to be fond of, to like
çekim: geçmiş hatte gern · ortaç gern gehabt · şimdiki hat gern · ulaç gern habend
köken: gern + haben.
Sex wird überbewertet. — Seks düşkünüdür.
fan (admirer, supporter)
çekim: çoğul fans
eş: accro, adepte, admirateur, aficionado, amateur, fanatique
köken: Borrowed from English fan, 1920s.
Il est très dévoué à son père. — Babasına çok düşkün.
in light of
Apreciar el arte. — Sanata düşkündür.
(with a) to agree, consent (to)
çekim: geçmiş accondiscéso · ortaç accondiscéso · şimdiki accondiscénde · ulaç accondiscendènte
eş: accettare, acconsentire, acquiescere, aderire, assecondare, assentire
köken: From a- + condiscendere.
Lei vuole molto bene a suo figlio. — Oğluna çok düşkündür.
обедневший, обнищавший; разорившийся
Очень любит отца. — Babasına çok düşkün.
affectionate, fond
Da liberdade adorada. — Özgürlüğüne düşkün.
datum, item of data, piece of information
çekim: çoğul δεδομένα · tamlayan δεδομένου
aile: βάση δεδομένων
"Είσαι - είστε λάτρης - of - τα σκυλιά;" — '- Düşkün - - köpeklerin?'
to be fond of, to like
çekim: geçmiş 好いた
zıt: 嫌う, 嫌がる
köken: Ultimately from Proto-Japonic *suku.
aile: 好き
セクハラ好き。 — Seks düşkünüdür.
後朝の別れに抱き〆ないで / ・・・・好かねへくせに
indefinite neuter singular of given
Är för evigt kattunge. — Tam bir kedi düşkünüdür.
given (currently discussed)
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *deh₃-redup. Proto-Indo-European *-ti Proto-Indo-European *dédeh₃ti Proto-Balto-Slavic *dṓˀtei Proto-Slavic *dàti Old Polish dać Polish dać Proto-Slavic *-anъ Proto-Indo-European *-(e-)nós Proto-Slavic *-ěnъ Old Polish -any Polish -any Polish dany From dać + -any.
aile: dane
Bardzo kocha swojego ojca. — Babasına çok düşkün.
loving, fond
köken: Formed as a present active participle of люби́ти (ljubýty).
За її свободу! — Özgürlüğüne düşkün.
an archive or a collection in an archive, a fond
çekim: çoğul arkistokokonaisuudet · tamlayan arkistokokonaisuuden
köken: arkisto + kokonaisuus
Parempaa kuin seksi. — Seks düşkünüdür.
axiom
çekim: çoğul axiomy · tamlayan axiomu
eş: dogma
aile: axiom výběru
Měl obdiv pro krásu. — Güzelliğine çok düşkündür.
at, in · to, towards
çekim: geçmiş lăut · ortaç lăut · şimdiki lă
köken: From Latin illac.
"Eşti - sunteţi fond - de - de caini?" — '- Düşkün - - köpeklerin?'
Suntem la Paris.
third-person singular indicative past indefinite of ad
köken: From ad (“to give”) + -ott (past-tense and past-participle suffix).
aile: adottság
Az alkotás öröme. — Sanata düşkündür.
az adott helyzetben
היא אוהבת את בנה מאד. — Oğluna çok düşkündür.
indulgent, compliant · ductile (about materials)
köken: See eftergive.
Smag og Behag. — Zevkine düşkün ve hazcı.
Smaken av frihet. — Özgürlüğüne düşkün.
to have a dear affection (for/from)
köken: yêu + mến.
Thích Thiền Tâm. — Seks düşkünüdür.
naive, gullible (excessively ready to believe things)
çekim: karşılaştırma по́-наи́вни · üstünlük на́й-наи́вни
Със сигурност е котка в същността си. — Tam bir kedi düşkünüdür.
Slovencedan (eril) /dáːn/ past passive participle of dáti
çekim: çoğul dnevi · tamlayan dneva
zıt: nọ̑č
köken: Inherited from Proto-Slavic *dьnь (“day”). First attested in the 10th century.
aile: dọ́ber dȃn
Samozadovoljstvo je najboljše. — Keyfine çok düşkündür.
to love (to feel love for someone or something) · to make love · to prefer
çekim: geçmiş olla armastanud · ortaç armastanud · şimdiki armastab · ulaç armastav
köken: From Proto-Finnic *armastadak. Cognate with Finnish armastaa.
aile: armastus
Üheks tema huvialaks oli kirjandus. — Bir kitap düşkünüdür.
Ma armastan sind.
Armastan piima kohvile.
loving, affectionate, tender · fond
çekim: karşılaştırma ceanúla · üstünlük is ceanúla
köken: From cion + -úil.
aile: ceanúlacht
a certain thing, esp. a person; somebody
köken: Borrowed from Arabic فُلَان (fulān).
aile: fulanifulani