taşmak
verb
TR → EN
"taşmak" kelimesinin İngilizcesi: exuberate, gush, overflow, surge. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelexuberate
Genelgush
Geneloverflow
Genelsurge
Çekim Tablosu
Geniş zamantaşamam
Şimdiki zamantaşabiliyor
Gelecek zamantaşacak
Geçmiş zamantaşamadı
Şarttaşamasa
Gerekliliktaşamamalı
Emirtaş
Tanım
•Sıvı maddelerin, içinde bulundukları kaba sığamayacak kadar çoğalma ve kabarma yüzünden kenarlarından dökülmesi.
•Deniz, nehir kabarmak, çevresini kaplamak
•Sıvı maddeler, içinde bulundukları kaba sığmayacak kadar çoğalma ve kabarma yüzünden kenarları aşmak
•Bir yere veya şeye sığmamak
•İnsan, nesne vb. çokça bulunmak, sayısı artmak
•Öfke, sabırsızlık veya heyecan yüzünden kendini tutamamak
Diğer Dillerde
AlmancaAufwallung, Brandung, Schwall, Spannungsstoß, steil ansteigen, überfließen (dişil) /ˈbʁandʊŋ/
surf, breakers (Waves that break.)
çekim: çoğul Brandungen · tamlayan Brandungen
köken: Borrowed from Dutch branding (also attested as Branding in German).
aile: Brandungswelle
Und entlang der Seiten dieser Schornsteine schimmert es vor Hitze und es sprudelt vor Leben. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
Fransızcaafflux, débordement, déborder, déferler, houle, montée (eril) /a.fly/
influx (inward flow) · afflux
köken: From Latin affluĕre, affluxum.
Et tout le long, les parois de ces cheminées vibrent de chaleur et sont chargées de vie. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
İspanyolcaaliviadero, aluvión, bosar (disused), colmar, derrame, desbordamiento (eril) /alibjaˈdeɾo/
weir (adjustable dam)
çekim: çoğul aliviaderos
köken: From aliviar (“to relieve”) + -dero.
Y las laderas de estas chimeneas resplandecen de calor y están cargadas de vida. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
İtalyancaeccedenza, eccesso, marea, ondata, overflow, ridondare (dişil) /et.t͡ʃeˈdɛn.t͡sa/
surplus, excess
çekim: çoğul eccedenze
eş: eccesso, esorbitanza, sovrabbondanza, sproporzione, esuberanza, pletora
A nulla vale la fuga con il paracadute. — Meclisteki kargaşa sokağa taşmakta gecikmedi.
Rusçaволна́, всплеск, выходить за пределы, избы́ток, перели́в, перелива́ться /fsplʲesk/
splash · bump, burst, flash
çekim: çoğul вспле́ски · tamlayan вспле́ска
eş: всполох, вейвлет
Эти трубы раскалены от жара и густо заселены подводными обитателями. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
Arapçaفَاضَ, فَيَضَان
وعلى جانبي كل من هذه المداخن وميض من الحرارة معبّق بالحياة. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
Kazakçaаса толтыру
Felemenkçegolf, stortzee (dişil) /ɣɔlf/
wave · gulf
çekim: çoğul golven
eş: baar
köken: From Middle Dutch gelve, from Proto-Germanic *gelbaną. Influenced by Late Latin colfus, from Ancient Greek κόλπος (kólpos).
aile: arrestatiegolf, geluidsgolf, kortegolf, lichtgolf, microgolf, radiogolf, vloedgolf, zwaartekrachtsgolf
Naast deze schoorstenen flikkert de hitte en bruist het van het leven. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
Portekizceladrão, surto, transbordamento, transbordar, transbordo (eril) /laˈdɾɐ̃w̃/
thief · dishonest person; treater
çekim: çoğul ladrões
köken: From Old Galician-Portuguese ladron, from Latin latrōnem (“highwayman, brigand”).
Yunancaξεχειλίζω, ξεχείλισμα, υπερεκχειλίζω, υπερχείλιση /kse.çiˈli.zo/
to overflow, bubble over, run over · to fill to the brim · to erupt
çekim: geçmiş ξεχείλισα · ortaç ξεχειλισμένος · şimdiki ξεχειλίζει · ulaç ξεχειλίζοντας
eş: υπερχειλίζω, υπερφορτώνω
köken: Inherited from Byzantine Greek (ἐ)ξεχειλίζω ((e)xekheilízō). Equivalent to ξέχειλος (xécheilos, “overflowed”) (literally ξε- (xe-, “over-”) the χείλη (cheíli, “lips”)) + -ίζω (-ízo).
surge
köken: From English surge.
生物がひしめき合っています ブラックスモーカーが立ち並び — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
İsveççeöverspänning
excess, overabundance, surfeit · superfluity · overflow
çekim: çoğul nadmiary · tamlayan nadmiaru
eş: nadwyżka, zbytek
zıt: niedobór, niedomiar
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂en- Proto-Indo-European *dʰeh₁- Proto-Balto-Slavic *nōda Proto-Slavic *nadъ Proto-Slavic *nadъ- Old Polish nad- Polish nad- Proto-Indo-European *meh₁-der. Proto-Balto-Slavic *mḗˀrāˀ Proto-Slavic *mě̀ra Old Polish miara Polish miara Polish nadmiar From nad- + miara.
aile: nadmierny
Macewy użyto do utwardzania ulic. — Meclisteki kargaşa sokağa taşmakta gecikmedi.
Ukraynacaперелива́тися, перели́тися, перепо́внитися, переповня́тися
Finceaallokko, aalto, aiheuttaa ylivuoto, jännitepiikki, maininki, paisua /ˈɑːlːokːo/
waves, swell, surge
çekim: çoğul aallokot · tamlayan aallokon
köken: aalto + -kko
aile: aallokkoinen, hyökyaallokko, myötäaallokko, peräaallokko, ristiaallokko, sivuaallokko, tyrskyaallokko, vasta-aallokko
Niiden kyljet hohtavat kuumina, täynnä elämää. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
Çekçenápor, náraz, poryv, poskočit, přetečení, příval (eril) /ˈnaːpor/
strain, thrust, pressure · onslaught
çekim: çoğul nápory · tamlayan náporu
köken: Inherited from Proto-Slavic *naporъ. By surface analysis, deverbal from napřít.
Design MiTo je inspirován supersportovním modelem 8C Competizione. — Tasarımında 8C Competizione 'den izler taşmaktadır.
Rumencerevărsare, se revărsa (dişil)
overflow
çekim: çoğul revărsări · tamlayan revărsări
köken: From revărsa + -re.
Şi toate laturile de-a lungul acestor coșuri sunt sclipitoare de căldură şi pline de viaţă. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
Macarcatúlfeszültség
És e kémények mentén végig hőáramlatok vannak, és nyüzsög az élet. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
İbraniceגַּל נֵד, גָּלַשׁ, עָלָה עַל גְּדוֹתָיו
והצדדים של הארובות האלה שופעות בחום ובחיים. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
Latincealluviō, inundō, redundō, stāgnō
Norveççerenne over
Vietnamcatràn, tràn ngập /t͡ɕaːn˨˩/
to overflow; to run over the edge
köken: Inherited from Proto-Vietic *p-laːɲ. Possible doublet of lan (“to spread”).
aile: căng tràn, lan tràn, ngập tràn, tràn đầy, tràn lan, tràn ngập, tràn trề
Dọc theo những ống khói hơi nước mờ mờ ảo ảo và chứa đầy sự sống — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
Bulgarcaбушувам, вълнение, надигам се, нахлуване, прилив, скок в напрежението /boˈʃu̟vɐm/
(of a storm, the sea, the wind etc.) to rage, to bluster
çekim: geçmiş none · ortaç бушу́вал · şimdiki бушу́ва · ulaç бушу́ващ
köken: From буш (buš) + -у́вам (-úvam), the former part might be related to Bulgarian бухам (buham). Compare Russian бушевать (buševatʹ), Polish burzyć or buchać.
Покрай тези комини трепка горещина и гъмжи от живот. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
Снежната буря все още бушуваше навън.
Навън вятърът бушуваше.
Slovakçanahrnúť sa, nával, navaliť sa, príboj, príval, vlnobitie
A všetko v okolí tých komínov sa chveje teplom a je plné života. — Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
Litvancaperpildymas
to flood; to overflow; to deluge; to inundate · to soak; to submerge; to drench · to rise (over); to heap up (upon); to pile up (upon)
köken: From Proto-Tai *C̬.tuəmᴮ (“to flood”). Cognate with Northern Thai ᨳ᩠ᩅ᩶ᨾ, Khün ᨳ᩠ᩅ᩶ᨾ, Lao ຖ້ວມ (thūam), Lü ᦏᦳᧄᧉ (ṫhum²), Shan ထူမ်ႈ (thūum), Tai Nüa ᥗᥨᥛᥲ (thòm) or ᥗᥧᥛᥲ (thùm), Ahom 𑜌𑜤𑜉𑜫 (thum), Zhuang dumh, Saek ทุม.
ปีนี้น้ำมากท่วมในพระราชวัง
ในปีนั้นน้ำมากท่วมสวนของราษฎร ต้นผลไม้ของราษฎรเสีย
พระยานาคบันดาลให้น้ำท่วมเมืองหนองหาน เจ้าสุระอุทกจมน้ำตาย
Katalancavessar /vəˈsa/
to spill, to overflow · to spill · to cause to spill, to shed
çekim: geçmiş vessí · ortaç vessat · şimdiki vessa
köken: Inherited from Latin versāre.
aile: vessament, vessar molta tinta
Galiçyacabotar por fóra, xurdir
to overflow, spill · to be packed to the rafters
çekim: geçmiş botei por fóra · ortaç botado por fóra
köken: Literally, “spilling or dropping outside”.
Unha cidade que bota por fora de universitarios. Unha cidade que certamente merece ser capital de Galicia.[…]
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümlelertaşmak ile daha fazla örnek cümle →
Lavabo taşmak üzere.
The sink is almost overflowing.
Onların ağızlarından öfke taşmaktadır.
They desire to harm you severely.
Ağızlarından kin ve nefret taşmaktadır.
Fain would they that which distresseth you.
Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır.
They desire to harm you severely.
Ancak Erdoğan, Türkiye'nin sabrının taşmakta olduğu konusunda da uyardı.
But Turkey's patience is running thin, he warned.
Ve bu bacaların kenarları, boylu boyunca ısı ve yaşam ile dolup taşmaktadır.
And all along the sides of these chimneys is shimmering with heat and loaded with life.
Size sıkıntı verecek şeyleri isterler. Onların ağızlarından öfke taşmaktadır.
They will spare no effort to ruin you: They surely desire your annihilation.
Size sıkıntı verecek şeyi pek severler. Ağızlarından nefret ve öfke taşmaktadır.
Hatred is revealed by (the utterance of) their mouths, but that which their breasts hide is greater.
Onların öfkesi ağızlarından taşmaktadır, kalblerinin gizlediği ise daha büyüktür.
Hate is on their tongues, and what they hide in their hearts is worse.
Ağızlarından kin ve nefret taşmaktadır. Göğüslerinde gizledikleri ise daha büyük.
Hatred is revealed by (the utterance of) their mouths, but that which their breasts hide is greater.
Onların ağızlarından öfke taşmaktadır. Göğüslerinde gizledikleri (kin) ise daha büyüktür.
Hatred has already appeared from their mouths, but what their hearts conceal is worse.
Ağızlarından nefret ve öfke taşmaktadır. Göğüslerinin saklamakta olduğu ise daha büyüktür.
Hate is on their tongues, and what they hide in their hearts is worse.