etwas, das irgendwo haftet oder befestigt ist, gewaltsam oder grob (mit der Hand) entfernen
eş: abreißen
🔊 Ich bin also im Flugzeug und raufe mir die Haare. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
offal, giblets
🔊 Je suis dans l'avion, et là je m'arrache les cheveux. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
to pluck (remove feathers) · to plunder, rob, fleece · to break wind, to fart
çekim: geçmiş desplumé · ortaç desplumado · şimdiki despluma
köken: From des- + pluma + -ar.
🔊 Estoy en el avión y me estoy tirando de los pelos. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
barrier, turnpike · reef · wall
çekim: çoğul barriere
eş: cancello, chiusura, sbarramento, steccato, impedimento, limite
🔊 Sono sul mio volo e mi strappo i capelli. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Rusça 🔊 вырывать; выдёргивать, выщипывать
вырывать; выдёргивать, выщипывать
🔊 Я был в самолёте и просто места себе не находил. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Arapça 🔊 فَأْس , قَطَفَ , مِعْوَل
🔊 انا في الطائرة واحك راسي — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Farsça 🔊 پر کندن , کلنگ /ku.ˈlanɡ/ pickaxe
çekim: çoğul کلنگها
köken: From Proto-Indo-European *kelh₂- (“to beat, strike, break”). Compare کلند (koland).
aile: خانه کلنگی
to pick
çekim: geçmiş dərmiş · ortaç dərmiş · şimdiki dərir
köken: From Proto-Common Turkic *tēr-. Cognate with Turkish dermek.
🔊 almanı ağacdan dərmək
🔊 ağacdan alma dərmək
🔊 gül dərmək
perseverance, determination, tenacity
köken: From doorzetting + -s- + vermogen.
🔊 Ik zit in het vliegtuig en ik trek de haren uit mijn kop. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
🔊 Haar doorzettingsvermogen is grenzeloos.
inflection of arrancar: · second-person singular imperative
🔊 Estou no avião e estou quase a arrancar os cabelos. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
両先端または片方を鶴の嘴のように尖らせ、木の柄をつけた鉄製の道具。硬い土を掘り起こすのに用いる。
🔊 追求しなかったのか と感じたので — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
to pick, to pluck · to win a prize · to get, to receive
çekim: geçmiş 땄다
köken: First attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean ᄠᆞ〮다〮 (Yale: ptó-tá).
🔊 비행기 안에서 제 머리를 쥐어뜯으면서, — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
🔊 나는 그 노래의 코드를 땄다.
a lock pick, a tool for lock picking (instead of a key)
çekim: çoğul dyrkar · tamlayan dyrks
köken: Borrowed from Middle Low German diderik. Cognate of German Dietrich (“lockpick”), Danish dirk, Finnish tiirikka.
🔊 Jag är på flygplanet och jag sliter håret. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
alternative form of brzdąknąć
çekim: geçmiş brzdęknięto
🔊 W samolocie rwałem włosy z głowy, myśląc, czemu nie tego drążyłem? myśląc, czemu nie tego drążyłem? — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim. Neden devamını da yazmadım? Bu ne demek oluyor olabilir şimdi?
Ukraynaca 🔊 вибира́ти , ви́бір , ка́йло
pickaxe, pick
çekim: çoğul गैंतियाँ
köken: Uncertain. Possibly from गर्तकृत् (gartakṛt, “one who digs a pit”), from गर्त (garta, “pit”) + कृत् (kṛt, “maker”).
hack, pick, pickaxe
çekim: çoğul hakut · tamlayan hakun
köken: Borrowed from Swedish hacka.
aile: jäähakku, kivihakku
🔊 Lentokoneessa olin repiä hiukset päästäni. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
to pluck, to thrum, to strum
çekim: geçmiş brnkala · ortaç brnkala · şimdiki brnká
köken: Inherited from Proto-Slavic *brękati. Of onomatopoeic origin. Compare brnět, břinkat.
aile: vybrnkat, zabrnkat
🔊 Sedím v letadle a rvu si vlasy. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
🔊 brnkat na kytaru
to pinch · to nip, bite · to pilfer, filch
çekim: geçmiş ciupit · ortaç ciupit · şimdiki ciupește
eş: pișca
köken: Unknown. Possibly a substratum word. Or compare Bulgarian чупя (čupja).
🔊 Sunt în avion și-mi smulg părul din cap. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
courage, bravery, gameness · audacity
çekim: çoğul bátorságok
köken: From bátor (“brave”) + -ság (noun-forming suffix).
aile: bátorsági, bátorságú, bátorságpróba, bátorságot merít, bátorságot önt, bátorságot vesz, inába száll a bátorsága, összeszedi a bátorságát
🔊 A repülőgépen vagyok és csak tépem a hajam. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
to pick; to pluck (flowers, fruit, etc.)
çekim: geçmiş קָטַפְתָּ
🔊 אני על מטוס ואני תולש את השערות. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
Norveççe 🔊 dirk , hakke , loppe , pilke , ribbe , røske
active of petik
🔊 Saya di pesawat dan saya menggaruk-garuk kepala. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
to spit, to spit out
köken: From Proto-Vietic *ʄoh.
aile: nhổ giò
🔊 nhổ răng/tóc bạc/cỏ
🔊 Thằng bé kéo tay tôi, bảo nhỏ. – Nhổ lông chim mướn đấy.[…]
to pick, to take, to gather · to collect, to reap, to garner (e.g. harvest, provisions, resources, information) · to (start to) feel, to muster (+ emotion, feeling)
çekim: geçmiş none · ortaç бран · şimdiki бере́ · ulaç беря́щ
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰer- Proto-Indo-European *bʰéreti Proto-Balto-Slavic *bírāˀtei Proto-Slavic *bьràti Old Church Slavonic бьрати (bĭrati) Bulgarian бера Inherited from Old Church Slavonic бьрати (bĭrati).
aile: бера́ло, бера́ч, бера́чка, бе́рба, бери́тба, бран, гроздобе́р, розобе́р, цветобе́р, бер
🔊 В самолета съм и просто си скубя косите. — Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.
🔊 брах страх
🔊 Не бери грижи/ядове!
🔊 бере се гной