yakıcı

C2 seviye
TR → EN
"yakıcı" kelimesinin İngilizcesi: caustic, vitriol, bitter. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcaustic
Genelvitriol
Genelbitter

Görsel

Ateş ve mumlar yakıcı sıcaklık fotoğrafıAteş kıvılcımı makro çekimi - yakıcı detayKaranlık Arka Planda Dans Eden Alevler ve Yakıcı Işığın BüyüsüKaranlık Arka Planda Dans Eden Alevler ve Yakıcı Turuncu Işıltılar

Tanım

•'Oksijen yanıcı değil, yakıcıdır.
•(mecaz) etkili, dokunaklı
•başka bir maddeyle birleşerek o maddenin yanmasını sağlayan (madde):
•yakı yapan veya satan kişi
•yakma özelliği olan, yakan
•Başka bir maddeyle birleşerek o maddenin yanmasını sağlayan madde
•İnsanın içine işleyen
•Yakı yapan veya satan kimse

Diğer Dillerde

intense · wicked · disgusting
çekim: karşılaştırma ärger · üstünlük am ärgsten
eş: böse, heftig, schlimm, übel, unangenehm, unverantwortlich
köken: From Middle High German arc, from Old High German arg. Compare Hunsrik aarich, Pennsylvania German arrig, Central Franconian ärch, and Dutch erg. Also etymologically linked is English eerie.
Gedicht: Combustion. — Firemaking: Yakıcılık.
im Argen liegen
bitter · sour
köken: Inherited from Old French amer, from Latin amārus, from Proto-Indo-European *h₂eh₃mós (“bitter, raw”).
aile: doux-amer, rose amère
Mais quelle est cette odeur ? — 3 yakıcı olup, solunum sistemine zarar verebilir.
İspanyolcaacibarado, amargado, amargo, amargoso, amaro (desus.), bíter /aθibaˈɾado/
past participle of acibarar
Nuestra piel se ha ennegrecido como un horno, a causa de los ardores del hambre — Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.
feminine singular of amaro
eş: acre, aspra, salata, spiacevole, insoddisfacente, squallida
La nostra pelle si è fatta bruciante come un forno a causa degli ardori della fame — Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.
Rusçaжгучий; палящий
Метод утилизации пестицида: сжигание. — Firemaking: Yakıcılık.
Arapçaأَلِيم, مُرّ, مَقِيت, مَمْقُوت
الانتظار أشد من النار. — Beklemek ateşten daha yakıcıdır.
Farsçaتلخ /ˈtalx/
bitter
köken: From Middle Persian t’hl’ (taxl), from Proto-Indo-Iranian *tákram, Northern Luri تٸل (təəl), compare Sanskrit तक्र (tákra, “buttermilk mixed with water”).
Azericeacı, mürr /ɑˈd͡ʒɯ/
bitter (having an acrid taste) · bitter, heavy, distressing, harsh · caustic (of smoke)
çekim: karşılaştırma daha acı · üstünlük ən acı
zıt: şirin
köken: Inherited from Old Anatolian Turkish آجُو (acu), from Proto-Turkic *āčï-g (“bitter”). Cognate with Chuvash йӳҫек (jüś̬ek).
aile: acıqovuq, acıqovun, acılamaq, acılaşdırmaq, acılaşmaq, acılıq, acılıqotu, acımsov, acımsovluq
acı dadı
acı bitki
acı reallıq/həqiqət
Kazakçaашты, ащы
bitter
Özbekçeachchiq
bitter
çekim: karşılaştırma achchiqroq · üstünlük eng achchiq
present participle of bijten
çekim: karşılaştırma bijtender · üstünlük bijtendst
Men spreekt ook wel van koude verbranding. — Soğuğun yakıcı özelliği ile de bağlantılıdır.
acute · sharp · high-pitched
eş: oxítono
köken: From Old Galician-Portuguese agudo, from Latin acūtus.
aile: acento agudo, agudez, agudeza
Psic.: Teor. e Pesq. . — Firemaking: Yakıcılık.
αιτιατική ενικού του καυστικός
Το δερμα ημων ημαυρωθη ως κλιβανος, απο της καυσεως της πεινης. — Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.
Japoncaいやな, 憎らしい, 敵対, 激しい, 苦い, 荒々しい /ɲ̟ikɯ̟ɾa̠ɕiː/
hateful; odious; detestable
流石に直接触れられると平静ではいられなくなる。 — Yakıcılığı olmadan cisimlere rahatlıkla dokunabilir.
Korece쓰다 /s͈ɯda̠/
to wear, to put on (a hat, helmet, etc., on one's head; a mask, pair of glasses, etc.) · to put up, to hold (an umbrella over one's head) · to be accused of, to be suspected of (an offence)
çekim: geçmiş 썼다
eş: 적다, 필기하다, 사용하다, 이용하다, 받다
zıt: 벗다
köken: From Middle Korean 쓰〮다〮 (Yale: ssú-tá), 스〮다〮 (Yale: sú-tá). First attested in the Worin seokbo (月印釋譜 / 월인석보), 1459, as Middle Korean 쓰〮다〮 (Yale: ssú-tá).
aile: 넘겨쓰다, 눌러쓰다, 덮어쓰다, 둘러쓰다, 뒤쓰다, 들쓰다, 무릅쓰다, 쓰개, 되쓰다
주림의 열기로 인하여 우리의 피부가 아궁이처럼 검으니이다 — Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.
모자를 쓰다
안경을 쓰다
우산을 쓰다
İsveççebesk /bɛsk/
bitter (in taste)
çekim: karşılaştırma beskare · üstünlük beskast
köken: From Old Swedish bēsker, from Old Norse beiskr. A North Germanic word, derived from the same root as in bitter and bite.
Vår hud är glödande såsom en ugn, för brännande hungers skull. — Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.
bitter
çekim: karşılaştırma bardziej gorzki · üstünlük najbardziej gorzki
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *gʷʰer-der. Proto-Balto-Slavic *garḗˀtei Proto-Slavic *gorěti Proto-Slavic *goře Proto-Indo-European *-kos Proto-Slavic *-kъ Proto-Slavic *-ъkъ Proto-Slavic *-ьkъ Proto-Slavic *gorьkъ Polish gorzki Inherited from Proto-Slavic *gorьkъ.
aile: gorzkawy, gorzkość, gorzknąć, gorzknieć
Skóra nasza jako piec zczerniała od srogości głodu. — Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.
Ukraynacaгірки́й, їдкий, каустичний, уїдливий
Це боляче? — Can yakıcı mı?
Hintçeईर्ष्यालु, उग्र, कटु, कड़वा, कड़ा, तल्ख /ʊɡ.ɾᵊ/
frightening, scary · insurgent, extreme · radical
köken: Borrowed from Sanskrit उ॒ग्र (ugrá).
aile: उग्रवाद, उग्रवादी
mocking, sardonic
çekim: karşılaştırma ivallisempi · üstünlük ivallisin
köken: iva + -llinen
aile: ivallisesti, ivallisuus
Niistä löytyi palanutta luuta. — Üzerinde yakıcı tüyleri bulunur.
bitter
çekim: karşılaştırma hořčejší · üstünlük nejhořčejší
eş: trpký, svíravý, bolestný, truchlivý
köken: Inherited from Old Czech hořký, horký, from Proto-Slavic *gorьkъ. Doublet of horký (“hot”).
Hlediště prý bouřilo nadšením. — Bakışın yakıcı gücü olduğu düşünülür.
Rumenceamar, caustic /aˈmar/
bitter, rancid · bitter, rude
zıt: dulce
köken: Inherited from Latin amārus (“bitter”), from Proto-Indo-European *h₂eh₃- (“to be hot”).
aile: amărăciune, amăreală, amărui
Dar ce miroase aşa? — 3 yakıcı olup, solunum sistemine zarar verebilir.
Macarcaelkeseredett, gyomorkeserű, keserű, maró, megkeseredett, metsző /ˈɟomorkɛʃɛryː/
bitters (an alcoholic beverage prepared with herbs)
çekim: çoğul gyomorkeserűk
köken: gyomor + keserű
Bõrünk, mint a kemencze, megfeketedett az éhség lázától. — Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.
İbraniceמַר, מרה, מריר, מָרִיר, מרירה (dişil)
bile · bitterness
aile: כִּיס הַמָּרָה
שזרקו עליהם אבנים מחימר שרוף. — Üzerinde yakıcı tüyleri bulunur.
Latinceacerbus, amarus, amārus, asper /aˈkɛr.bʊs/
harsh, bitter, unripe, sour, premature, not yet marriageable · sharp, severe, bitter (i.e., extremely painful) · rough, violent, severe, grievous, bitter
çekim: karşılaştırma acerbior · üstünlük acerbissimus
zıt: mītis, tranquillus, misericors, placidus, quietus, clemens
köken: Inherited from Proto-Italic *akriðos; equivalent to ācer (“sharp”) + -bus.
aile: acerbē, acerbitās, acerbitūdō, acerbō, peracerbus, semiacerbus
frīgus acerbum
acerbum incendium
Dancaætsende, bidende, bitter, forbitret, kaustisk, skarp
bitter (all meanings)
çekim: karşılaştırma bitrere · üstünlük bitrest
köken: Borrowed from Middle Low German bitter.
Umiddelbart fremgår det, at ansigtet er alvorligt forbrændt. — Bakışın yakıcı gücü olduğu düşünülür.
Endonezcepahit
bitter (having an acrid taste)
köken: From Malay pahit.
Kami menderita kelaparan, sehingga kulit kami membara seperti perapian — Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.
Vietnamcađắng /ʔɗaŋ˧˦/
bitter · poignantly dispiriting
köken: Inherited from Proto-Vietic *taŋʔ (“bitter”), from Proto-Austroasiatic *ʦaŋʔ (“bitter”). Cognate with Bahnar tăng (“bitter”), Pacoh atáng (“bitter”), Khasi kthang (“bitter”), Bolyu tɕaŋ⁵³ and Mon က္တၚ် (kətɛŋ, “bitter”).
aile: cay đắng, đắng cay, đắng chằng, đắng lòng, đắng ngắt, đắng nghét, lắng đắng, mướp đắng, ngải đắng, rau đắng
Da chúng_tôi nóng như lò lửa , Vì cơn đói thiêu_đốt chúng_tôi ! — Kıtlığın yakıcı sıcağından Derimiz fırın gibi kızardı.
Đắng quá, không nuốt được.

Örnek Cümleler

Bu can yakıcı.
This is painful.
Can yakıcı mı?
Is it painful?
Yakıcı ateşe yaslanırlar.
Burning in the scorching fire,
Onu yakıcı cehenneme atarım.
I will cast him into the fire of Hell.
Boşanma her zaman can yakıcı.
Divorce is always painful.
Onlara can yakıcı azap vardır.
For them is severe punishment.
Onlara, can yakıcı azap vardır.
A grievous chastisement awaits them.
Ona can yakıcı bir azap müjdele.
So warn him of a painful punishment.
Onlara can yakıcı azabı müjde et.
So give them news of painful punishment,
İşte, can yakıcı azap bunlaradır.
For them there is painful punishment.
Sizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi?
"What was it that brought you to Hell?"
İşte can yakıcı azap onlar içindir.
There is a painful punishment for them.
yakıcı ile daha fazla örnek cümle →