Ana içeriğe geç
Sözlük
/
kabiliyetli

kabiliyetli

adj
C2 seviye
TR → EN
"kabiliyetli" kelimesinin İngilizcesi: proficient, gifted, skillful, intelligent, prone. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelproficientadj
Genelgiftedadj
Genelskillfuladj
Genelintelligent
Genelprone
Genelcompetent
Genelsmart
Genelproficient
Genelfacultative
Genelgifted
Genelproficient
Genelfacultative
Genelgifted

Tanım

•sıfat: yetenekli

Diğer Dillerde

Almancagescheit, intelligent, klug, schmerzen /ɡəˈʃaɪ̯t/
clever, intelligent, wise · reasonable, proper, decent, useful
çekim: karşılaştırma gescheiter · üstünlük am gescheitesten
eş: clever, intelligent, klug, hinterhältig, listig, schlau
köken: From Middle High German geschīde (“sensible, sly”), derived from schīden. Related to scheiden (“to separate, distinguish”). Based on the notion of “prudent, circumspect” it was associated with scheuen (“to shun, shy away”) and therefore frequently spelt gescheut. The -t thence and through generalisation of final devoicing. Cognate with Vilamovian gysiajt, Bavarian gscheid, and Swabian gscheid.
aile: blitzgescheit, obergescheit, Gescheitheit
Zwar bin ich geſcheidter als alle die Laffen, / Doctoren, Magiſter, Schreiber und Pfaffen.
astute
eş: malin comme un singe
köken: From astuce + -eux.
aile: astucieusement
Fulrad fut l'un de ces instruments utile et efficace. — Cliff ayrıca oldukça iyi ve kabiliyetli bir soloist idi.
to hurt (to cause physical or emotional pain) · to grieve, regret something; to feel sorry about · to complain (about)
çekim: geçmiş dolí · ortaç dolido · şimdiki duele
köken: Inherited from Old Spanish doler, inherited from Latin dolēre, doleō, from Proto-Italic *doleō (“hurt, cause pain”), from Proto-Indo-European *dolh₁éyeti (“divide”), from *delh₁- (“cut”). Compare English condolence.
aile: dolerse
Otra ventaja de la dinastía Qin era su enorme y eficiente ejército liderado por generales capaces. — Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.
Me duele la cabeza.
Las vacunas no duelen tanto.
Me duelo de no haberte llamado cuando estabas enferma.
past participle of acculturare
Rusçaспособный /spɐˈsobnɨj/
capable (at), able, apt (at), gifted (at/in), talented (at) (having ability (in)) · capable (of), able to (do)
eş: одарённый, талантливый, могущий
köken: Inherited from Proto-Slavic *sъposobьnъ. Cognate with Ukrainian спосі́бний (sposíbnyj), Serbo-Croatian sposoban.
aile: дееспосо́бный, жизнеспосо́бный, конкурентоспосо́бный, правоспосо́бный
Основной идеей "Мудрости толпы" является то, что при правильных условиях, группы могут быть очень умными. — Bu kitabın önermesi şudur: Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.
Он спосо́бный организа́тор.
Он спосо́бен к матема́тике.
Я на э́то не спосо́бен.
Arapçaذَكِيّ, شَاطِر
في ظل الظروف المناسبة، يمكن للجماعات أن تكون ذكية بشكل ملحوظ — Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.
Farsçaباهوش, هوشمند /baː.ˈhoːʃ/
intelligent; smart
zıt: کودن, خنگ
köken: From با (bâ, “with”) + هوش (huš, “intellect”).
ور بداند ره دل با هوش او کی رود هر های و هو در گوش او
Azericeağıllı /ɑɣɯˈɫːɯ/
clever, smart, reasonable, sane · good, obedient, amenable, agreeable (willing to comply with)
çekim: karşılaştırma daha ağıllı · üstünlük ən ağıllı
zıt: axmaq, gic, ağılsız
köken: From ağıl + -lı.
ağıllı hərəkət
ağıllı siyasət
ağıllı məsləhət
Kazakçaақылды
clever
zıt: ақылсыз
köken: ақыл (aqyl) + -ды (-dy).
Özbekçeaqlli, bilimli
Tatarcaакыллы
intelligent, clever, bright
köken: акыл (aqıl, “intellect”) + -лы (-lı, “affix used to form adjectives from nouns”).
Акыллы кеше
singular past indicative of doordenken (“to think through”)
Portekizcedoer, esperto, inteligente /duˈe(ʁ)/
to hurt (be painful) · to hurt; to pain (cause emotional pain)
çekim: geçmiş doeu · ortaç doído · şimdiki dói
eş: ferir, machucar, magoar, arrepender-se, queixar-se
köken: From Old Galician-Portuguese doer, from Latin dolēre, from Proto-Italic *doleō (“hurt, cause pain”), from Proto-Indo-European *dolh₁éyeti (“divide”), from *delh₁- (“cut”). Cognate with Galician doer and Spanish doler.
aile: de doer
Minha perna doía tanto que eu não conseguia andar.
Injeções doem.
Dói-me ver o sofrimento dessas pessoas.
Yunancaέξυπνος, νοήμων /ˈe.ksi.pnos/
clever, intelligent, sharp
çekim: karşılaştırma εξυπνότερος · üstünlük εξυπνότερος
eş: ξύπνιος, ευφυής, εύστροφος, οξύνους, ιδιοφυής, μεγαλοφυής
zıt: βλάκας
köken: Inherited from Byzantine Greek ἔξυπνος (éxupnos), from Hellenistic Koine Greek ἔξυπνος (éxupnos, “awake, aware, alert”), from Ancient Greek ἐξ- (ex-) + ὕπνος (húpnos, “sleep”). Doublet of ξύπνιος (xýpnios).
aile: εξυπνάδα, πανέξυπνος
Από πολύ μικρή ηλικία έδειξε μεγάλο ενδιαφέρον και ικανότητα στις πολεμικές τέχνες. — Küçük yaşından beri savaş sanatına meraklı ve kabiliyetlidir.
Japonca上品な, 優雅な, 利口な, 悧巧な, 敏い, 整った
さといの漢字表記。
しばしば グループで一番賢い人よりも — Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.
Korece똑똑하다, 똑똑한, 머리가 좋다, 영리하다, 총명하다 /t͈o̞k̚t͈o̞kʰa̠da̠/
smart, clever, intelligent
eş: 슬기롭다, 현명하다
köken: 똑똑 (ttokttok) + -하다 (-hada, “to do”, light verb deriving adjectives).
어떤 적절한 조건 아래에서는, 집단도 훌륭하게 지능적일 수 있다는 것입니다. — Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.
to hurt (of a body part or the like, or psychologically by extension) · to hurt (cause pain, like above)
çekim: geçmiş gjorde ont · ortaç ontgörande · ulaç ontgörande
Tån gör ont
Gjorde det ont?
Det gör ont, men gå ändå. Du kan alltid vända om. Det gör ont, men gå ändå. Du är här och kom hit som en vandrare.
smart; bright; shrewd (observant and responding intelligently) · rapid (flowing fast) · observant (able to observe or sense something quickly and see well)
çekim: karşılaştırma bystrzejszy · üstünlük najbystrzejszy
zıt: leniwy
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰūs- Proto-Indo-European *bʰūs-ro-? Proto-Indo-European *bʰos-? Proto-Slavic *bỳstrъ Old Polish bystry Polish bystry Inherited from Old Polish bystry.
aile: bystrolotny, bystronogi, bystrooki, bystry jak woda w klozecie, bystroń, bystrość, bystrotok, bystrz, bystrzak, bystrze
Karol miał szczęście posiadać bardzo zdolnych dowódców na tyłach swej armii. — Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.
bystry spadek
bystry pagorecek
bystry mróz
Ukraynacaдоте́пний, елега́нтний, кмітли́вий, розу́мний, тяму́щий
smart · shrewd, intelligent · clever, astute, sensible
köken: Borrowed from Sanskrit चतुर (catura).
aile: चतुराई
extremely, totally, very, really (used as an intensifier in compound terms)
köken: Probably a shortening of älyttömän (“ridiculously, extremely”).
Hän ei ole sidottu apeuden helvettiin, koska Len, kuten useimmat teistä, pääsee helposti flow-tilaan. — Mutsuzluğun cehennemine teslim olmamış ve çünkü Len, birçoğumuz gibi, akış konusunda müthiş kabiliyetli.
Älyhyvää keittoa.
Çekçebystrý, chytrý, inteligentní /ˈbɪstriː/
quick, alert, perceptive
çekim: karşılaştırma bystřejší · üstünlük nejbystřejší
eş: pohotový, všímavý, chápavý, chytrý, inteligentní, učenlivý
köken: Inherited from Old Czech bystrý, from Proto-Slavic *bystrъ.
Ty likviduje pomocí stále lepších zbraní, přičemž si hráč vylepšuje své schopnosti. — Bu yeteneklerin etkisini artırır ve oyun ilerledikçe oyuncunun daha kabiliyetli olmasını sağlar.
Rumencedescurcăreț, deștept, inteligent, înțepa, isteț, provoca durere /ˌdes.kur.kəˈret͡s/
clever, smart, adroit
köken: From descurca + -ăreț.
Si premisa acestei carti este ca, in conditii adecvate, grupurile pot fi extraordinar de inteligente. — Bu kitabın önermesi şudur: Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.
Macarcaintelligens, okos /ˈokoʃ/
smart, bright, clever
çekim: karşılaştırma okosabb · üstünlük legokosabb
zıt: buta
köken: From ok (from the supposed original meaning of értelem (“intellect”)) + -os (adjective-forming suffix).
aile: okosan, okosban, okosba’, okosít, okoskodik, okosság, kisokos, nagyokos, okostelefon
İbraniceחכם, נָבוֹן /χaˈχam/
wise, smart
çekim: çoğul חֲכָמִים
köken: Compare Arabic حَكِيم (ḥakīm), Aramaic חַכִּים (ḥakkīm).
aile: גַּם אֱוִיל מַחֲרִישׁ חָכָם יֵחָשֵׁב, חָכְמוֹלוֹג
שבתנאים המתאימים, קבוצות יכולות להיות אינטליגנטיות במיוחד. — Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.
Latincecallidus, catus, facio dolōrem /ˈkal.lɪ.dʊs/
wise, clever, ingenious · adroit, skilful, cunning, sly, crafty · discreet
çekim: karşılaştırma callidior · üstünlük callidissimus
zıt: īnsipiēns, stupidus, fatuus, stultus, brūtus, āmēns
köken: Etymology tree Latin callum Proto-Indo-European *-éh₁ti Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éh₁yeti Proto-Italic *-ēō Latin -eō Latin calleō Proto-Indo-European *dʰeh₁-der. Proto-Italic *-iðos Latin -idus Latin callidus From calleō + -idus.
aile: callidē, calliditas, callidulus
Sapientia callidī est intellegere viam suam: et inprūdentiā stultōrum errāns.
Dancaelegant, flot, gøre ondt, klog, smart /eləɡant/
elegant, smart · elegant, neat · elegantly, smartly, neatly
çekim: karşılaştırma elegantere · üstünlük elegantest
köken: Borrowed from French élégant, from Latin ēlegāns.
aile: uelegant
Hun har åbenbart fundet, at det var en fornøjelse at tale med den kloge og vittige Osten. — Aralarındaki bu ilişki, zeki ve kabiliyetli şairin yeteneklerini padişaha göstermesine yardım etti.
Norveççeflott
Vinden kan også være så sterk at slukking fra fly eller helikopter blir umulig. — İnsan taşıması güç olduğu için yüksek hareket kabiliyetli araçlar veya helikopterden ateşlenebilir.

Etimoloji

kabiliyet + -li

Kelime Ailesi

Örnek Cümleler

O, kabiliyetli bir yazar.
He's a talented writer.
O çok kabiliyetli ve yetenekliydi.
He was very gifted and talented.
Tom doğuştan kabiliyetli bir müzisyen.
Tom is a gifted musician.
Bu yeteneklerin etkisini artırır ve oyun ilerledikçe oyuncunun daha kabiliyetli olmasını sağlar.
More difficult tests become available as the player progresses.
Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.
Another advantage of the Qin was that they had a large, efficient army and capable generals.
Doğuştan gelen denge yeteneğim sayesinde... ...atları idare etmede kabiliyetli olduğumu düşünüyorum.
With my innate sense of balance, I'm thinking of engaging my skills in switching horses.
kabiliyetli ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod