Ana içeriğe geç
Sözlük
/
hapsetmek

hapsetmek

verb
TR → EN
"hapsetmek" kelimesinin İngilizcesi: confine, custody, enclose , inclose, imprison, incarcerate. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelconfine
Genelcustody
Genelenclose , inclose
Genelimprison
Genelincarcerate
Geneljail, (ýng.) gaol
Genelpen

Çekim Tablosu

Geniş zamanhapsedemem
Şimdiki zamanhapsedebiliyor
Gelecek zamanhapsedecek
Geçmiş zamanhapsedemedi
Şarthapsedemese
Gereklilikhapsedememeli
Emirhapsedeme

Tanım

•Bir suçluyu hapishaneye koymak
•kapamak
•Engellemek, sınırlamak
•mecaz: Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak

Diğer Dillerde

storage, retention, custody
çekim: çoğul Aufbewahrungen · tamlayan Aufbewahrungen
eş: Verwahrung, Lagerung
Es darf keine Fraternisierung geben. — Hapsetmek kardeşliğe yakışmaz.
Division territoriale et administrative de l’ordre des franciscains, dirigée par un custode.
Avec les nègres, on ne fraternise pas. — Hapsetmek kardeşliğe yakışmaz.
İspanyolcaboli, bolígrafo, cálamo, chivitil (disused), cigne, cisne (eril) /ˈboli/
clipping of bolígrafo (“pen”) · freezie
çekim: çoğul bolis
köken: Clipping of bolígrafo.
aile: donde Cristo perdió el boli
Apenas consigo contenerla. — Onu hapsetmek için yapabileceğim bu.
İtalyancaaffidamento, chiuso, cigno femmina, osso di seppia, ovile, penna (eril) /af.fi.daˈmen.to/
trust, confidence · reliability, dependability, trustworthiness · a bank's granting of a credit line to a customer
çekim: çoğul affidamenti
eş: custodia, consegna, fiducia, sicurezza, garanzia, serietà
köken: From affida(re) (“to entrust”) + -mento (“-ment”).
Aderbale non si fece intimidire. — Hapsetmek kardeşliğe yakışmaz.
quella ragazza non mi da affidamento
Rusçaавтору́чка, аре́ст, заго́н, заключа́ть, заключе́ние, заключи́ть
Мне остается только делиться ею! — Onu hapsetmek için yapabileceğim bu.
Arapçaحَبْس, حِرَاسَة نَظَرِيَّة, حَظِيرَة, زَرِيبَة, ستيلو, سورة القلم (dişil)
The 68th sura (chapter) of the Qur'an.
والمشكلة الأخرى لدى الناس هي أنّهم يرغبون في تلخيص قصص إبتكارهم إلى أطر زمنية أقصر. — İnsanların bir diğer sorunu da yaptıkları yenilikçiliğin tarihçesini kısacık bir süreye hapsetmek istemeleri.
Farsçaخودْکار, خوَدْکَار, خْوَدْکَار, زاغد
bigness · grandeur; greatness · seniority
çekim: çoğul böyüklüklər · tamlayan böyüklüyün
köken: From böyük + -lük.
böyüklük iddiası
Kazakçaқалам, қаламсап /qa.lam/
çekim: çoğul қаламдар · tamlayan қаламның
köken: From Classical Persian قَلَم (qalam), from Arabic قَلَم (qalam), from Ancient Greek κάλαμος (kálamos, “reed”).
Özbekçeqalam, ruchka
pencil
çekim: çoğul qalamlar
köken: Borrowed from Arabic قَلَم (qalam), derived from Ancient Greek κάλαμος (kálamos, “reed”).
aile: qalami, qalamdon
Tatarcaкаләм
pencil
köken: Borrowed from Arabic قَلَم (qalam).
Felemenkçehoederecht, kraal, ren, schrijven (nötr)
child custody, especially over a minor whose parents are separated
çekim: çoğul hoederechten
eş: recht van bewaring
zıt: omgangsrecht
köken: From hoede (“care, supervision”) + recht (“right”).
Dergelijke geheimhouding was niet uitzonderlijk voor broederschappen. — Hapsetmek kardeşliğe yakışmaz.
pen (writing tool) · leg (lower limb) · nutmeg (action of playing the ball between the legs of an opponent)
çekim: çoğul canetas
eş: rolinho
köken: From cana (“cane, reed”) + -eta. Sense 3 is a derivation from sense 2 (itself an analogy), originally as the expression "tocar a bola por entre as canetas" ("play the ball between the legs").
aile: caneta de tinta permanente, caneta emagrecedora, caneta esferográfica, caneta hidrográfica, caneta marca-texto, caneta-tinteiro, canetada, canetão, canetar, canetinha
É o que eu posso fazer para a conter. — Onu hapsetmek için yapabileceğim bu.
Coordinate term: lápis
Já não me aguento das canetas.
Ela deu uma caneta na zagueira e arrematou no gol.
pen, fold, enclosure (for animals)
çekim: çoğul μαντριά · tamlayan μαντριού
eş: στάνη
köken: From Byzantine Greek μαντρί (mantrí), from μανδρίον (mandríon); diminutive of Ancient Greek μάνδρα (mándra).
Θα κάνω τα πάντα, ελέγχοντάς την! — Onu hapsetmek için yapabileceğim bu.
a pen (writing instrument)
köken: Borrowed from Dutch pen.
小学校のみの設置となる。 — Kendilerini okulun içine hapsetmekten başka çareleri yoktur.
Çince圓珠筆 /圆珠笔, 寫 /写, 欄圈 /栏圈, 筆 /笔, 鋼筆 /钢笔
the state of being under arrest, detention
köken: Sino-Korean word from 拘留
aile: 구류하다, 구류되다
사람들이 당면한 또 다른 문제는 혁신에 대한 그들의 사연을 보다 짧은 시간의 틀에 넣어 압축해버리는 경향이 있다는 것입니다. — İnsanların bir diğer sorunu da yaptıkları yenilikçiliğin tarihçesini kısacık bir süreye hapsetmek istemeleri.
a pen
çekim: çoğul bläckpennor · tamlayan bläckpennas
köken: bläck (“ink”) + penna (“writing implement”)
Det är allt jag kan göra för att innesluta den. — Onu hapsetmek için yapabileceğim bu.
ballpoint pen (writing tool)
çekim: çoğul długopisy · tamlayan długopisu
eş: gw. (Górny Śląsk) dugopis
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *delh₁gʰ- Proto-Indo-European *dl̥h₁gʰós Proto-Balto-Slavic *dílˀgas Proto-Slavic *dь̀lgъ Old Polish długi Polish długi Proto-Slavic *-o- Old Polish -o- Polish -o- Proto-Indo-European *peyḱ-der. Proto-Balto-Slavic *peiśteider. Proto-Slavic *pisati Old Polish pisać Polish pisać Polish długopis From długi + -o- + pisać.
aile: długopisowy
Bractwo nie zostało jednak erygowane. — Hapsetmek kardeşliğe yakışmaz.
Ukraynacaзагі́н, кусто́дія, опі́ка
Інша проблема в тому, що люди ущільнюють свої історії інновацій до більш коротких часових проміжків. — İnsanların bir diğer sorunu da yaptıkları yenilikçiliğin tarihçesini kısacık bir süreye hapsetmek istemeleri.
custody, safekeeping, guardianship · preservation, protection, defense
çekim: çoğul अभिरक्षणों
köken: Borrowed from Sanskrit अभिरक्षण (abhirakṣaṇa). By surface analysis, अभि (abhi) + रक्षण (rakṣaṇ).
possession, holding · custody (temporary possession)
çekim: çoğul hallussapidot · tamlayan hallussapidon
köken: hallussa + pito
aile: hallussapitolupa, hallussapitorikos
Melkein en pysty pitämään sitä kurissa. — Onu hapsetmek için yapabileceğim bu.
Çekçekustodie, ohrada, samička labutě, vazba, výběh (dişil) /ˈoɦrada/
fence or other type of barrier used to make an enclosure
çekim: çoğul ohrady · tamlayan ohrady
eş: plot, hradba
köken: Inherited from Old Czech ohrada.
Na ČVUT ale nezaložil vlastní školu. — Kendilerini okulun içine hapsetmekten başka çareleri yoktur.
ohrada pro zvířata
ohrada pro žáby
Koně jsou v ohradě.
arrest
çekim: çoğul aresturi · tamlayan arestului
köken: Based on French arrêt, or borrowed from Italian arresto, German Arrest.
Macarca(szülői) felügyeleti jog, előzetes letartóztatás, felügyelet, golyóstoll, gyermekelhelyezés, irón /ˈfɛlyɟɛlɛt/
supervision, control, charge
çekim: çoğul felügyeletek
köken: felügyel + -et (noun-forming suffix)
aile: felügyeleti
A másik probléma az emberekkel, hogy szeretik az újításuk történetét belezsúfolni, valami rövidebb időkeretbe. — İnsanların bir diğer sorunu da yaptıkları yenilikçiliğin tarihçesini kısacık bir süreye hapsetmek istemeleri.
szülői felügyelet
İbraniceמשמורת, עֵט
הבעיה האחרת היא שאנשים אוהבים לתמצת את סיפורי ההמצאות שלהם למסגרת זמנים יותר קצרה. — İnsanların bir diğer sorunu da yaptıkları yenilikçiliğin tarihçesini kısacık bir süreye hapsetmek istemeleri.
Latincecalamus, custōdia, hara /ˈka.ɫa.mʊs/
a reed, cane · an object made from a reed, such as a reed pen, arrow, or fishing rod · a stalk, straw, blade
çekim: çoğul calamī · tamlayan calamī
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ḱélh₂m̥ Ancient Greek κάλαμος (kálamos)bor. Latin calamus Borrowed from Ancient Greek κάλαμος (kálamos). Doublet of culmus. Compare calamīna.
aile: calamārius, calamister, calamellus
Calamus gladio fortior
Dancabås, fold, forældremyndighed, hunsvane, indelukke, pen /ˈbɔˀs/
a booth (e.g. a telephone box) · a stall · a cubicle
çekim: çoğul båse · tamlayan båss
köken: From Old Danish bas, from Old Norse báss, from Proto-Germanic *bansaz. Cognate with English boose, German Banse and Gothic 𐌱𐌰𐌽𐍃𐍄𐍃 (bansts).
aile: båse, kalvebås, parkeringsbås, opmarchbås
Det er alt, hvad jeg kan gøre for at stoppe den. — Onu hapsetmek için yapabileceğim bu.

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish حبس ایتمك. Equivalent to hapis + etmek.

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Hapsetmek kardeşliğe yakışmaz.
Skating is a loose fraternity.
Kendilerini okulun içine hapsetmekten başka çareleri yoktur.
The two have no choice but to barricade themselves in the high school.
Bunun aksine, DIOS, analiti hapsetmek için gözenekli bir silikon yüzey kullanır.
In contrast, DIOS uses a porous silicon surface to trap the analyte.
Maldan, hizmetten, erişimden, bilgiden yoksun bırakıp onu neredeyse boş bir odada hapsetmek.
Objects, services, access, information, trapping him in some rooms almost empty.
hapsetmek ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod