yabani

adj
C1 seviye
TR → EN
"yabani" kelimesinin İngilizcesi: brutal, feral, savage, wild, wild. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbrutal
Genelferal
Genelsavage
Genelwild
Genelwild
Genelwild
Genelwild
Görsel
İlk karla kaplı çayırda yabanısır manzarasıSiyah Beyaz Antilop Portresi: Yabanıl Yaşamın Gerçekçi Dijital TasviriSiyah Beyaz Aslan Portresi: Yabanıl Gücün ve İhtişamlı Yele Sanatsal Detayları
Tanım
•sıfat: Doğada yaşayan, evcil olmayan (hayvan); yabanıl, vahşi, evcil karşıtı
•Doğada kendiliğinden yetişen (bitki); yabanıl
•tor (II)
•mecaz: Görgüsü olmayan, kaba ve hoyrat (kimse); yamyam
Diğer Dillerde
Almancabrutal, wild /bʁuˈtaːl/
brutal
çekim: karşılaştırma brutaler · üstünlük am brutalsten
eş: grob, gewalttätig, erbarmungslos, derb, rücksichtslos, schonungslos
zıt: freundlich
köken: From Latin brutalis, from brutus (“dull, stupid”).
Schafe und Ochsen allzumal, dazu auch die wilden Tiere, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Fransızcadéchaîné, sauvage
past participle of déchaîner
(8:8) Les brebis comme les boeufs, Et les animaux des champs, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
İspanyolcadesmadrado, fiero, montaraz, salvaje /desmaˈdɾado/
motherless · unconventional; zany
La población animal es de una riqueza extraordinaria. — Yabanıl hayvan varlığı zengindir.
İtalyancabrado, brutale, selvaggio, selvatico /ˈbra.do/
wild · untamed · unconstrained, unfettered, unhindered
eş: indomito, libero, selvaggio, selvatico, all’aperto, primitivo
köken: Probably from Latin barbarus. Compare bravo.
gli hai dato potere sulle opere delle tue mani, tutto hai posto sotto i suoi piedi — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Rusçaдикий, пугливый; робкий, застенчивый /ˈdʲikʲɪj/
wild, savage, untamed · uncivilized · odd, bizarre
eş: неокультуренный, первозданный, неприручённый, неодомашненный, некультивированный, первобытный
köken: Inherited from Proto-Slavic *dikъ.
aile: дика́рь, ди́ко, ди́кость, дикова́тый, дико́вина, дико́винка, дико́винный, дикобра́з, дикорасту́щий, дикоро́с
(8:8) овец и волов всех, и также полевых зверей, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Я свободен! С диким ветром наравне
Arapçaبَرِّيّ, مُتَوَحِّش
تملك البلاد ثروة حيوانية ضخمة. — Yabanıl hayvan varlığı zengindir.
Farsçaدد, وحشی /ˈdad/
wild animal; wild beast
çekim: çoğul ددان
zıt: دام
köken: Inherited from Middle Persian [Book Pahlavi needed] (dt' /⁠dad⁠/), 𐫅𐫅 (dd /⁠dad⁠/).
دی شیخ با چراغ همیگشت گرد شهر کز دیو و دد ملولم و انسانم آرزوست
Azericeamansız, mərhəmətsiz, qəddar, rəhmsiz, vəhşi, zalım /ɑmɑnˈsɯz/
merciless, ruthless, pitiless
çekim: karşılaştırma daha amansız · üstünlük ən amansız
köken: From aman + -sız.
aile: amansızca, amansızcasına, amansızlıq
Kazakçaжабайы
simple, ordinary, usual · wild, untamed · primitive
köken: Derived from Classical Persian یابایی (yābāyī, “desertic; wild, untamed, undomesticated; uncultivated”), a Transoxianan variant of یابانی (yābānī /yâbâni). Compare Bashkir ябай (yabay), Kyrgyz жапайы (japayı), Uzbek yovvoyi, Uyghur ياۋايى (yawayi), ياۋا (yawa), Turkmen ýabany, Turkish yabani, etc.
Felemenkçebruut /bryt/
brutish, rough · brutal, fierce
çekim: karşılaştırma bruter · üstünlük bruutst
köken: From Middle Dutch bruut, from Old French brut, from Latin brūtus. Doublet of bruto.
aile: bruutheid, bruutweg
U gaf hem zelfs macht over alles wat U had gemaakt; alles staat onder zijn gezag: — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Portekizcebravio, selvagem, silvestre /bɾaˈvi.u/
feral, wild · uneducated, uncivilized · difficult to traverse, untraversable, impenetrable
çekim: çoğul bravios
eş: silvestre, brabo, bravo, intransitável, infrutífero, estéril
köken: bravo + -io.
aile: bravia, braviamente, braviozinho, braviozão
todas as ovelhas e bois, assim como os animais do campo, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
undomesticated, untamed, feral, wild · wild, uncultivated · uncouth, unsociable, uncivilised (UK), uncivilized (US)
çekim: karşılaştırma αγριότερος · üstünlük αγριότερος
köken: From Ancient Greek ἄγριος (ágrios).
Τα φυσικά χαρακτηριστικά του Κουναμπαραμπράν είναι άγνωστα. — Bulbasaur'ın doğası yabanıldır.
Japonca野生の
ジョンは禁欲の誓いを破り、イグリットという名の〈野人〉の女戦士と恋に落ちる。 — Orada bir yeminini daha bozar ve Ygritte adlı bir yabanılla aşk yaşar.
Korece길들여지지 않은, 야생의
곧 모든 우양과 들짐승이며 — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
İsveççevild
wild · not tame or domesticated
çekim: karşılaştırma vildare · üstünlük vildast
köken: From Old Norse villr (“wild”) and Old Saxon wildi, from Proto-Germanic *wilþijaz.
Du satte honom till herre över dina händers verk; allt lade du under hans fötter: — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Lehçebrutalny, dziki /bruˈtal.nɘ/
brutal (savagely violent)
çekim: karşılaştırma brutalniejszy · üstünlük najbrutalniejszy
eş: brutalski
köken: Adapted borrowing of French brutal + -ny, from Latin brūtālis.
aile: brutalność
Dałeś mu opanować sprawy rąk twoich, wszystkoś poddał pod nogi jego. — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Ukraynacaбрута́льний, жорсто́кий
Злата була таємно похована своїми односельцями. — Ağdam ilinin Şehitler Hiyabanında gömüldü.
cruel, brutal, inhumane · harsh, severe, ruthless
köken: Borrowed from Sanskrit क्रूर (krūra).
aile: क्रूरता
brutal
çekim: karşılaştırma brutaalimpi · üstünlük brutaalein
köken: Internationalism (see English brutal), ultimately from Medieval Latin brutālis.
aile: brutaalisti, brutaalius, brutalismi
Eläinkunta on rikas. — Yabanıl hayvan varlığı zengindir.
Çekçedivoký /ˈɟɪvokiː/
wild
çekim: karşılaştırma divočejší · üstünlük nejdivočejší
eş: nekonvenční, extravagantní
zıt: krotký
köken: Inherited from Old Czech divoký, from Old Czech diví + -oký, from Proto-Slavic *divьjь.
aile: divočák, divočina, divokost
Pánem jsi ho učinil nad dílem rukou svých, všecko jsi podložil pod nohy jeho: — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
unleashed
çekim: geçmiş of dezlănțui · ortaç of dezlănțui
köken: Past participle of dezlănțui.
oile şi boii laolaltă, fiarele cîmpului, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Macarcabrutális, vad /ˈbrutaːliʃ/
brutal (savagely violent, vicious, ruthless, or cruel)
çekim: karşılaştırma brutálisabb · üstünlük legbrutálisabb
köken: From Late Latin brutālis (“beastly, stupid”), from Latin brūtus (“heavy, dull, stupid”). With -ális ending.
aile: brutálisan, brutáliskodik
Úrrá tetted õt kezeid munkáin, mindent lábai alá vetettél; — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
İbraniceבַּר, פֶּרֶא
צנה ואלפים כלם וגם בהמות שדי׃ — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Latincecrudelis, ferōx, ferus, immanis, saevus, silvestris /kruːˈdeː.lɪs/
unfeeling, rude · ruthless, cruel, merciless
çekim: karşılaştırma crūdēlior · üstünlük crūdēlissimus
zıt: mītis, misericors, tranquillus, placidus, quietus, clemens
köken: From crūdus.
Norveççevill
Du gjorde ham til hersker over dine henders gjerninger, alt la du under hans føtter, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Vietnamcahoang dã /hwaːŋ˧˧ zaː˦ˀ˥/
deserted place; wilderness
köken: Sino-Vietnamese word from 荒野.
Cả loài chiên , loài bò , Ðến đỗi các thú_rừng , — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
động vật hoang dã
Bulgarcaбуен, див, жесто́к, зве́рски, неистов, необуздан /ˈbuɛn/
stormy, turbulent, tumultuous · tangled, wild (of growth, weeds, etc.) · wild, unruly, boisterous
çekim: karşılaştırma по́-бу́йни · üstünlük на́й-бу́йни
köken: Inherited from Proto-Slavic *bujьnъ.
Всичките овци и говеда, Още и животните на полето, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Slovakçadivý /ɟiviː/
wild
çekim: karşılaştırma divší · üstünlük najdivší
köken: Inherited from Old Slovak divý, from Proto-Slavic *divъ (“natural, intact; feral, wild”).
Učinil si ho vládcom nad dielami svojich rúk; všetko si položil pod jeho nohy: — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Etimoloji
From Ottoman Turkish یابانی, an adjective form of Persian یابان (yâbân).
Örnek Cümleler
Bulbasaur'ın doğası yabanıldır.
Bubolz Nature Preserve.
Şehitler Hiyabanı Azadlık Meydanı
Architecture in Baku Martyrs' Lane Fountains Square, Baku Azadliq Square, Baku
Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
All sheep and cattle, yes, and the animals of the field,
Yabanıl ve evcil hayvanlar, Sürüngenler, uçan kuşlar,
wild animals and all livestock; small creatures and flying birds;
Yıkıma, açlığa gülüp geçecek, Yabanıl hayvanlardan ürkmeyeceksin.
At destruction and famine you shall laugh, neither shall you be afraid of the animals of the earth.
Orman domuzları onu yoluyor, Yabanıl hayvanlar onunla besleniyor.
The boar out of the wood ravages it. The wild animals of the field feed on it.
Kazılarda yabanıl tahıl türlerine ilişkin bir kanıt bulunamamıştır.
No attempts to preserve the species in captivity seem to have been made.
Duvar'a saldıranlar arasında Yabanıl kabileler ve Thennler de vardır.
They were divided between shore-dwellers (aryoto) and forest-dwellers (eremtaga) subtribes.
Yaprakları solmuş yabanıl fıstık ağacına, Susuz bahçeye döneceksiniz.
For you shall be as an oak whose leaf fades, and as a garden that has no water.
Lübnanı buzağı gibi, Siryon Dağını yabanıl öküz yavrusu gibi sıçratır.
He makes them also to skip like a calf; Lebanon and Sirion like a young, wild ox.
Tepeler ürünlerini ona getirir, Bütün yabanıl hayvanlar yanında oynaşır.
Surely the mountains produce food for him, where all the animals of the field play.
Mehdi Hüseyn 10 Mart 1965'te öldü ve Fahri Hiyabanı Mezarlığı'na gömüldü.
Mehdi Huseyn died on March 10, 1965 and buried in the Alley of Honor.
yabani ile daha fazla örnek cümle →
İlgili / Bileşik Terimler
Genelparsnip
Genelzygophyllaceae
Genelsmall-fruited cherry
Genelmilk thistle
Genelprickly lettuce
Genelcompass plant
Genelwild daffodil
Genellent lily
Genelrumex obtusifolius
Birleşik Kelimeler
yabani akdikenyabani enginaryabani gülyabani hardalyabani hayvanyabani ıspanakyabani inciryabani kimyonyabani kirazyabani lahanayabani marulyabani menekşeyabani mercanköşkyabani sarımsakyabani turpgulyabani