düzme

TR → EN
"düzme" kelimesinin İngilizcesi: bogus, factitious, phony, spurious. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbogus
Genelfactitious
Genelphony
Genelspurious

Tanım

•Düzmek işi.
•Uydurma.
•Düzmek işi
•Gerçek olmayan, asılsız, uydurma

Diğer Dillerde

a show-off; a poseur (one who behaves affectedly and overstates their achievements in order to make an impression)
çekim: çoğul Blendern · tamlayan Blenders
eş: Angeber, Aufschneider, Bluffer, Großsprecher, Maulheld, Betrüger
köken: From blenden + -er.
Echinacea, Betrug, — Ekinezya, düzmece,
Dénué de valeur, d’intérêt.
Mousset Moussette — Düzmece Mustafa
İspanyolcaaveriado, bamba, barato, disfrazarse de, falaz, falso /abeˈɾjado/
past participle of averiar
Es una especie de concepto falso. — Bu düzmece bir tema.
ugly, bad, nasty
çekim: üstünlük bruttissimo
eş: deforme, difettoso, malfatto, repellente, sgradevole, sgraziato
köken: Derived from Latin brūtus. Doublet of bruto.
aile: di brutto, imbruttire
È un falso concetto. — Bu düzmece bir tema.
Rusçaфальшивый, поддельный
Это немного чересчур. — Bu düzmece bir tema.
Arapçaبَهْرَج, خَرَّاص, زَائِف, كَاذِب, مُتَصَنِّع, مُزَوَّر
إشينكا , خداع — Ekinezya, düzmece,
past participle of namaken
Ik geloof niet in intelligente huizen. Dat is een nepconcept. — Bu düzmece bir tema.
bogus (counterfeit or fake; not genuine)
Equinácea, uma fraude. — Ekinezya, düzmece,
Japoncaいんちきの, 偽の, 偽物の, 虚偽, 詐欺師 /kʲo̞ɡʲi/
a falsehood, a lie
zıt: 真実
köken: From Sinitic 虛偽 /虚伪 (xūwěi).
aile: 虚偽競売, 虚偽表示: false pretense, misleading label, misstatement
アカイ — そもそも何でしょう? — Ekinezya, düzmece,
虚偽を見破る
虚偽の申告
虚偽の損失計上が発覚されましたので、多くの課徴金を支払いました。
fraudster · impostor
çekim: çoğul bedragares · tamlayan bedragares
köken: bedraga + -are
Kryptoprogrammet returnerade inte någon data i klartext. — Şifreleme motoru, hiçbir düzmetin geri döndürmedi.
Lehçefałszywy, zmyślony /fawˈʂɘ.vɘ/
fake (not real, a copy) · false (untrue, not factual, wrong) · false, duplicitous, fallacious
eş: apokryficzny, lewy, nieprawdziwy, przerobiony, sfałszowany, trefny
zıt: autentyczny, autentyk, oryginalny
köken: Etymology tree Middle High German valschbor. Polish fałsz Proto-Slavic *-ivъ Polish -ywy Polish fałszywy From fałsz + -ywy.
aile: fałszywość
Gwoli ścisłości, to parodia, nie prawdziwa reklama. — Elbette düzmece, gerçek bir ilaç reklamı değil.
Hintçeकपटी (eril) /kəp.ʈiː/
phony, charlatan, impostor
çekim: çoğul कपटियों
köken: From Sanskrit कपट (kapaṭa, “fraud, deceit”) + -ई (-ī).
ungenuine, unauthentic, false (spurious, artificial)
çekim: karşılaştırma epäaidompi · üstünlük epäaidoin
köken: epä- (“un-”) + aito (“genuine”)
aile: epäaidosti, epäaitous
Salausmoottori ei palauttanut selvätekstistä dataa. — Şifreleme motoru, hiçbir düzmetin geri döndürmedi.
fake (counterfeit)
çekim: karşılaştırma falešnější · üstünlük nejfalešnější
eş: neupřímný, podvodný, proradný, křivý, podvržený, nepravý
zıt: pravý
köken: From faleš + -ný.
Echinacea - podvod, — Ekinezya, düzmece,
Macarcahamis /ˈhɒmiʃ/
false · off-key, out of tune · bitey
çekim: karşılaştırma hamisabb · üstünlük leghamisabb
zıt: igaz
aile: hamisan, hamisít, hamiskás, hamisság, hamis riasztás
Valójában ez egy átverés, nem valós gyógyszerreklám. — Elbette düzmece, gerçek bir ilaç reklamı değil.
İbraniceמזויף
alternative form of מזוייף
אכיניציאה - הונאה, — Ekinezya, düzmece,
Latincesimulātor
Endonezcegadungan /ɡaˈduŋan/
fake, false, fraudulent · make-believe, shapeshift
köken: From gadung + -an. Gadung looks like lesser yam, appears to safe to eat although it's poisonous.
Jadi, tidak semua gobbledygook. — Yani bunlar düzmece şeyler değil.
Bulgarcaизмамен, измамник, лицемер, лъжлив, мошеник, мошенически /izˈmamɛn/
deceptive, false, illusory
çekim: karşılaştırma по́-изма́мени · üstünlük на́й-изма́мени
köken: By surface analysis, изма́мя (izmámja) + -ен (-en).
Мустафапаша Тъмръш — Düzmece Mustafa
изма́мно чу́вство
Външността́ е изма́мна.
İzlandacafalskur, óekta, svikinn
false, bogus · false, fake, two-faced
çekim: karşılaştırma falskari · üstünlük falskastur
aile: falskar forsendur, falskar tennur
Gürcüceყალბი, ცრუ /χʼälbi/
counterfeit, false, fake, mock, shoddy, spurious, bastardy
çekim: karşılaştırma უფრო ყალბი · üstünlük ყველაზე ყალბი
köken: Borrowed from Arabic قَلْب (qalb, “to flip, to change”).
aile: სიყალბე
Esperantofalsa /ˈfalsa/
fake, counterfeit, false (not genuine, but rather artificial)
köken: From English false, German falsch, Italian falso, Polish fałszywy, Russian фальши́вый (falʹšívyj).
aile: falsa amiko
Oksitancacopat, fals, falsificat, fotut, incorrècte, inutil /fals/
false
köken: From Old Occitan [Term?], from Latin falsus (“false”).

Örnek Cümleler

Bu düzmece bir tema.
That's sort of a bogus concept.
Onun ifadesi düzmeceydi.
Her statement was false.
Onun hikayesi düzmece olamaz.
His story can't be false.
Yani bunlar düzmece şeyler değil.
It actually is happening right when we are.
Tom bir düzmece mahkemede yargılandı.
Tom was tried in a kangaroo court.
Onun hikayesinin düzmece olduğu ortaya çıktı.
His story turned out to be false.
Allah, (bu) düzmelerinin cezasını verecektir.
God will punish them for what they assert.
Elbette düzmece, gerçek bir ilaç reklamı değil.
It's not a real pharmaceutical ad.
Şifreleme motoru, hiçbir düzmetin geri döndürmedi.
The crypto engine returned no cleartext data.
"Sizin düzmekte olduklarınızı Allah daha iyi bilir."
He said, “You are in a worse situation, and God is Aware of what you allege.”
Endişelebicek şeyler bulaşıcı hastalıklar ve düzmece moda.
The only things we've got to worry about are communicable diseases and fashion faux pas.
Birçok insan bu hikayenin düzmece olduğuna inanmak istemiyordu.
Many people did not want to believe that this story was made up.
düzme ile daha fazla örnek cümle →