Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yaltakçı

yaltakçı

/jaɫ.takˈt͡ʃɯ/
noun
TR → EN
"yaltakçı" kelimesinin İngilizcesi: bootlicker, sycophant, stooge, sycophantic. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbootlickernoun
Genelsycophantnoun
Genelstooge
Genelsycophantic

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)yaltakçıyı
Yönelme (-e)yaltakçıya
Bulunma (-de)yaltakçıda
Çıkma (-den)yaltakçıdan
Tamlayan (-in)yaltakçının
Çoğul (-ler)yaltakçılar

Tanım

•iki yüzlü, dalkavuk
•Yaltaklanmayı huy edinen; yaltak

Diğer Dillerde

a handyman · a henchman
çekim: çoğul Handlangern · tamlayan Handlangers
eş: Aushilfe, Aufhilfskraft, Hucker, Scherge
köken: From Hand + langen + -er.
Sie waren devot und unterwürfig und nicht anmaßen, ihren Herren zu sprechen, als ob waren sie ihresgleichen. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
a person who has been deceived
çekim: çoğul dupes
être dupe
İspanyolcachupamedia, chupamedias, confidente, huelepedos (Mesoamerica), iluso, lambechorcha
Persona que intenta ganar el favor de otra comportándose de forma zalamera y servil.
Ellos fueron obsecuentes y serviles y no presumir de hablar con sus maestros, como si fueran sus iguales. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
İtalyancaleccapiedi, ruffiano /ˌlek.kaˈpjɛ.di/
bootlicker, crawler, brown-noser, flunky
eş: adulatore, cortigiano, ., individuo, servile, individuo strisciante
köken: Verb-object compound, composed of lecca (“to lick”) + piedi (“feet”).
Erano ossequioso e servile, e non la presunzione di parlare con i loro padroni come se erano loro eguali. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Rusçaльстец, подхалим
Azericeyaltaq
sycophant, flatterer
çekim: çoğul yaltaqlar · tamlayan yaltağın
köken: Cognate to Turkish yaltak.
aile: yaltaqlıq, yaltaqlanmaq
Kazakçaжарбақ
toady, bootlicker
çekim: çoğul жарбақтар · tamlayan жарбақтың
Portekizcelambe-botas, puxa-saco /ˌlɐ̃.biˈbɔ.tɐs/
bootlicker (person who behaves in a servile or obsequious manner)
köken: From lambe (“to lick”) + botas (“boots”)
aile: lambe-botismo
Eles foram obsequioso e servil e não a presunção de falar com seus mestres, como se eles eram seus iguais. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Yunancaγλύφτης
Ήταν δουλοπρεπείς και δουλοπρεπείς και δεν τολμούσα να μιλήσω για τους κυρίους τους, σαν να είχαν τους ίσους. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Japonca引き立て役, 手先, 操り人形 /te̞sa̠kʲi/
fingers · tool of another person; cat's paw; stooge
彼らは彼らが等しくなった。 彼らはsalaamsを作り、それらを"貧しい人々の保護者"と呼ばれ、そのの名前 — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
敵国の手先
Korece아첨꾼 /a̠t͡ɕʰʌ̹mk͈un/
flatterer · yesman
köken: From 아첨(阿諂) (acheom, “flattery”) + -꾼 (-kkun).
그들은 아첨과 노예되었으며 것처럼 자신의 주인에게 이야기하는 건가 않았어 그들은 동일했다. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
İsveççerövslickare, smilfink /²røːvˌslɪkarɛ/
an ass-licker (one who performs anilingus) · an ass-kisser, a bootlicker (one who acts obsequiously in order to gain favor)
çekim: çoğul rövslickares · tamlayan rövslickares
köken: röv (“ass, arse”) + slicka (“to lick”) + -are (“-er”)
De var inställsam och servila och inte förutsätta att tala med sina herrar som om de vore deras jämlikar. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Lehçelizus, marionetka, pionek, wazeliniarz (eril) /ˈli.zus/
sycophant, bootlicker, brown noser, kiss-ass, suckup, toady
çekim: çoğul lizusy · tamlayan lizusa
eş: podlizuch, podlizywacz, cmokier, komplemenciarz, nadskakiwacz, podnóżek
köken: Etymology tree Polish lizać Polish -us Polish lizus From lizać + -us.
aile: lizusowski
Byli służalczy i służalcze i nie ośmielają się mówić do swoich mistrzów, jak gdyby byli im równi. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Hintçeचमचा (eril) /t͡ʃəm.t͡ʃɑː/
yesman, sycophant · alternative form of चम्मच (cammac, “spoon”)
çekim: çoğul चमचे
köken: Borrowed from Classical Persian چَمْچَه (čamča).
aile: चमचागिरी
Fincelammas, saappaannuolija, vasikka /ˈlɑmːɑs/
sheep (woolly ruminant of the genus Ovis; either used generically or referring more specifically to a female mature one) · mutton (meat as food) · sheep, lamb (timid, shy person who is easily led by others)
çekim: çoğul lampaat · tamlayan lampaan
zıt: rotta
köken: From Proto-Finnic *lambas (compare Estonian lammas), borrowed from Proto-Germanic *lambaz (“lamb”) (compare Swedish lamm, English lamb).
aile: lampola, lampuri, ahvenanmaanlammas, dallinlammas, emälammas, harjalammas, karakullammas, kultalammas, lammasaitaus, lammaskaali
He olivat mateleva ja nöyristelevä eikä olettaa puhua isännilleen ikäänkuin he olivat heidän tasavertaisina. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Çekçeloutka, panák, patolízal, patolízalka, poskok, práskač (dişil) /ˈlou̯tka/
puppet (for theater)
çekim: çoğul loutky · tamlayan loutky
eş: pimprle, figurína, loutečka
köken: Inherited from Old Czech lútka, from Proto-Slavic *lǫtъka.
aile: loutkář, loutkoherec, loutkové divadlo
Byli servilní a servilní a ani předpokládat, aby se svými pány, jako by byli jejich se rovná. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Macarcabáb, balek, beépített ember, bérenc, besúgó, csicska /ˈbaːb/
dummy · puppet · cocoon
çekim: çoğul bábok
köken: Of onomatopoeic origin from infant language. It may be a doublet of baba.
aile: bábos, bábozik, bábállam, bábcsoport, bábkormány, bábművész, bábművészet, bábszínész, bábszínház, délibáb
Voltak alázatos és szolgalelkű, és nem feltételezik, hogy beszéljen gazdáik, mintha voltak azok egyenlő. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Norveççespyttslikker
Vietnamcanịnh, tiểu nhân /nïŋ˧˨ʔ/
to flatter; to fawn (upon)
köken: Sino-Vietnamese word from 佞.
aile: nịnh bợ, nịnh đầm, nịnh hót, nịnh nọt
Họ khúm núm và hèn hạ và không dám nói chuyện với chủ của mình như họ bằng của họ. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Bulgarcaдоносник
Те са раболепни и сервилно и не предполага да се говори на господарите си, като ако те са им се равнява. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Slovakçadonášač, donášačka, konfident, konfidentka, pätolizač, pätolizačka
Boli servilní a servilní a ani predpokladať, aby so svojimi pánmi, ako by boli ich sa rovná. — Onlar dalkavuk ve yaltakçı ve onların usta gibi konuşmak haddime değil onların eşittir.
Litvancabatlaižys, padlaižys, pataikūnas
Taycaผู้สอพลอ
Ermeniceշողոքորթ, պնակալեզ, քծնող
Malaycapenjilat
Bengalceখয়ের খাঁ, চামচা /kʰɔeɾ‿kʰã/
well-wisher · flatterer, sycophant, bootlicker
köken: Borrowed from Classical Persian خیرخواه (xayr-xwāh, “well-wishing”). Cognate with Magahi 𑂎𑂩𑂎𑂰𑂯 (kharkhāh) and Urdu خیر خواہ (xair-xāh).
Makedoncaмарионе́та, потка́жувач

Etimoloji

By surface analysis, yaltak + -çı

Örnek Cümleler

Tom bir yaltakçı.
Tom is a creep.
O bir yaltakçıdır.
He is a creep.
Sen bir yaltakçısın.
You are a creep.
Tom bir yaltakçı, değil mi?
Tom is a creep, isn't he?
Tom bir yaltakçıya benziyor.
Tom sounds like a creep.
Benden uzak dur, seni yaltakçı!
Get away from me, you creep!
Benim bir yaltakçı olduğumu düşünmelisin.
You must think I'm a creep.
Muhtemelen bir yaltakçı olduğumu düşünüyorsun.
You probably think I'm a creep.
Yaltakçı insanlar beni rahatsız hissettiriyor.
Obsequious people make me feel uncomfortable.
O üstlerine karşı yaltakçı ve astlarına karşı kibirlidir.
He is obsequious to the higher-ups and arrogant towards his underlings.
yaltakçı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod