bulaşık
adj
C1 seviye
TR → EN
"bulaşık" kelimesinin İngilizcesi: dirty, septic. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Tıpdirtyadj
Genelseptic
Görsel



Çekim Tablosu
Belirtme (-i)bulaşığı
Yönelme (-e)bulaşığa
Bulunma (-de)bulaşıkta
Çıkma (-den)bulaşıktan
Tamlayan (-in)bulaşığın
Çoğul (-ler)bulaşıklar
Tanım
•Bulaşıcı bir hastalıktan etkilenmiş, kontamine olmuş
•Her şeyin birbirine karıştığı (yer, olay vb.).
•kirli
•yapışkan
•Yaşanmış bir şeyden geriye kalan belirti etki.
•Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak.
•Bir kişi ya da şeyin geride bıraktığı iz, işaret
•Bulaşmış olan
Diğer Dillerde
Almancageschirr (nötr) /ɡəˈʃɪʁ/
dishware · vessel, container · harness
çekim: çoğul Geschirre · tamlayan Geschirres
eş: Essgeschirr, Kochgeschirr, Schirrung, Zaumzeug, Zaum
köken: From Middle High German geschirre (“harness, gear”), from Old High German giskirri, giscirri (literally “the trimmed (thing)”), from skeran (“to shear”), from Proto-Germanic *skeraną. Cognate with Alemannic German Geschirr.
Die Fußwaschung. — Bulaşıkları yıkadım.
to demean, debase, degrade
çekim: geçmiş avili · ortaç avili · şimdiki avilit · ulaç avilissant
köken: From a- + vil + -ir.
Les lavandières. — Bulaşıkları yıkadım.
La plus salope était une bourge à particule, sa famille avait encore un château en ruines et elle aimait s'avilir dans les bars.
İspanyolcachuco, corrupto, degradar, descolorido, deshonesto, ensuciar /ˈt͡ʃuko/
filthy; scummy; dirty · rotted: spoiled; ruined
köken: From Nahuatl xococ (“sour”).
aile: atol chuco, irse chuco
Las lavanderas. — Bulaşıkları yıkadım.
to besmirch, to make filthy · to taint, to corrupt
çekim: geçmiş fedàto · ortaç fedàto · şimdiki fèda · ulaç fedànte
köken: From Latin foedāre (“to make foul, defile”), derived from foedus (“filthy”).
Il lavatoio. — Bulaşıkları yıkadım.
Rusçaзаразный, инфекционный, нечистый, грязный
Моющие средства. — Bulaşıkları yıkadım.
Arapçaقَذِر, وَسَّخَ, وَسِخ
آلات غسيل. — Bulaşıkları yıkadım.
unclean; impure; dirty · evil; wicked
çekim: karşılaştırma پلیدتَر · üstünlük پلیدتَرین
aile: پلیدی
روح پلید
dirty, filthy
çekim: karşılaştırma daha çirkli · üstünlük ən çirkli
zıt: təmiz
köken: Morphologically çirk (“dirt”) + -li.
Özbekçebulgʻanch, iflos, kir, loy
mud, sediment
çekim: çoğul loylar
köken: Inherited from Chagatai لای (lāy), from Classical Persian لای (lāy).
Felemenkçeafwas, vaat, vuil, vies
Ze wassen de kleertjes. — Bulaşıkları yıkadım.
Portekizceconspurcar, sético, sujar, sujar-se, sujo /kõs.puʁˈka(ʁ)/
to defile; to befoul (to make impure)
çekim: geçmiş conspurquei · ortaç conspurcado · şimdiki conspurca
eş: manchar, poluir, sujar, corromper, profanar, aviltar
köken: From Latin cōnspurcāre.
Lavagem de Capitais. — Bulaşıkları yıkadım.
dirty, unclean, filthy · impure
Δείτε το Pyykkö. — Bulaşıkları yıkadım.
Japonca汚い, 汚れている /kʲi̥ta̠na̠i/
dirty · untidy, messy · mean, unfair
zıt: 清い, 奇麗
皿洗いが得意。 — Bulaşıkları yıkadım.
汚いシャツ
部屋が汚い
Korece더럽다 /ˈtɘ(ː)ɾʌ̹p̚t͈a̠/
to be dirty
eş: 지저분하다, 불결하다
zıt: 깨끗하다
köken: First attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean 더〯럽다〮 (Yale: tělèptá).
이모 설거지도 제가 할게요 — Bulaşıkları da ben yıkarım.
그 식당은 너무 더러워요.
to stain (usually so as to make dirty) · to tarnish
çekim: geçmiş fläckade · ortaç fläckad · ulaç fläckande
köken: From fläck (“stain, spot”) + -a.
Tvättanläggningen. — Bulaşıkları yıkadım.
Jag fläckade ner tröjan
Skandalen hade fläckat ner han rykte
Lehçebrudny, brudzący, brudzić, haniebny, kalać, nieprzyzwoity /ˈbrud.nɘ/
dirty
çekim: karşılaştırma brudniejszy · üstünlük najbrudniejszy
eş: zabrudzony, zanieczyszczony, gw. (Górny Śląsk) zmazany, uświniony, zasyfiony, upierdolony
zıt: czysty
köken: Etymology tree Proto-Slavic *brudьnъ Polish brudny Inherited from Proto-Slavic *brudьnъ. By surface analysis, brud + -ny.
aile: brudnopis
Oni się myją. — Bulaşıkları yıkadım.
Ukraynacaбрудни́й
Мока обурений. — Bulaşıkları yıkadım.
dirty, filthy, unclean · vile, horrible, evil-minded
zıt: साफ़
köken: Borrowed from Classical Persian گَنْدَه (ganda).
छी, ये कपड़े इतने गंदे कैसे हुए?
Finceepäpuhdas, epäreilusti, halpamainen, härski, hävytön, huumeissa /ˈepæˌpuhdɑs/
impure · unclean · out of tune
çekim: karşılaştırma epäpuhtaampi · üstünlük epäpuhtain
köken: epä- + puhdas
aile: epäpuhtaasti, epäpuhtaus
Pesin astiat. — Bulaşıkları yıkadım.
unfair (not just)
eş: neférový, unfair
zıt: fér
köken: From ne- + fér.
- Jdi radši umývat nádobí! — -Git ve bulaşıkları yıka!
Rumenceindecent, jegos, murdar, murdări, necuviincios, nespălat /in.deˈt͡ʃent/
indecent
köken: Borrowed from French indécent, from Latin indecēns. Equivalent to in- + decent.
Ion Spălățelu. — Bulaşıkları yıkadım.
dirty
çekim: karşılaştırma koszosabb · üstünlük legkoszosabb
zıt: tiszta
köken: kosz + -os
aile: koszosan, koszosodik, koszosság
Foglalkozzatok az edényekkel. — Şimdi bulaşıkları yıkacaksınız.
to stain, discolor · to stigmatize
çekim: geçmiş הִכְתַּמְתָּ
מכונות כביסה. — Bulaşıkları yıkadım.
השמן הכתים את החולצה שלה.
Latincefoedō, impuratus, impurus, inquinō, sēpticus, sordidus /ɪm.puːˈraː.tʊs/
defiled, infamous, abandoned, vile
köken: Formed as if the perfect passive participle of an unattested verb *impūrō, *impūrāre (“to defile, make impure”) (other forms not in regular use), from impūrus (“unclean, impure, defiled”) + -ō (suffix forming first-conjugation verbs from nouns and adjectives).
dirty · filthy, mucky, grimy, grubby
çekim: karşılaştırma mere beskidt · üstünlük mest beskidt
eş: snavset, smudsig, tarvelig, gemen
zıt: ren
köken: Originally past participle of beskide (“soil, defile”), from Middle Low German beschiten.
aile: møgbeskidt
Der er fælles vaskeri. — Bulaşıkları yıkadım.
Norveççeskitten, skittent, ureinslig, urenslig
Huset har et moderne kjøkken med oppvaskmaskiner. — Modern mutfaklarda genellikle bulaşık makinesi de bulunur.
Endonezcekotor, mengotori, septik /ˈkotor/
dirty · gross · dirty, dishonest, bad, evil
zıt: baik, patut, bersih, neto
köken: From Malay kotor.
Biar saya yang mencuci piring kotor ini. — Bulaşıkları yıkadım.
Etimoloji
From Ottoman Turkish بولاشق (bulaşık), derived from بولاشمق (bulaşmak). By surface analysis, bulaş- + -ık.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Bulaşıkları yıka.
Do the dishes.
Bulaşıklar nerede?
Where are the dishes?
Bulaşık yıkamadım.
I didn't wash the dishes.
Bulaşıkları yıkadım.
I washed the dishes.
Bulaşıkları yıkadım.
Wash the dishes!
Git bulaşıkları yıka.
Go wash the dishes.
Bulaşıkları yıkıyorum.
I'm washing the dishes.
Bulaşıkları yıkayalım.
Let's do the dishes.
Bulaşıkları yıkayacak.
He will wash dishes.
Bulaşıkları duruladım.
I rinsed the dishes.
Bulaşıkları yıkamadım.
I haven't done the dishes.
İşleri bulaşık yıkamak.
Their job is to do the dishes.
İlgili Sorular
İlgili / Bileşik Terimler
Geneldishwasher
Geneldishwasher
Geneldishwater
Genelwashing-up liquid