O, kabiliyetli bir yazar.He's a talented writer.
O çok kabiliyetli ve yetenekliydi.He was very gifted and talented.
Tom doğuştan kabiliyetli bir müzisyen.Tom is a gifted musician.
Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.Another advantage of the Qin was that they had a large, efficient army and capable generals.
Bu yeteneklerin etkisini artırır ve oyun ilerledikçe oyuncunun daha kabiliyetli olmasını sağlar.More difficult tests become available as the player progresses.
Doğuştan gelen denge yeteneğim sayesinde... ...atları idare etmede kabiliyetli olduğumu düşünüyorum.With my innate sense of balance, I'm thinking of engaging my skills in switching horses.
Cliff ayrıca oldukça iyi ve kabiliyetli bir soloist idi.Fulrad fut l'un de ces instruments utile et efficace.
Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.Otra ventaja de la dinastía Qin era su enorme y eficiente ejército liderado por generales capaces.
Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.Karol miał szczęście posiadać bardzo zdolnych dowódców na tyłach swej armii.
Bu yeteneklerin etkisini artırır ve oyun ilerledikçe oyuncunun daha kabiliyetli olmasını sağlar.Ty likviduje pomocí stále lepších zbraní, přičemž si hráč vylepšuje své schopnosti.
Küçük yaşından beri savaş sanatına meraklı ve kabiliyetlidir.Από πολύ μικρή ηλικία έδειξε μεγάλο ενδιαφέρον και ικανότητα στις πολεμικές τέχνες.
Aralarındaki bu ilişki, zeki ve kabiliyetli şairin yeteneklerini padişaha göstermesine yardım etti.Hun har åbenbart fundet, at det var en fornøjelse at tale med den kloge og vittige Osten.
İnsan taşıması güç olduğu için yüksek hareket kabiliyetli araçlar veya helikopterden ateşlenebilir.Vinden kan også være så sterk at slukking fra fly eller helikopter blir umulig.
Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.もう一つの秦の優位は、広大で効率的で有能な将軍がいたことである。
Bu kitabın önermesi şudur: Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.I wstęp "Mądrości Tłumów' mówi, że w pewnych warunkach grupa potrafi być niewiarygodnie inteligentna.
Bu kitabın önermesi şudur: Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.Si premisa acestei carti este ca, in conditii adecvate, grupurile pot fi extraordinar de inteligente.
Bu kitabın önermesi şudur: Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.Và tiên đề của cuốn sách là, ở một điều kiện thích hợp, đám đông có thể thông minh một cách xuất chúng.
Bu kitabın önermesi şudur: Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.Основной идеей "Мудрости толпы" является то, что при правильных условиях, группы могут быть очень умными.
Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.어떤 적절한 조건 아래에서는, 집단도 훌륭하게 지능적일 수 있다는 것입니다.
Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.שבתנאים המתאימים, קבוצות יכולות להיות אינטליגנטיות במיוחד.
Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.في ظل الظروف المناسبة، يمكن للجماعات أن تكون ذكية بشكل ملحوظ
Doğru koşullar altında, topluluklar kaydadeğer şekilde kabiliyetli olabilirler.しばしば グループで一番賢い人よりも
Doğuştan gelen denge yeteneğim sayesinde... ...atları idare etmede kabiliyetli olduğumu düşünüyorum.Avec mon sens inné de l'équilibre, j'envisage de m'employer à changer de cheval.
Doğuştan gelen denge yeteneğim sayesinde... ...atları idare etmede kabiliyetli olduğumu düşünüyorum.ولننقل الرسالة
Mutsuzluğun cehennemine teslim olmamış ve çünkü Len, birçoğumuz gibi, akış konusunda müthiş kabiliyetli.Hän ei ole sidottu apeuden helvettiin, koska Len, kuten useimmat teistä, pääsee helposti flow-tilaan.
Mutsuzluğun cehennemine teslim olmamış ve çünkü Len, birçoğumuz gibi, akış konusunda müthiş kabiliyetli.그는 불행이라는 지옥에 굴하지 않습니다. 렌은 여러분과 마찬가지로 몰입에 엄청나게 능숙하기 때문입니다.
Mutsuzluğun cehennemine teslim olmamış ve çünkü Len, birçoğumuz gibi, akış konusunda müthiş kabiliyetli.Není odevzdán do pekla neštěstí, a to je proto, že Len, jako většina z vás, je ohromně schopný provozu.
Mutsuzluğun cehennemine teslim olmamış ve çünkü Len, birçoğumuz gibi, akış konusunda müthiş kabiliyetli.Той не е податлив на ада от нещастие, тъй като Лен, като повечето от вас, има огромна способност за поток.
Mutsuzluğun cehennemine teslim olmamış ve çünkü Len, birçoğumuz gibi, akış konusunda müthiş kabiliyetli.הוא לא "התמסר" לגיהנום של האומללות וזאת משום שלן, כמו רובכם, הוא בעל כושר זרימה עצום.
Mutsuzluğun cehennemine teslim olmamış ve çünkü Len, birçoğumuz gibi, akış konusunda müthiş kabiliyetli.فليس من الممكن أن يحتجزهم جحيم التعاسة و هذا لأن لين -مثل معظمكم- قادرا بشكل كبير على المضي قدما.
Mutsuzluğun cehennemine teslim olmamış ve çünkü Len, birçoğumuz gibi, akış konusunda müthiş kabiliyetli.また みなさんと同じように非常にうまくフローを活用できます 朝9時30分にレンがアメリカ証券取引所に入ると