Ana içeriğe geç
Sözlük
/
düşkünü

düşkün

/dyʃ.cyn/
adj
C1 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"düşkün" kelimesinin İngilizcesi: enamored, keen, fond, given, hooked. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelenamoredadj
Genelkeenadj
Genelfondadj
Genelgiven
Genelhooked
Genelinveterate
Genelpauper
Genelkeen
Genelfrail
Genelfrail
Genelkeen
Genelpauper

Tanım

•(mecaz) değer ve onurunu yitirmiş
•(mecaz) kötü yola düşmüş, ahlaksız
•bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun
•geçim sıkıntısına düşmüş
•meraklı
•yaşlılık, hastalık v.s. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş
•yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını kaybetmiş
•Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan

Atasözü & Deyim

“Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü”
“Zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü”

Diğer Dillerde

to be fond of, to like
çekim: geçmiş hatte gern · ortaç gern gehabt · şimdiki hat gern · ulaç gern habend
köken: gern + haben.
Sex wird überbewertet. — Seks düşkünüdür.
Fransızcafan, Pauvre, indigent /fan/
fan (admirer, supporter)
çekim: çoğul fans
eş: accro, adepte, admirateur, aficionado, amateur, fanatique
köken: Borrowed from English fan, 1920s.
Il est très dévoué à son père. — Babasına çok düşkün.
in light of
Apreciar el arte. — Sanata düşkündür.
(with a) to agree, consent (to)
çekim: geçmiş accondiscéso · ortaç accondiscéso · şimdiki accondiscénde · ulaç accondiscendènte
eş: accettare, acconsentire, acquiescere, aderire, assecondare, assentire
köken: From a- + condiscendere.
Lei vuole molto bene a suo figlio. — Oğluna çok düşkündür.
обедневший, обнищавший; разорившийся
Очень любит отца. — Babasına çok düşkün.
affectionate, fond
Da liberdade adorada. — Özgürlüğüne düşkün.
Yunancaδεδομένο (nötr)
datum, item of data, piece of information
çekim: çoğul δεδομένα · tamlayan δεδομένου
aile: βάση δεδομένων
"Είσαι - είστε λάτρης - of - τα σκυλιά;" — '- Düşkün - - köpeklerin?'
Japonca好く, 気に入る /sɨ̥kɯ̟/
to be fond of, to like
çekim: geçmiş 好いた
zıt: 嫌う, 嫌がる
köken: Ultimately from Proto-Japonic *suku.
aile: 好き
セクハラ好き。 — Seks düşkünüdür.
後朝の別れに抱き〆ないで / ・・・・好かねへくせに
indefinite neuter singular of given
Är för evigt kattunge. — Tam bir kedi düşkünüdür.
Lehçedany, lubić, ze względu na /ˈda.nɘ/
given (currently discussed)
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *deh₃-redup. Proto-Indo-European *-ti Proto-Indo-European *dédeh₃ti Proto-Balto-Slavic *dṓˀtei Proto-Slavic *dàti Old Polish dać Polish dać Proto-Slavic *-anъ Proto-Indo-European *-(e-)nós Proto-Slavic *-ěnъ Old Polish -any Polish -any Polish dany From dać + -any.
aile: dane
Bardzo kocha swojego ojca. — Babasına çok düşkün.
Ukraynacaда́ний, люблячий, ніжний /ˈlʲublʲɐt͡ʃei̯/
loving, fond
köken: Formed as a present active participle of люби́ти (ljubýty).
За її свободу! — Özgürlüğüne düşkün.
an archive or a collection in an archive, a fond
çekim: çoğul arkistokokonaisuudet · tamlayan arkistokokonaisuuden
köken: arkisto + kokonaisuus
Parempaa kuin seksi. — Seks düşkünüdür.
axiom
çekim: çoğul axiomy · tamlayan axiomu
eş: dogma
aile: axiom výběru
Měl obdiv pro krásu. — Güzelliğine çok düşkündür.
Rumencedat fiind, la /la/
at, in · to, towards
çekim: geçmiş lăut · ortaç lăut · şimdiki lă
köken: From Latin illac.
"Eşti - sunteţi fond - de - de caini?" — '- Düşkün - - köpeklerin?'
Suntem la Paris.
third-person singular indicative past indefinite of ad
köken: From ad (“to give”) + -ott (past-tense and past-participle suffix).
aile: adottság
Az alkotás öröme. — Sanata düşkündür.
az adott helyzetben
היא אוהבת את בנה מאד. — Oğluna çok düşkündür.
indulgent, compliant · ductile (about materials)
köken: See eftergive.
Smag og Behag. — Zevkine düşkün ve hazcı.
Smaken av frihet. — Özgürlüğüne düşkün.
Vietnamcayêu mến /ʔiəw˧˧ men˧˦/
to have a dear affection (for/from)
köken: yêu + mến.
Thích Thiền Tâm. — Seks düşkünüdür.
naive, gullible (excessively ready to believe things)
çekim: karşılaştırma по́-наи́вни · üstünlük на́й-наи́вни
Със сигурност е котка в същността си. — Tam bir kedi düşkünüdür.
Slovencedan (eril) /dáːn/
past passive participle of dáti
çekim: çoğul dnevi · tamlayan dneva
zıt: nọ̑č
köken: Inherited from Proto-Slavic *dьnь (“day”). First attested in the 10th century.
aile: dọ́ber dȃn
Samozadovoljstvo je najboljše. — Keyfine çok düşkündür.
Estoncaarmastama, kalliks pidama, üle uhke olema /ˈɑrmɑstɑmɑ/
to love (to feel love for someone or something) · to make love · to prefer
çekim: geçmiş olla armastanud · ortaç armastanud · şimdiki armastab · ulaç armastav
köken: From Proto-Finnic *armastadak. Cognate with Finnish armastaa.
aile: armastus
Üheks tema huvialaks oli kirjandus. — Bir kitap düşkünüdür.
Ma armastan sind.
Armastan piima kohvile.
İrlandacaceanúil, cion a bheith agat ar, muirneach /ˈcanˠuːlʲ/
loving, affectionate, tender · fond
çekim: karşılaştırma ceanúla · üstünlük is ceanúla
köken: From cion + -úil.
aile: ceanúlacht
Svahilifulani (nötr)
a certain thing, esp. a person; somebody
köken: Borrowed from Arabic فُلَان (fulān).
aile: fulanifulani
Esperantokonsidere, ŝata

Etimoloji

From Ottoman Turkish دوشكون (düşkün).

Örnek Cümleler

Seks düşkünüdür.
Men love sex.
Sanata düşkündür.
Enjoy Art.
Futbola düşkünüm.
I'm fond of football.
O, jaza düşkündür.
He is keen on jazz.
Petrole düşkündür.
Love Gasoline.
O spora düşkündür.
She is devoted to sport.
Ben Tom'a düşkünüm.
I'm fond of Tom.
O bir blog düşkünü.
She's a blog addict.
Özgürlüğüne düşkün.
Jailed for Freedom.
Tom işine düşkündür.
Tom is devoted to his work.
Babasına çok düşkün.
She is very fond of her father.
Tom avcılığa düşkün.
Tom is fond of hunting.
düşkün ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod