Ana içeriğe geç
Sözlük
/
dağılma

dağılma

noun
TR → EN
"dağılma" kelimesinin İngilizcesi: break up, dispersal, disperse, dissipate, distribution. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbreak up
Geneldispersal
Geneldisperse
Geneldissipate
Geneldistribution

Görsel

Güçlü Beyaz Atın Dijital Dağılma Efektiyle Yaratıcı Sanatsal GösterimiAğzı Açık Beyaz Kurt ve Dijital Dağılma Efektiyle Sanatsal Doğa Portresi

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)dağılmayı
Yönelme (-e)dağılmaya
Bulunma (-de)dağılmada
Çıkma (-den)dağılmadan
Tamlayan (-in)dağılmanın
Çoğul (-ler)dağılmalar

Tanım

•bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması
•dağılmak işi
•sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları
•Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması
•Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları
•Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşma

Diğer Dillerde

AlmancaAbsatz, auffächern, aufteilen, Aufteilung, Austeilung, dispergieren (eril) /ˈapzat͡s/
verbal noun of absetzen (“to interrupt, put down, sit down”) · landing, place on stairs where there is an interruption · a similar interruption in the slope of a hill or mountain
çekim: çoğul Absätze · tamlayan Absatzes
eş: Verkauf, Stiegenabsatz, Treppenabsatz, Sedimentation
köken: From Middle High German abesaz, analyzable as ab- + Satz.
aile: Absatzanfang, Absatzbewegung, Absatzende, Absatzgebiet, Absatzmarkt, Absatzmitte, absatzweise, Absatzzeichen, Hauptabsatz, Schuhabsatz
Und dieses wurde gebrochen und benutzt, — Bu dağılmak zorundaydı.
Fransızcadisperser, se disperser /dis.pɛʁ.se/
to scatter; to disperse
çekim: geçmiş dispersé · ortaç dispersé · şimdiki disperse · ulaç dispersant
eş: peptiser
aile: en ordre dispersé
N'oubliez pas, les propriétés distributives. — Bu dağılma özelliği.
Impuesto o tasa que se calcula por cabeza
eş: capitación, morería
- Tonterías. — - Dağılma mı?
İtalyancadiffusione, disperdere, disseminarere, distribuire, distribuzione, rifrangere (dişil) /dif.fuˈzjo.ne/
diffusion, spread · circulation (of newspapers)
çekim: çoğul diffusioni
eş: affermazione, comunicazione, divulgazione, propagazione, pubblicità, spargimento
köken: Borrowed from Latin diffūsiōnem.
Proprieta' distributiva. — Dağılma özelliği.
Rusçaдистрибу́ция, преломи́ть, преломля́ть, разбра́сывать, разброса́ть, разгоня́ть
Разпада? — - Dağılma mı?
Arapçaتَوْزِيع
خاصية التوزيع — Dağılma özelliği.
Farsçaپراکنش, توزیع /taw.ˈziːʔ/
distribution
çekim: çoğul توزیعها
köken: Borrowed from Arabic تَوْزِيع (tawzīʕ).
aile: توزیع شدن, توزیع کردن
Azericedağılmaq, dağıtmaq /dɑɣɯɫˈmɑx/
to fall in, collapse · to disintegrate, to fall apart · to ruin oneself, to come to ruin
çekim: geçmiş dağılmış · ortaç dağılmış · şimdiki dağılır
köken: Ultimately from Proto-Turkic *tāg-. Cognate with Turkish dağılmak.
aile: dağılış, dağılışmaq, dağılmaz, dağıntı, dağıtmaq
Felemenkçedistributie, opdeling, spreiding, uitdeling, verdeling, verspreiding (dişil) /ˌdɪs.triˈby.(t)si/
a distribution, the act, process or an instance of distributing or being distributed, including the marketing and logistic senses of wide deliveries · publicly controlled assignment/delivery of restricted goods, notably under rationing · an agency in charge of the above
çekim: çoğul distributies
köken: From Middle Dutch distribucie, from Middle French distribution, from Old French [Term?], from Latin distributio, from distribuere (“to distribute”).
aile: distributieapparaat, distributiebedrijf, distributiebon, distributiedienst, distributiegoederen, distributiekantoor, distributienet, distributieriem, distributierol, distributiestelsel
Brokkelt uiteen? — - Dağılma mı?
arrangement · adjustment
çekim: çoğul arranjos
köken: Deverbal from arranjar.
E este teve de ser partido. — Bu dağılmak zorundaydı.
Yunancaδιανομή, κατανομή, μοιρασιά (dişil) /ðʝanoˈmi/
distribution, issuance (act of giving out or delivering items etc)
çekim: çoğul διανομές · tamlayan διανομής
eş: καταμερισμός, κατανομή, μοίρασμα
köken: From Ancient Greek διανομή (dianomḗ), from Ancient Greek διανέμω (dianémō, “to distribute”).
- Ανοησίες. — - Dağılma mı?
η διανομή μιας ταινίας
η διανομή των κερδών
Japonca分布, 退散, 配分, 配布 /bɯ̟̃mpɯ̟/
distribution
çekim: geçmiş 分布した
私達は両方をひきます. — Dağılma özelliği.
Korece분배, 분포, 흩다 /punbɛ/
distribution, allotment
köken: Sino-Korean word from 分配.
aile: 분배하다
기억해, 분배법칙. — Bu dağılma özelliği.
a distribution · division (of labour, of resources, of military forces)
çekim: çoğul fördelningar · tamlayan fördelnings
köken: From fördela + -ning.
aile: ansvarsfördelning, arbetsfördelning, arméfördelning, exponentialfördelning, finfördelning, fördelningsfråga, fördelningsgrund, fördelningsinstrument, fördelningsmodell, fördelningsnorm
- Nonsens. — - Dağılma mı?
Lehçedystrybucja, rozkład, rozproszyć (dişil) /dɘs.trɘˈbu.t͡sja/
distribution (process by which commodities get to final consumers) · distribution (apportionment of income or wealth in a population)
çekim: tamlayan dystrybucji
eş: rozprowadzanie
köken: Borrowed from English distribution, from Old French, from Latin distribūtiō.
Rozdzielność. — Dağılma özelliği.
Ukraynacaдистрибу́ція, поши́рення, розповсю́дження, розпо́діл
Розсіювання тумануweather forecast — Sis dağılmaktaweather forecast
to spread · to distribute
çekim: geçmiş फैलाता · şimdiki फैलाता है
köken: Causative form of फैलना (phailnā).
Fincedihairesis, dispergoida, distro, erittely, hajaantua, hajota /ˈdisperɡoi̯dɑˣ/
to disperse
çekim: geçmiş dispergoinut · şimdiki dispergoi · ulaç dispergoiva
köken: Internationalism (see English disperse), ultimately from Latin dispergō and adapted with the verbal suffix + -oida.
aile: dispergoitua
Yksilön vastuun katoaminen. — Kişisel sorumluluğun dağılması.
Çekçedistribuce, rozdělení, rozehnat, rozesít, rozptýlit (dişil) /ˈdɪstrɪbut͡sɛ/
distribution (act of distribution or being distributed)
çekim: çoğul distribucí · tamlayan distribucí
eş: dodávání, rozdělování, rozvážení, rozvoz
To je distributivita. — Dağılma özelliği.
Rumencearanjament, distribuire, distribuție, împărțire, parte distribuită (nötr)
arrangement
çekim: çoğul aranjamente · tamlayan aranjamentului
köken: Borrowed from French arrangement. By surface analysis, aranja + -ment.
Nu cred că noi am distrus. — Fakat biz dağılmadık.
Macarcaeloszlás, forgalmazás, megoszlás, szétszór /ˈɛloslaːʃ/
distribution
çekim: çoğul eloszlások
köken: eloszlik (“to dissipate, vanish, spread”) + -ás (noun-forming suffix)
aile: eloszlási, eloszlású, Bernoulli-eloszlás, Gauss-eloszlás, Poisson-eloszlás, normális eloszlás
- Összeomlik? — - Dağılma mı?
İbraniceאספקה, הֲפָצָה, הַקְצָאָה, הִתְפַּלְּגוּת, חלוקה, חֲלֻקָּה (dişil)
supply
ומסתבר שזה תואם יפה — Dağılmayla geçen bir
Latincediaeresis, dissipō, distribūtiō, dīvīsiō /diˈae̯.rɛ.sɪs/
diaeresis (division of a diphthong into two vowels in consecutive syllables) · distribution
çekim: çoğul diaeresēs · tamlayan diaereseōs
zıt: synaeresis
köken: Borrowed from Ancient Greek δῐαίρεσῐς (dĭaíresĭs).
AD 98–138, Velius Longus (aut.), T.H.G. Keil (ed.), Liber de orthographia in Grammatici Latini VII (1880), p. 57, ll. 21–28
distribution, dissemination · distribution of goods and/or services · a distribution
çekim: çoğul distributioner · tamlayan distributions
- Vrøvl. — - Dağılma mı?
Norveççedistribusjon
Albumet er det siste av bandet før det ble oppløst. — Grubun dağılmadan önce çıkarttığı son albümdür.
Vietnamcarải rác /zaːj˧˩ zaːk̚˧˦/
scattered
Và cái này phải được chia nhỏ ra. — Bu dağılmak zorundaydı.
Bulgarcaразпилявам, разпределе́ние, разпреде́ляне, разпростране́ние, разпръсквам, разсейвам
- Глупости. — - Dağılma mı?
Estoncajaotis, jaotus
Vastupanu tõttu mässajad põgenesid. — Sokak çarpışmaları olmakla beraber ayaklanmacılar dağılmak zorunda kaldılar.

Etimoloji

From dağılmak.

Örnek Cümleler

- Dağılma mı?
Crumbling? Nonsense, the Empire is doing fine.
Dağılma özelliği.
Distributive property.
Fakat biz dağılmadık.
But we are NOT broken up.
Sis dağılmaya başladı.
The fog began to lift.
Bu dağılmak zorundaydı.
And this one had to get broken up.
Epir ile savaş ve dağılma
War with Epirus and fall
Kalabalık dağılmaya başladı.
The crowd began to dissipate.
Yağış yeryüzüne eşit dağılmaz.
Nature does not equally distribute energy.
Sis dağılmaktaweather forecast
Fog dissipating
Yenilgi ve dağılma (1908-1922)
Defeat and dissolution (1908–1922)
Dağılma özelliğini uygulayalım.
Let's do the distributive property.
Grup hiçbir zaman dağılmamıştır.
The group has never disbanded.
dağılma ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod