Mac bir yabani at almak istediğinden beri, parasını biriktiriyor.Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Mac bir yabani at almak istediğinden dolayı para biriktiriyor.Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Adadaki havaalanı yabani otlarla kaplıdır.The airfield on the island is now covered with weeds.
Bazı yabani tavşanları ormanda görebilirsiniz.You can see some wild rabbits in the forest.
Bu gül çeşidi, yabani olarak yetişir.This kind of rose grows wild.
Burada birçok yabani çiçek vardır.There are many wildflowers here.
Bahçede yabani otlar çıktı.Weeds sprang up in the garden.
Biz yabani otlardan kurtulmak zorundayız.We have to get rid of weeds.
Hobim yabani çiçeklerin resimlerini çekmektir.My hobby is taking pictures of wild flowers.
Hobim yabani çiçeklerin fotoğraflarını çekmektir.My hobby is taking pictures of wild flowers.
Biz kilisenin etrafındaki bütün çimenleri ve yabani otları kestik.We cut away all the grass and weeds around the church.
Bahçedeki yabani otları çekmek onun işi.It's his job to pull the weeds in the garden.
O sık sık yabani kaz kovalamaya gider.He often goes off on wild goose chases.
O, ormanda yürüdüğünü, yabani çiçekler aradığını söyledi.She said she was walking through the woods, looking for wild flowers.
Bahçenin yabani otlarını temizledi.She weeded the garden.
Bir kütüğün altında bazı yabani mantarlar buldum.I found some wild mushrooms under the log.
Yabani hayvanlar ormanda yaşar.Wild animals live in the forest.
Yabani kuşları izliyorum.I am watching wild birds.
Yabani kuşları izlemek çok eğlenceli.Watching wild birds is great fun.
Biz yabani otları çekmek zorundayız.We have to pull the weeds.
Tilkiler yabani hayvanlardır.Foxes are wild animals.
Benim bahçemdeki yabani otları çekmek için bir alete ihtiyacım var.I need a tool for pulling weeds in my garden.
Yağmur yağdıktan ve zemin nemlendikten sonra yabani otları çekmek daha kolaydır.After it rains and the ground is damp, it's easier to pull weeds.
Yabani tavşanlar ormanda görülebilirler.Wild rabbits can be seen in the forest.
Keşke Tom bahçenin yabani otlarını temizlememe yardım etse.I wish Tom would help me weed the garden.
Yabanî hayvanlar ormanda yașar.Wild animals live in forests.
Tom evin etrafında büyümüş olan pek çok yabani otları görebiliyor.Tom can see the many weeds that had grown up around the house.
Yabani hayvanlardan korkarım.I'm scared of wild animals.
Yabani havuç, iki yılda bir yetişen, havuca benzer bir türdür.Parsnip is a biennial species, similar to carrots.
Bu alanda birçok yabani hayvanlar var.There are many wild animals in this area.
Almanya'da hâlâ yabani ayılar var mı?Are there still wild bears in Germany?
Çayır yabani otlarla dolu.The pasture is full of weeds.
Tom yabani ot çekmenize yardım etmemizi önerdi.Tom suggested that we help you pull weeds.
Çiftçinin koyunlarından birkaçı, yabani köpekler tarafından öldürülmüştü.The farmer had several of his sheep killed by feral dogs.
Yabani bir at gibi içim içime sığmıyor.I'm champing at the bit like a wild horse.
Yabani otlar, bahçe yatağını tamamen geçti.The weeds have completely overtaken the garden bed.
Tom'un bahçeyi yabani otlardan temizlemesine yardım ettik.We helped Tom weed the garden.
Lütfen yabani otları ayıklar mısın ve çiçekleri sular mısın?Could you please pull the weeds and water the flowers?
Ben yabani kuşları gözlemliyorum.I'm observing wild birds.
Arazi neredeyse tamamen yabani böğürtlen çalılarla kaplanmıştı.The property was almost completely overgrown with wild blackberry bushes.
O bir yabani çiçek kadar güzeldi.She was as beautiful as a wildflower.
Tüm öğleden sonra bahçede yabani otları çekiyordum.I was in the garden all afternoon, pulling weeds.
Tom'dan bahçedeki yabani otları çekmeme yardım etmesini istedim.I asked Tom to help me pull weeds in the garden.
Çok fazla yabani ot var.There are too many weeds.
Birçok yabani ot var.There are a lot of weeds.
Bahçede yabani otları temizliyorum.I'm weeding the garden.
Çayırdaki yabani otları temizliyorum.I'm weeding the lawn.
Çimenlikteki yabani otları temizliyorum.I'm weeding the lawn.
Leyla saldırıya uğradı ve yabani köpekler tarafından yenildi.Layla was attacked and eaten by wild dogs.
Tom, Mary'ye asla yabani bir mantar yemeyeceğini söyledi.Tom told Mary he'd never eat any wild mushroom.
Çayır, yabani çiçeklerle doluydu.The meadow was filled with wildflowers.
Yabani kunduzlar beş yüz yıllık bir yokluğun ardından İngiltere'ye geri dönüyor.Wild beavers are returning to England after a five hundred year absence.
Yabanileşmiş kediler vahşi hayat için önemli bir tehdit oluşturuyor.Feral cats pose a major threat to wildlife.
Yabanileşmiş kediler doğal yaşam için büyük tehdit oluşturuyor.Feral cats pose a major threat to wildlife.
Domuzlara yabani kuşlardan geçtiği düşünülmektedir ve mevcut özel bir tedavisi yoktur.It is believed to be introduced to pigs by wild birds and there is no specific treatment available.
Pepsi Max Wild Side: 2010'da İsveç'te satılan "Yabani baobab aroması, şekersiz" lezzet.Pepsi Max Wild Side: "Wild baobab flavor, no sugar" flavor sold in Sweden in 2010.
Son yabani sürü 1967'de görüldü ve son yabani at 1969'da vuruldu.The last herd was sighted in 1967, and the last individual horse in 1969.
Pepsi Yabani Kiraz resmi olarak Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'da resmi olarak mevcuttur.Pepsi Wild Cherry is officially available nationally in the United States and Canada.
Muhtemelen Asya ve Avrupa'daki yabani koyunlardan türemişlerdir.Sheep are most likely descended from the wild mouflon of Europe and Asia.
Yabani Kiraz olarak adlandırılan, Coke's Cherry varyasyonuyla karıştırılmamalıdır.It was named Wild Cherry to not be confused with Coke's Cherry variation.