allure
/əˈl(j)ʊɚ/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"allure" kelimesinin Türkçesi: cezbetmek, çekmek, celbetmek, cezbetme, çekme. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelcezbetmek
Genelçekmek
Genelcelbetmek
Genelcezbetme
Genelçekme
Genelmeftun eden veya cazip şey
Genelsihir. alluring cazip
Genelakıl çelici
Genelçekici. alluringly cazip surette
Genelaklını başından almak
Genelaklını başından alarak.
Genelmeftun etmek. allurement meftun etme
Tanım
•dispose or incline or entice to
•the power to entice or attract through personal charm
Diğer Dillerde
Fransızcaattirance
Rusçaаллю́р, завлека́ть, завле́чь, зама́нивать, замани́ть, обая́ние
Farsçaجذبه
Felemenkçeaantrekkelijkheid, verleiden
Portekizceatrair, atrativo
Japonca魅力, 魅惑する
İsveççelocka
Ukraynacaприва́бливість
Latinceallectō, pelliciō
Dancalokke
Norveççedrag
Bulgarcaизкушавам, привлека́телност, привличам, съблазнявам
Etimoloji
From Middle English aluren, from Old French aleurer, alurer, from a (“to, towards”) (Latin ad) + leurre (“lure”). By surface analysis, al- + lure.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Servet cazibesini asla anlamayacağım.
I will never understand the allure of wealth.
Tıpkı D'Annunzio'nunki gibi bir maskeydi."
"The allure of D'Annunzio".
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.
"Therefore behold, I will allure her, and bring her into the wilderness, and speak tenderly to her.
Bu görünmez bağlar bizi cezbeden, ızdırabın bile başkalaşımları bizi tutan.
These invisible links that allure, these transfigurations, even of anguish, that hold us.
Anansa, Deniz tanrıçası, cazibesi ve güzelliği il[ alıntı gerekli ]e bilinir.
Anansa, goddess of the Sea, allure and beauty.[citation needed]
Özellikle FIFA 10'un grafikleri günümüzün aşmış teknolojilerinden faydalanmaktadır.
"The allure of the 105-minute Tulu film is mainly due to its impressive technical accomplishments.
Çekiciliği sağlayan şey, cümlelerin ve bu cümlelerle kast edilen durumların keskinliği.
The allure is the sharpness of the phrases, and the situations they allude to.
Fitneyi "çekicilik, cazibe, büyüleme; huzursuzluk, isyan, isyan" olarak ifade ediyorlar. [1]
They gloss fitna as meaning "charm, allure, enchantment; unrest; riot, rebellion."[6]