení.
Dinimizi yüceltmek için savaşalım.Yrittä elvyttää mestariaan Demiseä.
Pavlus bize yaptığımız her şeyi Tanrı’yı yüceltmek için yapmamız gerektiğini öğütlüyor.Olemme vannoneet täyttävämme kaiken, minkä kuoleva Iljitš käski meidän tehdä.”
Gözcü Kulesi'nin amacı Tanrı Yehova'yı evrenin egemeni olarak yüceltmektir.Vagttårnet siger om sit formål "Vagttårnets formål er at ophøje Jehova Gud som universets suveræne Herre.
Hem hayali hem gerçek başarılarını yüceltmek için de anıtlar inşa ettiler.De bygget også mektige monumenter for å forherlige sine egne prestasjoner, både virkelige og innbilte.
Hem hayali hem gerçek başarılarını yüceltmek için de anıtlar inşa ettiler.Para firaun juga membangun monumen untuk memuliakan pencapaian mereka sendiri, baik nyata maupun imajiner.
Dinimizi yüceltmek için savaşalım.그의 음덕을 기리기 위해 건립되었다.
Hem hayali hem gerçek başarılarını yüceltmek için de anıtlar inşa ettiler.Те строят и паметници, прославящи техните собствени постижения, както реални, така и въображаеми.
Hem hayali hem gerçek başarılarını yüceltmek için de anıtlar inşa ettiler.Gradili so tudi spomenike, ki so poveličevali njihove resnične in izmišljene dosežke.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.De baseras inte på att upphöja människor.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Ele nu au drept fundament beneficiul fiinţelor umane.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Elles ne cherchent pas à élever le genre humain.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Ne eivät perustu ihmiselämän kohentamiseen.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Nem az emberek helyzetének javításáért.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Nie chodzi w nich o rozwój ludzkości.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Nikoli kvůli pozvednutí lidských bytostí.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Non sono basate sull'elevazione degli esseri umani.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Sie basieren nicht darauf, die Situation der Menschen zu verbessern.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Tu ne gre za povzdigovanje človeških bitij.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Ze zijn niet gebaseerd op het vooruit helpen van de mensheid.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Δεν γίνονται για να εξυψώσουν τα ανθρώπινα όντα.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Нито пък подобряването на човешките същества.
Amaçları, insanı yüceltmek değildir.لا تقوم على رفع مستوى البشر.
Ancak tüm bunlar, merhametli ve şefkat gösteren yaratıcının adını yüceltmek içindir.Ale toto všetko je pre nás na oslavu stvoriteľovho mena, ktorého základné meno je súcitivý a súcitiaci.
Ancak tüm bunlar, merhametli ve şefkat gösteren yaratıcının adını yüceltmek içindir.Ale to vše je abychom velebili jméno stvořitele, jehož hlavním jménem je Jenž je soucitný, Jenž soucítí.
Ancak tüm bunlar, merhametli ve şefkat gösteren yaratıcının adını yüceltmek içindir.그러나 이 모든 것은 자비와 동정의 창조주, 그 이름을 영화롭게 하기 위한 것입니다.
Ancak tüm bunlar, merhametli ve şefkat gösteren yaratıcının adını yüceltmek içindir.Mas isto tudo é para glorificarmos o nome do Criador, cujo nome principal é o Misericordioso, o Compassivo,
Ancak tüm bunlar, merhametli ve şefkat gösteren yaratıcının adını yüceltmek içindir.Pero todo esto es para glorificar el nombre del creador cuyo nombre primordial es el Clemente, el Compasivo.
Ancak tüm bunlar, merhametli ve şefkat gösteren yaratıcının adını yüceltmek içindir.Але усе це існує для нас, щоб прославляти ім'я Творця чиє головне ім'я - милостивий, милосердний.
Ancak tüm bunlar, merhametli ve şefkat gösteren yaratıcının adını yüceltmek içindir.Но всичко това е, за да възхваляваме името на създателя, чието първично име е съчувстващият, състрадателният.
Ancak tüm bunlar, merhametli ve şefkat gösteren yaratıcının adını yüceltmek içindir.אבל כל זה כדי שנהלל את שם הבורא ששמו הראשון הוא הרחמן, הרחום.
Ancak tüm bunlar, merhametli ve şefkat gösteren yaratıcının adını yüceltmek içindir.ولكن كل هذا هو بالنسبة لنا لتمجيد اسم الخالق واسمه الأول هو الرحمن الرحيم.
Ancak tüm bunlar, merhametli ve şefkat gösteren yaratıcının adını yüceltmek içindir.「慈悲あまねく慈愛深きアッラーの御名」を称えることです God、 Bokh、呼び方は何でもいいのです、Allahでも、 RamやOmでも
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Aivan kuin hän yrittäisi ylevöittää Raman näillä tapahtumilla
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Ale to je většinou jako když chtěla oslavit Rámu během toho celého procesu.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Det är som om allt går ut på att glorifiera Rama.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.E' come se in questo modo volesse glorificare Rama.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Es scheint fast, als ob sie versucht hat, Ram durch das ganze Getue zu verherrlichen.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Gần như là nàng ta muốn tô điểm Ram trong suốt toàn bộ câu chuyện.