Ana içeriğe geç
Sözlük
/
duruşma

duruşma

/du.ɾuʃˈma/
noun
B2 seviye
TR → EN
"duruşma" kelimesinin İngilizcesi: hearing, trial. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelhearing
Geneltrial

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)duruşmayı
Yönelme (-e)duruşmaya
Bulunma (-de)duruşmada
Çıkma (-den)duruşmadan
Tamlayan (-in)duruşmanın
Çoğul (-ler)duruşmalar

Tanım

•âşıkların karşılıklı olarak birbirlerine söz atmaları
•davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi, mahkeme, murafaa
•Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi

Diğer Dillerde

Almancagerichtsverhandlung (dişil)
trial
çekim: çoğul Gerichtsverhandlungen · tamlayan Gerichtsverhandlungen
eş: Gerichtstermin
So ging ich zu seinem Tribunal. — Duruşmasına gittim.
Fransızcaaudience, épreuve, essai, ouïe, procès, triel (dişil) /o.djɑ̃s/
audience, viewer · hearing
çekim: çoğul audiences
köken: Inherited from Old French audience, borrowed from Latin audientia, from present participle audiēns (“hearing”), from verb audiō (“to hear”).
aile: salle d'audience
Je suis donc allé à son procès. — Duruşmasına gittim.
İspanyolcaaudición, audiencia, certamen, cotejar, cotejo, ensayo (dişil) /audiˈθjon/
hearing (the act by which something is heard) · hearing (the sense used to perceive sound) · public entertainment, show:
çekim: çoğul audiciones
köken: Borrowed from Latin auditiōnem.
aile: audicionar
Así que fui a su tribunal. — Duruşmasına gittim.
listening · alternative form of auscultazione
çekim: çoğul ascoltazioni
köken: Borrowed from Latin auscultātiōnem. By surface analysis, ascoltare + -zione.
Sono andato in tribunale. — Duruşmasına gittim.
Rusçaиспыта́ние, испыта́тельный, неприя́тность, о́пыт, про́ба, про́бный
И я пошёл на суд. — Duruşmasına gittim.
Arapçaتَجْرِبَة, جَلْسَة, سَمْع, سَمِيع, مُحَاكَمَة, مُحَاوَلَة
ومن ثم ذهبت إلى المحاكمة — Duruşmasına gittim.
Farsçaآزمایش, سامعه, شنوایی /ʔaːz.maː.ˈjiʃ/
test, trial, ordeal · test, experiment · test, examination
çekim: çoğul آزمایشها
köken: From آزمای (âzmây, present stem of آزمودن (âzmudan, “to test, experience”)) + ـش (-eš).
aile: آزمایشگاه, آزمایشی
چنین داد پاسخ به مادر که شیر نگردد مگر ز آزمایش دلیر
verbal noun of eşitmək · hearing, ear
çekim: çoğul eşitmələr · tamlayan eşitmənin
köken: From eşit- + -mə.
mütləq eşitmə
Kazakçaесту, кезең, сот ісі, сын, сынақ
hearing, auditory perception
çekim: geçmiş естідім · ortaç естіген
köken: Inherited from Proto-Turkic *ẹĺit-. Cognate with Azerbaijani eşitmək, Uzbek eshitmoq.
Özbekçeeshitish
Felemenkçebeproeving, bezoeking, gehoor, horend, proces, proef (dişil) /bəˈpru.vɪŋ/
trial, ordeal, tribulation
çekim: çoğul beproevingen
köken: From beproeven + -ing.
Ik ging. — Duruşmasına gittim.
Portekizceaudição, audiência, dessurdo, ensaio, experiência, experimento (dişil) /aw.d͡ʒiˈsɐ̃w̃/
hearing · audition (performance)
çekim: çoğul audições
köken: Learned borrowing from Latin audītiōnem, from audiō (“to hear”).
Fui à audiência. — Duruşmasına gittim.
hearing
çekim: çoğul ακοές · tamlayan ακοής
köken: From Ancient Greek ἀκοή.
Πήγα στη δίκη του. — Duruşmasına gittim.
数が三つあることを表す文法範疇。
ブロードモアに入って14年 とうとう彼は釈放されました — Duruşmasına gittim.
Korece공청회, 공판, 시련, 시험, 재판, 청각 /ko̞ŋpʰa̠n/
public hearing, trial
köken: Sino-Korean word from 公判.
그리고 그가 출소할 때 갔어요. — Duruşmasına gittim.
present participle of höra
çekim: tamlayan hörandes
Man måste delta i rättegången. — Duruşmaya katılmak zorunludur.
trial, test (of something done in order to test or try it) · trial (attempted on a provisional or experimental basis)
eş: kontrolny, testowy, eksperymentalny
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *per-der.? Proto-Indo-European *per-der.? Proto-Indo-European *pér Proto-Indo-European *-o Proto-Indo-European *pró Proto-Indo-European *pro-der. Proto-Indo-European *bʰuH-der. Proto-Italic *proβwos Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂ Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *-eh₂yéti Proto-Italic *-āō Proto-Italic *proβwāō Late Latin probō…
aile: balon próbny
Poszedłem na jego przesłuchanie. — Duruşmasına gittim.
egzamin próbny
Ukraynacaвипро́бування, до́слід, експериме́нт, оці́нка, проце́с, ро́згляд
І пішов на слухання. — Duruşmasına gittim.
challenge, trial
çekim: çoğul चुनौतियाँ
köken: Deverbal form of चुनना (cunnā) with the suffix -औती (-autī) or from चुनाव (cunāv) + -ती (-tī).
मैं तुम्हारी चुनौती को स्वीकार करता हूँ।
Fincehaaste, karsinnat, koe, koe-, koestaa, koestus /ˈhɑːsteˣ/
challenge · summons
çekim: çoğul haasteet · tamlayan haasteen
köken: haastaa (“to challenge”) + -e
aile: haasteellinen, haasteaika, haastehakemus, haastemies, haasteottelu, haastetodistus, kaksintaisteluhaaste, päähaaste, taisteluhaaste
Oikeudenkäyntiin on pakko osallistua. — Duruşmaya katılmak zorunludur.
tässä teille haaste
Çekçepřelíčení, sluch, slyšení, slyšící, trojí, zkouška (nötr) /ˈpr̝̊ɛliːt͡ʃɛɲiː/
trial (appearance at judicial court)
çekim: çoğul přelíčením
Ani chudého šanovati nebudeš v při jeho. — Duruşmada yoksulu kayırmayacaksınız.
Rumenceauz, auzit, judecată (nötr)
hearing (sense)
çekim: çoğul auzuri · tamlayan auzului
köken: Back-formation from auzi.
Acuzarea poate începe. — Duruşma başlayabilir.
trouble, matter, problem · battle, combat, fight, duel · ill, trouble, condition, complaint (a certain abnormal state of health)
çekim: çoğul bajok
köken: Borrowed from Serbo-Croatian boj (“battle”).
aile: bajlódik, bajos, a baj nem jár egyedül, annyi baj legyen, bajba jut, kerül, keveredik, bajban ismerszik meg a jó barát, ellátja a baját, bajvívás
Szóval elmentem a meghallgatására. — Duruşmasına gittim.
Mi a baj?
İbraniceמִשְׁפָּט, ניסיון \ נִסָּיוֹן, שומע, שִׁמּוּעַ, שְׁמִיעָה
והלכתי למשפט שלו. — Duruşmasına gittim.
Latinceaudientia, auditorium, audītus, experimentum, periculum, trialis /au̯.diˈɛn.ti.a/
The act of hearing or listening; attention, heed. · The faculty of hearing. · A group of listeners, audience.
çekim: çoğul audientiae · tamlayan audientiae
köken: From audiēns (with -ia suffix), present active participle of audiō (“hear, listen”).
Dancahørelse, prøvelse, provisorisk, rettergang, test- (nötr) /høːrəlsə/
hearing (the sense of sounds)
çekim: tamlayan hørelses
köken: From høre (“to hear”) + -else (“act of”).
Anklageren må begynde. — Duruşma başlayabilir.
Norveççehøring, hørsel
Vil noen bli fornøyd med avtalen? — Duruşmadakiler buna ikna olur.
examination, test. · experiment, (clinical) trial. · trial, ordeal.
çekim: çoğul cobaan-cobaan
köken: coba + -an.
Penuntut bisa mulai. — Duruşma başlayabilir.

Etimoloji

By surface analysis, dur- (“to stop, to stand still”) + -uş (“reciprocal suffix”) + -ma.

Deyimler

gizli duruşma
göstermelik duruşma
tedbir duruşması
duruşma salonu
kapalı duruşma

Kelime Ailesi

duruşmaca
duruşmayla
duruşmacık
duruşmalı
duruşması
duruşmasız
duruşmayken
duruşmaysa

Örnek Cümleler

Duruşma Süreci
Timeline of trial
Duruşma başlasın
Let the trial begin
Duruşma ve Hüküm
Trial and ruling
Bir duruşma vardı.
There was a trial.
Duruşmasına gittim.
So I went to his tribunal.
Duruşma başlayabilir.
The prosecution may begin.
Bu duruşmada davacı kim?
Who is the plaintiff in this trial?
Tom bir duruşma avukatı.
Tom is a trial lawyer.
Duruşma halka açık değil.
The trial is not open to the public.
O duruşmada davacı benim.
I am the plaintiff in that trial.
Tom duruşmaya gelmeyecek.
Tom won't show up for trial.
Duruşma tarihi belirlendi.
A trial date was set.
duruşma ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod