Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yaban

yaban

/jaˈban/
adj
B2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"yaban" kelimesinin İngilizcesi: wild, wilderness, ferret, ferret, ferret. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelwildadj
Genelwildernessnoun
Genelferret
Genelferret
Genelferret

Görsel

Ağaç gövdeli sıvacı kuşu portresi - yabani kuş fotoğrafıAfrika Savanasında Zürafa ve Zebraların Yabani Hayat PortresiAğaçta Dinlenen Dikenli Kirpinin Büyüleyici Yaban Hayatı KaresiAçık mavi gökyüzünde süzülen benekli yalıçapkını ve yaban hayatı

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)yabanı
Yönelme (-e)yabana
Bulunma (-de)yabanda
Çıkma (-den)yabandan
Tamlayan (-in)yabanın
Çoğul (-ler)yabanlar

Tanım

isim: İnsan yaşamayan ıssız yer
Vahşi olan, evcil olmayan canlı
Kendi kendine yetişen bitki
Aile ocağından uzak olan yer
sıfat: ıssız
ağızlardan: Yerli halktan olmayan kimse

Atasözü & Deyim

Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar
Yabancı koyun kenara yatar = Yabancı kuşun başı kanadı altında olur

Diğer Dillerde

Almancafremd /fʁɛmt/
strange · foreign · external
çekim: karşılaştırma fremder · üstünlük am fremdesten
eş: fremdartig, unbekannt, ausländisch
köken: From Middle High German vremde, vremede, from Old High German fremidi, from Proto-West Germanic *framiþī. Cognate with English fremd, Dutch vreemd.
aile: artfremd, befremden, berufsfremd, darmfremd, entfremden, fremdartig, Fremder, Fremdkapital, Fremdkörper, Fremdling
Wer ist dieser Fremde?Kim o yabancı?
past participle of déchaîner
C'était un étranger."Ben bir yabancıyım.
İspanyolcadescampado, desmadrado, fiero, jungla, maleza, montaraz (eril) /deskamˈpado/
open ground, vacant lot
çekim: çoğul descampados
köken: From descampar + -ado.
aile: en descampado
Soy un extranjero.Ben bir yabancıyım.
İtalyancabrado, natura, selvaggio, selvatico /ˈbra.do/
wild · untamed · unconstrained, unfettered, unhindered
eş: indomito, libero, selvaggio, selvatico, all’aperto, primitivo
köken: Probably from Latin barbarus. Compare bravo.
Non sono straniero.Ben yabancı değilim.
Сериал Жизнь BBC.BBC Yaban Hayatı.
"كلّنا غرباء"."Ben bir yabancıyım.
Farsçaدد, وحشی /ˈdad/
wild animal; wild beast
çekim: çoğul ددان
zıt: دام
köken: Inherited from Middle Persian [Book Pahlavi needed] (dt' /⁠dad⁠/), 𐫅𐫅 (dd /⁠dad⁠/).
دی شیخ با چراغ همیگشت گرد شهر کز دیو و دد ملولم و انسانم آرزوست
Azericevəhşi
wild · predatory · savage, barbaric, not civilized
çekim: karşılaştırma daha vəhşi · üstünlük ən vəhşi
zıt: əhli
köken: From Arabic وَحْشِيّ (waḥšiyy).
aile: vəhşiləşmək, vəhşilik
Kazakçaжабайы
simple, ordinary, usual · wild, untamed · primitive
köken: Derived from Classical Persian یابایی (yābāyī, “desertic; wild, untamed, undomesticated; uncultivated”), a Transoxianan variant of یابانی (yābānī /yâbâni). Compare Bashkir ябай (yabay), Kyrgyz жапайы (japayı), Uzbek yovvoyi, Uyghur ياۋايى (yawayi), ياۋا (yawa), Turkmen ýabany, Turkish yabani, etc.
Felemenkçewildernis (dişil) /ˈʋɪldərˌnɪs/
wilderness
çekim: çoğul wildernissen
köken: From Middle Dutch wildernisse, from wilt + -nisse (modern Dutch wild + -nis). The -r- has been added by analogy with hindernis and duisternis; compare German Wildnis.
‘Ik ben een vreemdeling."Ben bir yabancıyım.
feral, wild · uneducated, uncivilized · difficult to traverse, untraversable, impenetrable
çekim: çoğul bravios
eş: silvestre, brabo, bravo, intransitável, infrutífero, estéril
köken: bravo + -io.
aile: bravia, braviamente, braviozinho, braviozão
Vitórias BBC.BBC Yaban Hayatı.
undomesticated, untamed, feral, wild · wild, uncultivated · uncouth, unsociable, uncivilised (UK), uncivilized (US)
çekim: karşılaştırma αγριότερος · üstünlük αγριότερος
köken: From Ancient Greek ἄγριος (ágrios).
Japonca原野, 荒野, 野生の /ɡẽ̞ɰ̃ja̠/
open country · field; plain
eş: 荒野
İsveççeobygd, ödemark, vild
a remote, scarcely built-up area; backcountry, boondock, backwoods
çekim: çoğul obygder · tamlayan obygds
köken: o- (“un-”) + bygd
Jag är själv utländsk."Ben bir yabancıyım.
Vi är ute i obygden
Lehçedzicz, dziki, manowce, pustkowie, pustynia (dişil) /ˈd͡ʑit͡ʂ/
wilderness (uncultivated tract of land) · backwater (backward place) · mob (unruly group of people)
çekim: tamlayan dziczy
eş: hołota, pustkowie, odludzie
köken: Back-formation from dziki. Cognate with Belarusian дзі́ч f (dzíč, “game; backwoods”), Russian ди́чь f (díčʹ, “game (wild animals); wilderness; nonsense”). First attested in 1586.
aile: dziczyzna, zdziczenie, dziczeć, zdziczeć
Zawsze był obcym."Ben bir yabancıyım.
Hintçeजंगली
jungle · wild, uncivilized · natural, undomesticated, untamed
çekim: çoğul जंगलियों
köken: Etymology tree Sanskrit जङ्गल (jaṅgala) Prakrit जंगल (jaṃgala) Hindi जंगल (jaṅgal) Hindi -ई (-ī) Hindi जंगली From जंगल (jaṅgal) + -ई (-ī).
aile: जंगलीपन
wasteland, wilderness · wilderness away from home, used for hunting, fishing and foraging
çekim: çoğul erämaat · tamlayan erämaan
köken: From erä (“hunting, game; wilderness”) + maa (“land”).
aile: erämainen, betonierämaa, erämaa-alue, erämaapuhelin, erämaataival, hiekkaerämaa, kivierämaa
Rakastuin ulkomaalaiseen."Ben bir yabancıyım.
Seutu oli savolaisten erämaata.
Çekçedivočina, divoký (dişil) /ˈɟɪvot͡ʃɪna/
wilderness · game (meat)
çekim: çoğul divočiny · tamlayan divočiny
köken: From divoký + -ina. From Old Czech divočina.
Wie Fremde gemacht werden (německy).Yabancı (İng.
unleashed
çekim: geçmiş of dezlănțui · ortaç of dezlănțui
köken: Past participle of dezlănțui.
Clasările piesei „Liar Liar”."Yaban Hayatımız" bölümü.
Macarcavad, vadon /ˈvɒd/
wild, untamed · uncontrolled, unregulated
çekim: karşılaştırma vadabb · üstünlük legvadabb
zıt: szelíd
köken: From Proto-Finno-Ugric *wamta (“forest”).
aile: vadon
'Idegen vagyok.'"Ben bir yabancıyım.
unfeeling, rude · ruthless, cruel, merciless
çekim: karşılaştırma crūdēlior · üstünlük crūdēlissimus
zıt: mītis, misericors, tranquillus, placidus, quietus, clemens
köken: From crūdus.
wilderness
çekim: çoğul vildmarker · tamlayan vildmarks
köken: Compound of vild + mark
Vietnamcahoang dã /hwaːŋ˧˧ zaː˦ˀ˥/
deserted place; wilderness
köken: Sino-Vietnamese word from 荒野.
động vật hoang dã
stormy, turbulent, tumultuous · tangled, wild (of growth, weeds, etc.) · wild, unruly, boisterous
çekim: karşılaştırma по́-бу́йни · üstünlük на́й-бу́йни
köken: Inherited from Proto-Slavic *bujьnъ.

Etimoloji

From Ottoman Turkish یابان, from Persian یابان (yâbân).

Örnek Cümleler

Tam bir yabancıydı.
He was an utter stranger.
Ben bir yabancıydım.
I was an outsider.
Yabancılarla alay etme.
Don't make fun of foreigners.
O, bana tamamen yabancı.
He is a total stranger to me.
Köpek yabancıya havladı.
The dog barked at the stranger.
Adam tam bir yabancıydı.
The man was a total stranger.
Buralarda bir yabancıyım.
I'm a stranger in these parts.
Hiç yabancı biran var mı?
Do you have any imported beer?
Binaya bir yabancı girdi.
A stranger came into the building.
Yabancı bana doğru geldi.
The stranger came toward me.
O bana hiç yabancı değil.
He is no stranger to me.
İki yabancı arkadaşım var.
I have two foreign friends.
yaban ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Genelwasp
Genelboar
Genelwildcat
Genelsnakeberry
Genelbittersweet
Genelwasp
Genelwildcat
Genelmouflon
Genelblueberry
Genelcranberry
Genelwild strawberry
Genelwild boar
Genelmusk thistle
Genelnodding thistle
Genelsmyrnium connatum
Genelwild radish
Genelraphanus raphanistrum
Genelwild oats
Genelwild strawberry
Genelwild boar
Genelwild goat
Birleşik Kelimeler
yaban arısıyaban armuduyaban asmasıyaban baklasıyaban çileğiyaban defnesiyaban domuzuyaban enginarıyaban eriğiyaban eşeğiyaban fesleğeniyaban gülüyaban havucuyaban inciriyaban kazıyaban keçisiyaban kedisiyaban keteniyaban koyunuyaban maydanozuyaban mersiniyaban nanesiyaban ördeğiyaban pancarıyaban pazısıyaban sümbülüyaban tavşanıyaban teresiyaban turpuyaban yaseminiyazı yaban
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod