Ana içeriğe geç
Sözlük
/
falcı

falcı

/faɫˈd͡ʒɯ/
noun
C2 seviye
TR → EN
"falcı" kelimesinin İngilizcesi: soothsayer, divine, fortuneteller, augur, fortuneteller. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsoothsayernoun
Geneldivine
Genelfortuneteller
Genelaugur
Genelfortuneteller
Genelaugur
Genelfortune tellernoun

Görsel

Kağıttan Yapılmış Sevimli Origami Karakter ve Gülümseyen Falcı Muska

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)falcıyı
Yönelme (-e)falcıya
Bulunma (-de)falcıda
Çıkma (-den)falcıdan
Tamlayan (-in)falcının
Çoğul (-ler)falcılar

Tanım

•fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kişi, bakıcı
•Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse

Diğer Dillerde

Almancawahrsagerin (dişil) /ˈvaːɐ̯ˌzaːɡəʁɪn/
female equivalent of Wahrsager
çekim: çoğul Wahrsagerinnen · tamlayan Wahrsagerinnen
köken: Wahrsager + -in
(Digitalisate: Teil 1, Teil 2). — (Kitap 1, Kısım 14 Falcı).
augury
çekim: çoğul augures
eş: auspice, divination, présage, devin
köken: Borrowed from Latin augurium. Doublet of heur.
aile: oiseau de mauvais augure
Il brûla son fils en sacrifice, et encouragea les pratiques de la nécromancie et de la sorcellerie. — Oğlunu ateşte kurban etti; falcılık ve büyücülük yaptı.
to guess · to divine, to foretell · to discern
çekim: geçmiş adiviné · ortaç adivinado · şimdiki adivina
eş: barruntar, conjeturar, presentir, suponer, agorar, auspiciar
köken: Inherited from Old Spanish adevinar, inherited from Latin addīvīnāre, from ad- + dīvīnāre. Compare Portuguese adivinhar and English divination.
aile: adivina adivinico, adivina qué, adivinador
(Tomado del Libro N° 14, Fol. — (Kitap 1, Kısım 14 Falcı).
¿A qué no adivina usted lo que me ha ocurrido hoy?
İtalyancaaugurare, divina, indovinare /aw.ɡuˈra.re/
to practice as an augur · to foretell · to wish
çekim: geçmiş auguràto · ortaç auguràto · şimdiki àugura · ulaç augurànte
eş: auspicare, desiderare, sperare, far voti
köken: Borrowed from Latin augurāre.
Andarono da una chiromante. — Onlar bir falcıya gitti.
Rusçaгадалка (dişil) /ɡɐˈdaɫkə/
female equivalent of гада́льщик (gadálʹščik): female fortuneteller
çekim: çoğul гада́лки · tamlayan гада́лки
eş: прорицательница
köken: гада́ть (gadátʹ) + -лка (-lka)
Знаете, я была в этом году у предсказателя. — Biliyor musunuz? Bu yılın başlarında bir falcıya gittim.
Arapçaإِلٰهِيّ, رِجالُ دِينٍ, رَجُلُ دِينٍ
واقطع السحر من يدك ولا يكون لك عائفون. — Büyü yapma gücünüzü kıracağım, Aranızda falcı kalmayacak.
Farsçaفالگیر, مروانیش
divine, godly, godlike
köken: Borrowed from Arabic إِلٰهِيّ (ʔilāhiyy).
Felemenkçewaarzegger / waarzegster
Ik ging naar een waarzegster earliar dit jaar. — Bu yılın başlarında bir falcıya gittim.
Portekizceadivinhar, áugure, pressagiar /a.d͡ʒi.vĩˈɲa(ʁ)/
to guess · to foretell
çekim: geçmiş adivinhei · ortaç adivinhado · şimdiki adivinha
köken: From Old Galician-Portuguese adevinnar, adevỹar, from Latin ad + dīvīnāre (“foretell”).
aile: adivinha, adivinhação, adivinhador, adivinhão, adivinho
"Feiticeira", por exemplo, fala sobre discriminação. — "Okçu" sözcüğü büyücü, falcı anlamında da kullanılır.
wonderful, admirable, marvellous
eş: απίθανος, εξαιρετικός, έξοχος, τέλειος, υπέροχος
köken: Learned borrowing from Ancient Greek θαυμάσιος (thaumásios); by surface analysis, θαυμάζω (thavmázo) + -ιος (-ios).
Μοιάζει με την ponteira. — Falcıya benzer.
Korece점쟁이 /t͡ɕʌ̹md͡ʑɛŋi/
fortune-teller · shaman; priest
eş: 무당, 무속인
köken: From 점(占) (jeom) + -쟁이 (-jaeng'i, agent suffix).
내가 또 복술을 너의 손에서 끊으리니 네게 다시는 점장이가 없게 될 것이며 — Büyü yapma gücünüzü kıracağım, Aranızda falcı kalmayacak.
spiritual
çekim: karşılaştırma andligare · üstünlük andligast
köken: ande + -lig
Jag ​​gick till en spåkvinna earliar i år. — Bu yılın başlarında bir falcıya gittim.
divine, godlike · beautiful, wonderful
çekim: karşılaştırma bardziej boski · üstünlük najbardziej boski
eş: boży
köken: Etymology tree Proto-Slavic *božьskъ Polish boski Inherited from Proto-Slavic *božьskъ. By surface analysis, bóg + -ski.
aile: boskość
Pewnego dnia Umapati odwiedza pisarza. — Bir gün bir falcıya bir mektup yazar.
Ukraynacaбогоподі́бний, боже́ственний, надісто́тний, тео́лог
Вибачте, почуваюся тут у ролі Кассандри. — Üzgünüm, kendimi sürekli kötülüklerden bahseden falcı gibi hissediyorum.
Hintçeअपौरुषेय, दिव्य /ə.pɔː.ɾʊ.ʂeːj/
divine, superhuman; not of human origin referring to Vedas · impersonal, unauthored
köken: Borrowed from Sanskrit अपौरुषेय (apauruṣeya). By surface analysis, अ- (a-) + पौरुषेय (pauruṣey).
मीमांसा दर्शन के अनुसार वेद अपौरुषेय हैं।
Finceaavistaa, arvata, auguuri, ennustaa, ennustaja, etsiä vettä varvun avulla /ˈɑːʋistɑːˣ/
to anticipate; to have a feeling that..., have a premonition of
çekim: geçmiş aavistanut · şimdiki aavistaisi · ulaç aavistava
köken: aav- + -istaa
aile: aavistamaton, aavistaminen, aavistus, aavistella
Minä hävitän sinun jumalankuvasi ja patsaasi, etkä sinä enää kumarra kättesi tekoa. — Büyü yapma gücünüzü kıracağım, Aranızda falcı kalmayacak.
oficiální věštec ve starověkém Římě, který interpretoval boží vůli na základě letu ptáků
eş: ptakopravec
Modlitba za zesnulé se nazývá Jizkor. — Fal bakan kişiye falcı denir.
Macarcafelséges, fenséges, Isten-…, isten…, isteni, istenszerű /ˈfɛlʃeːɡɛʃ/
superb, fabulous, delicious
çekim: karşılaştırma felségesebb · üstünlük legfelségesebb
köken: felség + -es
(3. kötet) 1. füzet, 14. old. — (Kitap 1, Kısım 14 Falcı).
A vacsora felséges volt.
İbraniceאֱלֹהִי, נשגב
בדומה ל"רבן". — Falcıya benzer.
Latinceaugurō, auspex, divinus, divus, hariolor /ˈau̯s.pɛks/
an augur · an officiating priest
çekim: çoğul auspicēs · tamlayan auspicis
köken: By syncope from earlier *avi-spex (“who examines (the flight of) the birds”), equivalent to avis, avi- (“bird”) + speciō (“to watch; to observe”) + -s, with contraction of avi- to au-; compare auceps.
aile: auspicium
Coordinate term: haruspex
Dancaguddommelig /ɡuddɔməli/
divine · divinely
çekim: karşılaştırma guddommeligere · üstünlük guddommeligst
köken: From guddom (“deity”) + -e- + -lig (“-ly”).
aile: guddommelighed
En dag modtager han en paphund med posten. — Bir gün bir falcıya bir mektup yazar.
Norveççevidunderlig
Snurrebassen tror at hun har giftet seg med en svale. — Karşılaştığı bir falcı ona güçlü bir bükücüyle evleneceğini söylemiştir.
Endonezceilahi, surgawi
alternative letter-case form of Ilahi
köken: Ultimately from Arabic إِلٰهِي (ʔilāhī).
1 (edisi ke-14th). — (Kitap 1, Kısım 14 Falcı).
Bulgarcaбогослов, боже́ствен, бо́жи, гадател, гадая, небе́сен /ɡɐˈdajɐ/
to tell fortunes, to divine (to predict the future by cards, coffee grounds, palm reading, or other means) · to predict, to foretell, to divine (to say what will happen in the future) · to guess, to speculate (to form an opinion without enough information)
çekim: geçmiş none · ortaç гада́н · şimdiki гада́е · ulaç гада́ещ
köken: Inherited from Proto-Slavic *gadati.
aile: загадая, загадавам, отгадая, отгадавам, разгадая, разгадавам, гада́тел, гада́телка, га́дка
Ще изтребя чародеянията от ръката ти; И не ще имаш вече предвещатели; — Büyü yapma gücünüzü kıracağım, Aranızda falcı kalmayacak.
Старицата гадаеше на кафе и хората от махалата често ходеха при нея.
На панаира една жена гадаеше по ръка срещу няколко монети.
Тя се опитваше да гадае бъдещето по картите, разпръснати върху масата.
Slovencebožanski, božánski, božji /bɔʒáːnski/
divine
köken: From bóg (“god”).
In izničim vedeževanje iz roke tvoje in čarovnikov ne boš več imel. — Büyü yapma gücünüzü kıracağım, Aranızda falcı kalmayacak.
Litvancadieviškas (eril) /²ˈdʲiɛʋʲɪʃkɐs/
divine, supernal; godly, godlike
çekim: karşılaştırma dieviškiaũ · üstünlük dieviškiáusia
köken: Dievas + -iškas
aile: dieviškai, dieviškumas
Taycaบัณฑิต, เหนือมนุษย์ /ban˧.dit̚˨˩/
scholar; learned man; wise man. · bachelor: person holding a bachelor's degree. · graduate.
köken: From Pali paṇḍita (“wise man; learned man; scholar”) or Sanskrit पण्डित (paṇḍita, idem). Cognate with Old Khmer paṇḍita, paṇdita, pandita; Angkorian Old Khmer paṇḍita, paṇdita, pandita; Modern Khmer បណ្ឌិត (bɑndɨt); Burmese ပဏ္ဍိတ (pandi.ta.).
aile: ดุษฎีบัณฑิต, ทิด, เนติบัณฑิต, บัณฑิตวิทยาลัย, บัณฑิตศึกษา, มหาบัณฑิต, ราชบัณฑิต

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish فالجی (falcı), from fal + -cı.

Örnek Cümleler

Mary bir falcı.
Mary is a seer.
Biz falcı değiliz.
We're not fortune tellers.
Mary bir falcı kadın.
Mary is a fortune teller.
Bir falcı elimi okudu.
A fortune-teller read my hand.
Tom bir falcıya gitti.
Tom went to a fortune teller.
Melanie falcı değildir.
Melanie is not a fortune teller.
Falcı rüyamı yorumladı.
The fortune teller interpreted my dream.
Onlar bir falcıya gitti.
They went to a fortune teller.
Falcı rüyamı tabir etti.
The fortune teller interpreted my dream.
Falcılara Irkçı adı verilir.
His followers are called Offlians.
Mary yıllarca bir falcıya gitti.
Mary went to a fortune teller for many years.
Sırbistan'da falcılar hâlâ popüler
Fortune tellers still popular in Serbia
falcı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod