yabanıl

TR → EN
"yabanıl" kelimesinin İngilizcesi: wild. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelwild

Görsel

Siyah Beyaz Antilop Portresi: Yabanıl Yaşamın Gerçekçi Dijital TasviriSiyah Beyaz Aslan Portresi: Yabanıl Gücün ve İhtişamlı Yele Sanatsal Detayları

Tanım

•evcil olmayan, vahşî
•ilkel yaşayan, yabanî, vahşî
•insan bakımı ile yetişmemiş
•Doğada yaşayan, evcil olmayan hayvan
•İlkel yaşayan kimse; yabani; vahşi
•İnsan bakımı ile yetişmemiş bitki

Diğer Dillerde

Almancawild /vɪlt/
wild (of animals, etc.) · wild, unrestrained, raucous (of behavior, parties, etc.) · crazy, hard to believe (of stories, situations, etc.)
çekim: karşılaştırma wilder · üstünlük am wildesten
eş: Wildbret, Wildfleisch
köken: Inherited from Middle High German wilde, from Old High German wildi, from Proto-West Germanic *wilþī, from Proto-Germanic *wilþijaz.
aile: halb so wild, wilde Ehe, wildern, Wildernis, Wildes Heer, wildfremd, Wildheit, Wildnis
Schafe und Ochsen allzumal, dazu auch die wilden Tiere, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Fransızcadéchaîné, sauvage
past participle of déchaîner
(8:8) Les brebis comme les boeufs, Et les animaux des champs, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
İspanyolcadesmadrado, fiero, montaraz, salvaje /desmaˈdɾado/
motherless · unconventional; zany
La población animal es de una riqueza extraordinaria. — Yabanıl hayvan varlığı zengindir.
İtalyancabrado, selvaggio, selvatico /ˈbra.do/
wild · untamed · unconstrained, unfettered, unhindered
eş: indomito, libero, selvaggio, selvatico, all’aperto, primitivo
köken: Probably from Latin barbarus. Compare bravo.
gli hai dato potere sulle opere delle tue mani, tutto hai posto sotto i suoi piedi — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Rusçaдикий /ˈdʲikʲɪj/
wild, savage, untamed · uncivilized · odd, bizarre
eş: неокультуренный, первозданный, неприручённый, неодомашненный, некультивированный, первобытный
köken: Inherited from Proto-Slavic *dikъ.
aile: дика́рь, ди́ко, ди́кость, дикова́тый, дико́вина, дико́винка, дико́винный, дикобра́з, дикорасту́щий, дикоро́с
(8:8) овец и волов всех, и также полевых зверей, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Я свободен! С диким ветром наравне
Arapçaبَرِّيّ, مُتَوَحِّش
تملك البلاد ثروة حيوانية ضخمة. — Yabanıl hayvan varlığı zengindir.
Farsçaدد, وحشی /ˈdad/
wild animal; wild beast
çekim: çoğul ددان
zıt: دام
köken: Inherited from Middle Persian [Book Pahlavi needed] (dt' /⁠dad⁠/), 𐫅𐫅 (dd /⁠dad⁠/).
دی شیخ با چراغ همیگشت گرد شهر کز دیو و دد ملولم و انسانم آرزوست
Azericevəhşi
wild · predatory · savage, barbaric, not civilized
çekim: karşılaştırma daha vəhşi · üstünlük ən vəhşi
zıt: əhli
köken: From Arabic وَحْشِيّ (waḥšiyy).
aile: vəhşiləşmək, vəhşilik
Kazakçaжабайы
simple, ordinary, usual · wild, untamed · primitive
köken: Derived from Classical Persian یابایی (yābāyī, “desertic; wild, untamed, undomesticated; uncultivated”), a Transoxianan variant of یابانی (yābānī /yâbâni). Compare Bashkir ябай (yabay), Kyrgyz жапайы (japayı), Uzbek yovvoyi, Uyghur ياۋايى (yawayi), ياۋا (yawa), Turkmen ýabany, Turkish yabani, etc.
Portekizcebravio, selvagem, silvestre /bɾaˈvi.u/
feral, wild · uneducated, uncivilized · difficult to traverse, untraversable, impenetrable
çekim: çoğul bravios
eş: silvestre, brabo, bravo, intransitável, infrutífero, estéril
köken: bravo + -io.
aile: bravia, braviamente, braviozinho, braviozão
todas as ovelhas e bois, assim como os animais do campo, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
undomesticated, untamed, feral, wild · wild, uncultivated · uncouth, unsociable, uncivilised (UK), uncivilized (US)
çekim: karşılaştırma αγριότερος · üstünlük αγριότερος
köken: From Ancient Greek ἄγριος (ágrios).
Τα φυσικά χαρακτηριστικά του Κουναμπαραμπράν είναι άγνωστα. — Bulbasaur'ın doğası yabanıldır.
Japonca野生の
ジョンは禁欲の誓いを破り、イグリットという名の〈野人〉の女戦士と恋に落ちる。 — Orada bir yeminini daha bozar ve Ygritte adlı bir yabanılla aşk yaşar.
Korece길들여지지 않은, 야생의
곧 모든 우양과 들짐승이며 — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
İsveççevild
wild · not tame or domesticated
çekim: karşılaştırma vildare · üstünlük vildast
köken: From Old Norse villr (“wild”) and Old Saxon wildi, from Proto-Germanic *wilþijaz.
Du satte honom till herre över dina händers verk; allt lade du under hans fötter: — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Lehçedziki /ˈd͡ʑi.ki/
wild, untamed · wild, lacking inhibition or moderation (e.g. a party) · asocial, shut-in, very introverted
çekim: karşılaştırma dzikszy · üstünlük najdzikszy
eş: reg. (Śląsk) dziwoki, psi
köken: Etymology tree Proto-Slavic *dikъ Polish dziki Inherited from Proto-Slavic *dikъ.
aile: dzicz, dzikus, dziczeć, zdziczeć
Dałeś mu opanować sprawy rąk twoich, wszystkoś poddał pod nogi jego. — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Hintçeजंगली
jungle · wild, uncivilized · natural, undomesticated, untamed
çekim: çoğul जंगलियों
köken: Etymology tree Sanskrit जङ्गल (jaṅgala) Prakrit जंगल (jaṃgala) Hindi जंगल (jaṅgal) Hindi -ई (-ī) Hindi जंगली From जंगल (jaṅgal) + -ई (-ī).
aile: जंगलीपन
Fincehillitön, hurja, kesytön, raju, villi, villi- /ˈhilːitøn/
unrestrained, unchecked, unbridled, rampant
çekim: karşılaştırma hillittömämpi · üstünlük hillittömin
köken: hillitä + -tön
aile: hillittömyys, hillittömästi
Eläinkunta on rikas. — Yabanıl hayvan varlığı zengindir.
Çekçedivoký /ˈɟɪvokiː/
wild
çekim: karşılaştırma divočejší · üstünlük nejdivočejší
eş: nekonvenční, extravagantní
zıt: krotký
köken: Inherited from Old Czech divoký, from Old Czech diví + -oký, from Proto-Slavic *divьjь.
aile: divočák, divočina, divokost
Pánem jsi ho učinil nad dílem rukou svých, všecko jsi podložil pod nohy jeho: — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
unleashed
çekim: geçmiş of dezlănțui · ortaç of dezlănțui
köken: Past participle of dezlănțui.
oile şi boii laolaltă, fiarele cîmpului, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Macarcavad /ˈvɒd/
wild, untamed · uncontrolled, unregulated
çekim: karşılaştırma vadabb · üstünlük legvadabb
zıt: szelíd
köken: From Proto-Finno-Ugric *wamta (“forest”).
aile: vadon
Úrrá tetted õt kezeid munkáin, mindent lábai alá vetettél; — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
İbraniceבַּר, פֶּרֶא
צנה ואלפים כלם וגם בהמות שדי׃ — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Latincecrudelis, ferōx, ferus, immanis, saevus, silvestris /kruːˈdeː.lɪs/
unfeeling, rude · ruthless, cruel, merciless
çekim: karşılaştırma crūdēlior · üstünlük crūdēlissimus
zıt: mītis, misericors, tranquillus, placidus, quietus, clemens
köken: From crūdus.
Norveççevill
Du gjorde ham til hersker over dine henders gjerninger, alt la du under hans føtter, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Vietnamcahoang dã /hwaːŋ˧˧ zaː˦ˀ˥/
deserted place; wilderness
köken: Sino-Vietnamese word from 荒野.
Cả loài chiên, loài bò, Ðến đỗi các thú rừng, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
động vật hoang dã
Bulgarcaбуен, див, неистов, необуздан, подивял /ˈbuɛn/
stormy, turbulent, tumultuous · tangled, wild (of growth, weeds, etc.) · wild, unruly, boisterous
çekim: karşılaştırma по́-бу́йни · üstünlük на́й-бу́йни
köken: Inherited from Proto-Slavic *bujьnъ.
Всичките овци и говеда, Още и животните на полето, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Slovakçadivý /ɟiviː/
wild
çekim: karşılaştırma divší · üstünlük najdivší
köken: Inherited from Old Slovak divý, from Proto-Slavic *divъ (“natural, intact; feral, wild”).
Učinil si ho vládcom nad dielami svojich rúk; všetko si položil pod jeho nohy: — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Slovencedivji /dìːʋji/
wild (not domesticated or tamed)
çekim: karşılaştırma bȍlj dívji · üstünlük nȁjbolj dívji
köken: From Proto-Slavic *divьjь.
drobnico in goved, kolikor je je, in tudi poljske živali, — Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
Litvancalaukinis (eril) /lɒʊˈkʲɪnʲɪs/
wild, untamed, uncultivated, feral · external, outside · primordial, primitive
köken: laukas (“field, outside”) + -inis
aile: laukinumas, laukinukas, laukiniškumas
lauki̇̀nė pelė̃
laukinė obeli̇̀s

Örnek Cümleler

Bulbasaur'ın doğası yabanıldır.
Bubolz Nature Preserve.
Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,
All sheep and cattle, yes, and the animals of the field,
Sonraları grup yabaniler tarafından takip edildi.
She is being followed by a group of gangsters.
Yabanıl ve evcil hayvanlar, Sürüngenler, uçan kuşlar,
wild animals and all livestock; small creatures and flying birds;
Jon, yabaniler tarafından çiğnenir ancak ayağa kalkar.
Jon is trampled by the Wildlings but struggles to his feet.
Jon, yabaniler tarafından çiğnenir ancak ayağa kalkar.
Jon is trampled by the Wildlings, but struggles to his feet.
Yabanileşmiş kediler doğal yaşam için büyük tehdit oluşturuyor.
Feral cats pose a major threat to wildlife.
Yıkıma, açlığa gülüp geçecek, Yabanıl hayvanlardan ürkmeyeceksin.
At destruction and famine you shall laugh, neither shall you be afraid of the animals of the earth.
Orman domuzları onu yoluyor, Yabanıl hayvanlar onunla besleniyor.
The boar out of the wood ravages it. The wild animals of the field feed on it.
Kazılarda yabanıl tahıl türlerine ilişkin bir kanıt bulunamamıştır.
No attempts to preserve the species in captivity seem to have been made.
Yabanileşmiş kediler vahşi hayat için önemli bir tehdit oluşturuyor.
Feral cats pose a major threat to wildlife.
Duvar'a saldıranlar arasında Yabanıl kabileler ve Thennler de vardır.
They were divided between shore-dwellers (aryoto) and forest-dwellers (eremtaga) subtribes.
yabanıl ile daha fazla örnek cümle →