Ana içeriğe geç
Sözlük
/
dolandırıcılık

dolandırıcılık

noun
C1 seviye
TR → EN
"dolandırıcılık" kelimesinin İngilizcesi: fraud, deceit, fraud, rogue, swindle. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelfraudnoun
Geneldeceit
Genelfraud
Genelrogue
Genelswindle
Genelcheat
Genelfraud
Genelfraud

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)dolandırıcılığı
Yönelme (-e)dolandırıcılığa
Bulunma (-de)dolandırıcılıkta
Çıkma (-den)dolandırıcılıktan
Tamlayan (-in)dolandırıcılığın
Çoğul (-ler)dolandırıcılıklar

Tanım

•dolandırıcı olma hâli
•Dolandırıcıya yakışır iş
•Birini aldatmak, yanıltmak için dolap veya oyun çeviren olma durumu

Diğer Dillerde

to trick (to gain an advantage) · to feint
çekim: geçmiş trickste aus · ortaç ausgetrickst · şimdiki trickst aus · ulaç austricksend
köken: aus- + tricksen. Compare English outtrick.
Ist das nicht ganz grundsätzlich krank? — Bu düpedüz manyaklık ve dolandırıcılık.
Fransızcacharlatan, cheat, fraudeur, imposteur, menteur, tricher (eril) /ʃaʁ.la.tɑ̃/
a streetseller of medicines · a charlatan (trickster) · a quack
çekim: çoğul charlatans
köken: From Middle French charlatan, from Old Italian ciarlatano. Pejorative meaning first recorded 1668.
Elle est inculpée pour trafic de fausse monnaie. — Ve Sindona dolandırıcılıkla suçlandı.
İspanyolcacriar cuernos, defraudador, dolo, echar cuernos, embaír, encornudar (eril) /defɾaudaˈdoɾ/
fraudster
çekim: çoğul defraudadores
köken: From defraudar + -dor.
Porque para mí eso es de alguién fundalmente enfermo — Bu düpedüz manyaklık ve dolandırıcılık.
to cheat
çekim: geçmiş baràto · ortaç baràto · şimdiki bàra · ulaç barànte
eş: imbrogliare
köken: From baro + -are.
LOTTA CONTRO LA FRODE — DOLANDIRICILIKLA SAVAŞ
Penso che Tony abbia barato.
Rusçaобман, мошенничество
Рамон занимается денежными махинациями. — Ramone bir nevi dolandırıcılık yapıyormuş.
Arapçaاِحْتِيال, تَزْوِير, غَشَّ, غِشّ
ونحن مثل فرق مكافحة الهراء في مراكز الشرطة، نطرده خارجا. — Dolandırıcılık masası gibiyiz, bunları saklandıkları yerlerden çıkartıyoruz.
Farsçaآپارتی, شیاد, شیادی, فریب, کلاهبردار, کلاهبرداری /ʃa.ˈjaːd/
fraud, imposter · public storyteller (in medieval times)
köken: Pseudo-Arabism, from the root ش ي د. First attested in Gulistān, 1258.
fraud, swindle (an act of deception carried out for the purpose of unfair, undeserved and/or unlawful gain) · swindler, fraud (a person who performs any such trick)
çekim: çoğul fırıldaqlar · tamlayan fırıldağın
aile: fırıldaqçı
to deceive · to cheat on one's significant other
çekim: geçmiş bedrogen · ortaç bedrogen · şimdiki bedriegt · ulaç bedriegend
köken: From Middle Dutch bedriegen, from Old Dutch bidriegan, from Proto-West Germanic *bidreugan.
aile: bedrieger, bedrieglijk
Je kan ons als een soort specifieke politie beschouwen. — Dolandırıcılık masası gibiyiz, bunları saklandıkları yerlerden çıkartıyoruz.
Portekizcebatota, batotar, chifrar, enganar, estelionato, falcatrua (dişil) /baˈtɔ.tɐ/
cheating (at cards etc)
çekim: çoğul batotas
DISPOSIÇÕES COMUNS — DOLANDIRICILIKLA SAVAŞ
Yunancaαπατεώνας, απάτη (eril) /a.pa.tɛ.ˈɔ.nas/
crook, swindler, fraudster
çekim: çoğul απατεώνες · tamlayan απατεώνα
eş: εγκληματίας, κακοποιός, κακούργος, λαμόγιο
köken: From Ancient Greek ἀπατεών (apateṓn).
Άρθρ ΙΙΙ-286 — DOLANDIRICILIKLA SAVAŞ
Japoncaチート, ペテン師, まやかす, 不倫をする, 偽る, 浮気する /t͡ɕiːto̞/
cheat
köken: Borrowed from English cheat. Alternative spelling as 升 from the similarity of the character to the katakana spelling.
元々は一種の詐欺師。 — Özellikle de dolandırıcılık yapan biridir.
Korece바람을 피우다, 바람피우다, 사기, 치트키 /pa̠ɾa̠mpʰiuda̠/
to cheat on, to have an affair
çekim: geçmiş 바람피웠다
우리는 그 허풍들을 쫓아내는 경찰서의 "사기 전담반"과 같은 것입니다. — Dolandırıcılık masası gibiyiz, bunları saklandıkları yerlerden çıkartıyoruz.
synonym of bedra
çekim: geçmiş bedrog · ortaç bedragen · ulaç bedragande
köken: From Old Swedish bedragha, from Middle Low German bedregen, from Old Saxon bidriogan, from Proto-West Germanic *bidreugan. By surface analysis, be- + draga, etymologically equivalent to be- + dryga. Displaced native svika in this sense.
För andra betydelser, se Petäjäkari. — Özellikle de dolandırıcılık yapan biridir.
Lehçeczit, kod, oszukiwać, oszust, oszustka, oszustwo (eril) /ˈkɔt/
code
çekim: çoğul kody · tamlayan kodu
eş: szyfr
köken: Internationalism; compare English code, French code, German Code, ultimately from Latin cōdex. Doublet of kodeks.
WYKONANIE BUDŻETU I ABSOLUTORIUM — DOLANDIRICILIKLA SAVAŞ
Ukraynacaдури́ти, махлюва́ти, обма́нювати, шахра́й, шахра́йство, шахраюва́ти
Це шахрайство. — Bu bir dolandırıcılık.
fraud, deceit; excuse · ruse, ploy, plot
çekim: çoğul छलों
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *(s)gʷʰh₂el- Sanskrit स्खल् (skhal)? Sanskrit छद् (chad)? Proto-Indo-European *(s)kel-der.? Sanskrit छल (chala) Hindi छल Inherited from Sauraseni Prakrit 𑀙𑀮 (chala), from Sanskrit छल (chala).
jive (deceptive talk) · single swing, single-time swing (type of dance derived from jive)
çekim: çoğul fuskut · tamlayan fuskun
eş: lava-jive
köken: From fuskata (“to cheat”) + -u.
Elokuvaaja Ammattinetti, Työ- ja elinkeinotoimisto. — Film dolandırıcılık ve iş adamlarıyla ilgili bir film.
Çekçebýt nevěrný, podvádět, podvést, podvod /ˈpodvaːɟɛt/
imperfective form of podvést
çekim: geçmiş podváděla · ortaç podváděla · şimdiki podvádí
eş: šidit, klamat, obelhávat, šulit, očurávat, žulit
Je to podvodnice. — Özellikle de dolandırıcılık yapan biridir.
Rumenceînșelăciune, trișa (dişil)
fraud · hoax · act of tricking, defrauding, swindling, cheating
çekim: çoğul înșelăciuni
eş: fraudă, escrocherie, înșelare
köken: From înșela + -ăciune.
Anul trecut, au existat fraude corporative de 997 miliarde dolari doar în SUA. — Geçen yıl A.B.D.'de sadece kurumsal dolandırıcılıkta 997 milyar dolar gördük.
Macarcaátejt, átver, becsap, becsapás, csal, csalás /ˈaːtɛjt/
to let down
çekim: geçmiş átejtettek
köken: át- + ejt
aile: átejtés
lopásba, csalásba és különböző más bűncselekményekbe. — Hırsızlık, dolandırıcılık... ...ve diğer suç faaliyetleri...
İbraniceבגד, צ׳יט, רימה, רַמָּאוּת (eril)
To betray · To cheat (e.g: on one's spouse), to be unfaithful
çekim: geçmiş בָּגַדְתָּ
köken: Compare Arabic بِجَاد (bijād, “a thick striped garment”).
aile: בֶּגֶד יָם
זה פשוט חולני — Bu düpedüz manyaklık ve dolandırıcılık.
Latincecaptiō, fraudātor, fraudō, fraus /ˈfrau̯s/
cheating, deceit, deception, fraud, guile, stratagem, trick, treachery, wiles · delusion, error · injury, hurt, harm
çekim: çoğul fraudēs · tamlayan fraudis
köken: Perhaps from Proto-Indo-European *dʰrewgʰ- (“to deceive, mislead”), with an uncertain phonetic development. However see also Sanskrit ध्रुति (dhruti, “deception”), द्रुह्यति (druhyati, “to deceive”) and Younger Avestan 𐬛𐬭𐬁𐬎𐬎𐬀𐬌𐬌𐬁𐬝 (drāuuaiiāt̰, “will deceive”), which (along with perhaps Proto-Germanic *draumaz (“dream”)) point to Proto-Indo-European *dʰrew-, which would have been extended as…
aile: fraudātiō, fraudātor, fraudātōrius, fraudō, fraudulenter, fraudulentia, fraudulentus, fraudulōsus
Dancabedrage, bedrager, bedrageri, forfalskning, snyde, svindel /b̥eˈd̥ʁɑˀwə/
to deceive · to betray · to defraud
çekim: geçmiş bedrog · ortaç bedraget · ulaç bedragende
köken: From Middle Low German bedrēgen, from Proto-West Germanic *bidreugan, cognate with German betrügen, Dutch bedriegen, derived from Proto-Germanic *dreuganą, hence German trügen, Gothic 𐌳𐍂𐌹𐌿𐌲𐌰𐌽 (driugan). The Danish verb has been assimilated to the native word drage (“to draw”).
aile: bedrag, bedrager, bedrageri
Sidste år endte 997 milliarder dollars som selskabssvindel i USA. — Geçen yıl A.B.D.'de sadece kurumsal dolandırıcılıkta 997 milyar dolar gördük.
Norveççebedra, fuske, jukse, lure, snyte, unngå
Mim ble beskyldt for tyveriet. — Ve Sindona dolandırıcılıkla suçlandı.
Endonezcepenipu, penipuan, selingkuh /pəˈni.pu/
a person whose actions or words are dishonest with certain intention · a person who swindles, cheats or defrauds; cheater; fraudster; swindler · one who double deals; double-dealer
eş: pembohong, pengecoh, pengecoh
köken: Inherited from Malay penipu. Equivalent to From peng- + tipu.
Tahun lalu kerugian karena penipuan perusahaan di Amerika Serikat saja mencapai 997 miliar dolar. — Geçen yıl A.B.D.'de sadece kurumsal dolandırıcılıkta 997 milyar dolar gördük.
Vietnamcabắt cá hai tay, bịp, gian lận, sự gian lận, sự gian trá, sự lừa lọc /ʔɓat̚˧˦ kaː˧˦ haːj˧˧ taj˧˧/
to two-time
köken: Literally, "to catch fish with two hands".
Ông ta hóa ra là một kẻ lừa đảo. — Özellikle de dolandırıcılık yapan biridir.
Bulgarcaзаблуждавам, изигравам, измама, изма́ма, измамвам, изма́мвам (dişil) /izˈmamɐ/
deceit, deception, circumvention, dupery, foul play, guile, double-dealing, cheating, suck-in, take-in, cozenage, flimflam · fraud, defraudation, defraudment, swindle, swizz, rip-off, scam, racket · delusion, illusion
çekim: çoğul изма́ми
köken: From Proto-Slavic *jьzmama.
Някой биха казали, че ротативките са друг вид измама. — Kimileri, slot makinelerinin bir tür dolandırıcılık olduğunu düşünür.

Etimoloji

dolandırıcı + -lık

Örnek Cümleler

Bu bir dolandırıcılık.
This is a scam.
O dolandırıcılıktan suçludur.
She is guilty of fraud.
Açıkçası bu bir dolandırıcılık.
Clearly, it's a fraud.
O hep dolandırıcılıkla uğraşıyor.
He's always involved in scams.
Plan bir dolandırıcılık başyapıtıydı.
The plan was a masterpiece of fraud.
Bu düpedüz manyaklık ve dolandırıcılık.
I think that's just fundamentally sick
Özellikle de dolandırıcılık yapan biridir.
One of them cheated.
Ramone bir nevi dolandırıcılık yapıyormuş.
Ramone is running some sort of money skimming operation.
İnanmıyorum, bence bu bir dolandırıcılık."
I don't believe it, I think it's a con."
Banker dolandırıcılık suçundan hapse girdi.
The banker went to jail for fraud.
FBI, dolandırıcılık yüzünden Leyla'yı ev hapsinde tuttu.
The FBI had Layla under house arrest for fraud.
FDA, "büyük ölçüde dolandırıcılık" olduğuna karar verdi.
The FDA concluded that they were dealing with a "fraud of the first magnitude".
dolandırıcılık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod