Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yolmak

yolmak

/joɫ.ˈmak/
verb
TR → EN
"yolmak" kelimesinin İngilizcesi: pick, pluck, fleece, pick, pluck. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelpickverb
Genelpluckverb
Genelfleece
Genelpick
Genelpluck

Çekim Tablosu

Geniş zamanyolamam
Şimdiki zamanyolabiliyor
Gelecek zamanyolacak
Geçmiş zamanyolamadı
Şartyolamasa
Gereklilikyolamamalı
Emiryol

Tanım

•Bitki, tüy vb.ni çekerek yerinden çıkarmak, çekip koparmak; almak
•mecaz: Dolandırarak, hile ile birinin parasını almak

Diğer Dillerde

etwas, das irgendwo haftet oder befestigt ist, gewaltsam oder grob (mit der Hand) entfernen
eş: abreißen
Ich bin also im Flugzeug und raufe mir die Haare. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
offal, giblets
Je suis dans l'avion, et là je m'arrache les cheveux. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
İspanyolcadesplumar, escarbar, escoger, escogitar, esculcar, ganzúa /despluˈmaɾ/
to pluck (remove feathers) · to plunder, rob, fleece · to break wind, to fart
çekim: geçmiş desplumé · ortaç desplumado · şimdiki despluma
köken: From des- + pluma + -ar.
Estoy en el avión y me estoy tirando de los pelos. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
barrier, turnpike · reef · wall
çekim: çoğul barriere
eş: cancello, chiusura, sbarramento, steccato, impedimento, limite
Sono sul mio volo e mi strappo i capelli. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Rusçaвырывать; выдёргивать, выщипывать
вырывать; выдёргивать, выщипывать
Я был в самолёте и просто места себе не находил. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Arapçaفَأْس, قَطَفَ, مِعْوَل
انا في الطائرة واحك راسي — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Farsçaپر کندن, کلنگ /ku.ˈlanɡ/
pickaxe
çekim: çoğul کلنگها
köken: From Proto-Indo-European *kelh₂- (“to beat, strike, break”). Compare کلند (koland).
aile: خانه کلنگی
Azericedərmək
to pick
çekim: geçmiş dərmiş · ortaç dərmiş · şimdiki dərir
köken: From Proto-Common Turkic *tēr-. Cognate with Turkish dermek.
almanı ağacdan dərmək
ağacdan alma dərmək
gül dərmək
Felemenkçedoorzettingsvermogen, gepluk, grabbelen, grijpen, ingewanden, kaalplukken (nötr) /ˈdoːr.zɛ.tɪŋs.vərˌmoː.ɣə(n)/
perseverance, determination, tenacity
köken: From doorzetting + -s- + vermogen.
Ik zit in het vliegtuig en ik trek de haren uit mijn kop. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Haar doorzettingsvermogen is grenzeloos.
Portekizcearranca, arrancar, colher, depenagem, depenar, escolha /aˈʁɐ̃.kɐ/
inflection of arrancar: · second-person singular imperative
Estou no avião e estou quase a arrancar os cabelos. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
両先端または片方を鶴の嘴のように尖らせ、木の柄をつけた鉄製の道具。硬い土を掘り起こすのに用いる。
追求しなかったのか と感じたので — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Korece따다, 뜯다, 정하다 /t͈a̠da̠/
to pick, to pluck · to win a prize · to get, to receive
çekim: geçmiş 땄다
köken: First attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean ᄠᆞ〮다〮 (Yale: ptó-tá).
비행기 안에서 제 머리를 쥐어뜯으면서, — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
나는 그 노래의 코드를 땄다.
a lock pick, a tool for lock picking (instead of a key)
çekim: çoğul dyrkar · tamlayan dyrks
köken: Borrowed from Middle Low German diderik. Cognate of German Dietrich (“lockpick”), Danish dirk, Finnish tiirikka.
Jag är på flygplanet och jag sliter håret. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
alternative form of brzdąknąć
çekim: geçmiş brzdęknięto
W samolocie rwałem włosy z głowy, myśląc, czemu nie tego drążyłem? myśląc, czemu nie tego drążyłem? — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim. Neden devamını da yazmadım? Bu ne demek oluyor olabilir şimdi?
Ukraynacaвибира́ти, ви́бір, ка́йло
Hintçeगैंती, चुनना (dişil) /ɡɛ̃ː.t̪iː/
pickaxe, pick
çekim: çoğul गैंतियाँ
köken: Uncertain. Possibly from गर्तकृत् (gartakṛt, “one who digs a pit”), from गर्त (garta, “pit”) + कृत् (kṛt, “maker”).
Fincehakku, harva kampa, kiskaista, kyniä, lukea, näppäillä /ˈhɑkːu/
hack, pick, pickaxe
çekim: çoğul hakut · tamlayan hakun
köken: Borrowed from Swedish hacka.
aile: jäähakku, kivihakku
Lentokoneessa olin repiä hiukset päästäni. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
to pluck, to thrum, to strum
çekim: geçmiş brnkala · ortaç brnkala · şimdiki brnká
köken: Inherited from Proto-Slavic *brękati. Of onomatopoeic origin. Compare brnět, břinkat.
aile: vybrnkat, zabrnkat
Sedím v letadle a rvu si vlasy. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
brnkat na kytaru
to pinch · to nip, bite · to pilfer, filch
çekim: geçmiş ciupit · ortaç ciupit · şimdiki ciupește
eş: pișca
köken: Unknown. Possibly a substratum word. Or compare Bulgarian чупя (čupja).
Sunt în avion și-mi smulg părul din cap. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Macarcabátorság, belsőség, csákány, kiszakít, kitép, leszakít /ˈbaːtorʃaːɡ/
courage, bravery, gameness · audacity
çekim: çoğul bátorságok
köken: From bátor (“brave”) + -ság (noun-forming suffix).
aile: bátorsági, bátorságú, bátorságpróba, bátorságot merít, bátorságot önt, bátorságot vesz, inába száll a bátorsága, összeszedi a bátorságát
A repülőgépen vagyok és csak tépem a hajam. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
İbraniceקטף, קָטַף
to pick; to pluck (flowers, fruit, etc.)
çekim: geçmiş קָטַפְתָּ
אני על מטוס ואני תולש את השערות. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Latincecarpō, vellō
Dancaplukke
Norveççedirk, hakke, loppe, pilke, ribbe, røske
Endonezcememetik, petik /məməˈtiʔ/
active of petik
Saya di pesawat dan saya menggaruk-garuk kepala. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Vietnamcanhổ /ɲo˧˩/
to spit, to spit out
köken: From Proto-Vietic *ʄoh.
aile: nhổ giò
nhổ răng/tóc bạc/cỏ
Thằng bé kéo tay tôi, bảo nhỏ. – Nhổ lông chim mướn đấy.[…]
to pick, to take, to gather · to collect, to reap, to garner (e.g. harvest, provisions, resources, information) · to (start to) feel, to muster (+ emotion, feeling)
çekim: geçmiş none · ortaç бран · şimdiki бере́ · ulaç беря́щ
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰer- Proto-Indo-European *bʰéreti Proto-Balto-Slavic *bírāˀtei Proto-Slavic *bьràti Old Church Slavonic бьрати (bĭrati) Bulgarian бера Inherited from Old Church Slavonic бьрати (bĭrati).
aile: бера́ло, бера́ч, бера́чка, бе́рба, бери́тба, бран, гроздобе́р, розобе́р, цветобе́р, бер
В самолета съм и просто си скубя косите. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
брах страх
Не бери грижи/ядове!
бере се гной
Slovakçašklbať

Örnek Cümleler

Mary piliçten tüyleri yolmakla meşgul.
Mary is busy plucking the feathers from the chicken.
Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
I'm on the plane and I'm just tearing my hair out.
yolmak ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod