kaygılı

/kaj.ɡɯˈɫɯ/
adj
C2 seviye
TR → EN
"kaygılı" kelimesinin İngilizcesi: anxious. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelanxiousadj

Tanım

•Aydın ili Söke ilçesine bağlı bir köy.
•kaygısı olan, üzüntülü
•Yozgat ili Şefaatli ilçesine bağlı bir köy.
•Kaygısı olan; üzüntülü

Diğer Dillerde

Almancaangespannt, ängstlich, angstvoll, bang, bange, bedacht auf /ˈanɡəˌʃpant/
past participle of anspannen
çekim: karşılaştırma angespannter · üstünlük am angespanntesten
Kinder sind ungeduldig und unruhig. — Çocuklar, sabırsız ve kaygılılar.
anxious · apprehensive
köken: Inherited from Middle French [Term?], from Latin anxius.
Par là. Je n'oublierai pas ça. — Zaten ben de kaygılıyım.
İspanyolcaansioso, deseoso, incómodo, inquieto /anˈsjoso/
anxious · eager, agog
köken: Semi-learned borrowing from Latin anxiōsus.
aile: ansiosamente
Estoy nervioso a mí mismo. — Zaten ben de kaygılıyım.
İtalyancabramoso, impaziente, preoccupante /braˈmo.zo/
longing, yearning, eager, greedy
eş: smanioso, desideroso, ansioso, avido, ;, eccitato
köken: From brama + -oso.
aile: bramosamente, bramosia, bramosità
E le generazioni più anziane sono preoccupate. — Ve geçmiş nesiller kaygılı.
Rusçaбеспоко́ящийся, встрево́женный, озабо́ченный, стремя́щийся
опечаленный, огорчённый; озабоченный, обеспокоенный
Я сама переживаю. — Zaten ben de kaygılıyım.
Arapçaقَلِق, قَلِقَة
أنا نفسيتي عصبيّة — Zaten ben de kaygılıyım.
Azericehəyəcanlı, iztirablı, narahat, qayğılı, təlaşlı, təşvişli /hæjæd͡ʒanˈɫɯ/
excited · exciting · nervous
çekim: karşılaştırma daha həyəcanlı · üstünlük ən həyəcanlı
köken: From həyacan + -lı.
Felemenkçebezorgd /bəˈzɔrxt/
concerned, anxious
çekim: karşılaştırma bezorgder · üstünlük bezorgdst
köken: From bezorgen.
aile: bezorgdheid, zich bezorgd maken
Ik ben zenuwachtig mezelf. — Zaten ben de kaygılıyım.
Mijn vrienden waren bezorgd over mijn gezondheid.
Portekizcedesconfortável, receoso /des.kõ.foʁˈta.vew/
uncomfortable
köken: From des- + confortável.
E gerações mais velhas estão preocupadas. — Ve geçmiş nesiller kaygılı.
stressed, anxious, neurotic
Και οι μεγαλύτερες γενεές ανυσηχούν. — Ve geçmiş nesiller kaygılı.
Japonca心配した
「多くの人々が、明日を憂いています。」 — Ve geçmiş nesiller kaygılı.
İsveççeorolig, oroväckande
anxious, worried · restless
çekim: karşılaştırma oroligare · üstünlük oroligast
eş: bekymrad, nervös, ängslig
zıt: lugn, sansad
köken: From o- (“un-”) + rolig (“calm”). Rolig, in the meaning calm, is obsolete in contemporary Swedish so rolig is not considered an antonym of this word. (In contemporary Swedish, rolig means funny.)
Jag är nervös själv. — Zaten ben de kaygılıyım.
Hintçeचिंतित /t͡ʃɪn.t̪ɪt̪/
preoccupied, perplexed · concerned, anxious
köken: Learned borrowing from Sanskrit चिन्तित (cintita). By surface analysis, चिंता (cintā) + -इत (-it).
anguished, anxious, angstful [with elative ‘about’] (full of anxiety)
çekim: karşılaştırma ahdistuneempi · üstünlük ahdistunein
aile: ahdistuneesti, ahdistuneisuus
"Olen huolissani. Olen ahdistunut. Olen masentunut. — "Endişeliyim, kaygılıyım moralim bozuk.
Çekçeúzkostný /ˈuːskostniː/
anxious (full of anxiety)
çekim: karşılaştırma úzkostnější · üstünlük nejúzkostnější
köken: From úzkost + -ný.
Sama jsem nervózní. — Zaten ben de kaygılıyım.
anxious
köken: Borrowed from French anxieux.
Şi generaţiile mai în vârstă sunt în cauză. — Ve geçmiş nesiller kaygılı.
Macarcaaggasztó, aggodalmas, aggódik, aggódó, alig vár, gondterhelt /ˈɒɡːoːdik/
to worry about something, to be anxious about something or for somebody (-ért)
çekim: geçmiş aggódtak
köken: From the obsolete verb aggik (“to care about something”) + -ódik (reflexive or passive verb-forming suffix), where the verb is of disputed origin: either from Proto-Finno-Ugric *aŋke (“tight, depressed, distress, become tight”), or with a semantic blend and split related to agg (“very old”). A connection with Proto-Finno-Ugric *šoŋkɜ (“squeeze; narrow”) is considered unlikely.
aile: aggodalom, aggódás, aggódó
Az idősebb generáció aggódik. — Ve geçmiş nesiller kaygılı.
Aggódom a fiamért.
İbraniceחָרֵד
.ודורות מבוגרים מודאגים — Ve geçmiş nesiller kaygılı.
Latinceanxius, praementuens, sollicitus /ˈaːŋk.si.ʊs/
afeared, anxious, troubled, uneasy
çekim: karşılaştırma magis ānxius · üstünlük maximē ānxius
köken: From angō.
aile: ānxietās, ānxifer, ānxiōsus, ānxitūdō
Dancaivrig (efter), opsat (på), spændt (på), urolig, urovækkende
restless · troubled
çekim: karşılaştırma uroligere · üstünlük uroligst
zıt: rolig
köken: From u- + rolig.
aile: urolighed
Og ældre generationer er bekymrede. — Ve geçmiş nesiller kaygılı.
Endonezcecemas /ˈt͡ʃə.mas/
anxious
çekim: karşılaştırma lebih cemas · üstünlük paling cemas
köken: From Malay cemas.
aile: bercemas, kecemasan, mencemaskan, pencemas, secemas, tercemas
Aku gugup sendiri. — Zaten ben de kaygılıyım.
Vietnamcanao /naːw˧˧/
uneasy · provoking deep emotions; moving
Mẹ cảm thấy lo cho con đấy. — Zaten ben de kaygılıyım.
nhìn những đứa trẻ đói nghèo mà nao lòng
đẹp đến nao lòng
Bulgarcaгорящ от желание, загрижен, обезпокоен, разтревожен
И аз съм нервна. — Zaten ben de kaygılıyım.
Estoncakibelev, murelik, rahutu
Taycaใจไม่ดี, ไม่สบายใจ
Katalancaansiós, insegur
anxious
aile: ansiosament
Galcepryderus
anxious, nervous, worried
çekim: karşılaştırma mwy pryderus · üstünlük mwyaf pryderus
köken: From pryder + -us.
Ermeniceտագնապալից /tɑɡnɑpɑˈlit͡sʰ/
alternative form of տագնապալի (tagnapali)
çekim: üstünlük ամենատագնապալից
köken: From Old Armenian տագնապալից (tagnapalicʻ).

Etimoloji

By surface analysis, kaygı + -lı.

Örnek Cümleler

O kaygılı.
It's disconcerting.
Karım kaygılı.
My wife is worried.
Herkes kaygılıydı.
Everyone was anxious.
Tom çok kaygılıdır.
Tom is very concerned.
Ortaklar kaygılılar.
The partners are concerned.
Sami çok kaygılıydı.
Sami was very worried.
O konuda kaygılıyım.
I worry about that.
Kaygılı görünüyorsun.
You seem preoccupied.
Tom her zaman kaygılı.
Tom is always preoccupied.
Zaten ben de kaygılıyım.
I'm nervous myself.
Tom kaygılı görünmüyordu.
Tom didn't seem preoccupied.
Ben bir parça kaygılıyım.
I'm a bit anxious.
kaygılı ile daha fazla örnek cümle →