Also geht es allen, die nach Gewinn geizen, daß ihr Geiz ihnen das Leben nimmt. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
sharp, pointed, acute (terminating in a point or edge, especially one that can cut easily) · acute, sharp, witty, keen (intelligent) · sharp, stabbing, acute, severe
köken: Inherited from Old Spanish, from Latin acūtus. Cognate with English acute.
aile: acento agudo, agudamente, agudeza, agudizar, ángulo agudo, infarto agudo de miocardio, puntiagudo, reactante de fase aguda
Tales son las sendas de todo el que es dado a la codicia, la cual quita la vida a los que la poseen — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
köken: Inherited from Latin habitūdinem. By surface analysis, abito + -itudine.
Tale è la fine di chi si dà alla rapina; la cupidigia toglie di mezzo colui che ne è dominato — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
Таковы пути всякого, кто алчет чужого добра: оно отнимает жизнь у завладевшего им. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
köken: Learned borrowing from Latin vitium. Doublet of viço, probably a semi-learned term, and vezo, which was inherited.
Tais são as veredas de todo aquele que se entrega � cobiça; ela tira a vida dos que a possuem. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
Τοιαυται ειναι αι οδοι παντος πλεονεκτου η πλεονεξια αφαιρει την ζωην των κυριευομενων υπ' αυτης. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
köken: From Old Swedish vani, from Old Norse vani.
aile: ha för vana, matvana, vanemässig
Så går det envar som söker orätt vinning: sin egen herre berövar den livet. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
köken: Inherited from Proto-Slavic *nalogъ, or Proto-Slavic *naloga.
aile: nałogowiec, nałogowy
Takieć są ścieszki każdego czyhającego na zysk, który duszę pana swego odbiera. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
Я думав про ніжність помічника до фотографії, і його трюк зникаючої в підвал. — Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.
Näin käy jokaiselle väärän voiton pyytäjälle: se ottaa haltijaltaan hengen. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
Takovéť jsou cesty každého dychtícího po zisku, duši pána svého uchvacuje. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
köken: Borrowed from Latin habitūdō and French habitude.
Aceasta este soarta tuturor celor lacomi de cîştig: lăcomia aduce pierderea celor ce se dedau la ea. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
habit (long piece of clothing worn by monks and nuns)
çekim: çoğul csuhák
köken: Borrowed from Ottoman Turkish چوقه (çuha, “broadcloth”).
aile: csuhás
Ilyen az útja minden kapzsi embernek: gazdájának életét veszi el. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
Så går det hver den som søker urettferdig vinning; den tar livet av sine egne herrer. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.
Ðó là đường của những kẻ tham lợi bất nghĩa; Lợi như thể đoạt lấy mạng sống của kẻ được nó. — Haksız kazanca düşkün olanların sonu böyledir. Bu düşkünlük onları canlarından eder.