Ana içeriğe geç
Sözlük
/
üçkağıt

üçkâğıt

/yt͡ʃcɑɣˈɯt/
noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"üçkâğıt" kelimesinin İngilizcesi: trickery, grift, scam, deceit. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneltrickerynoun
Genelgriftnoun
Genelscamnoun
Geneldeceitnoun

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)üçkâğıdı
Yönelme (-e)üçkâğıda
Bulunma (-de)üçkâğıtta
Çıkma (-den)üçkâğıttan
Tamlayan (-in)üçkâğıdın
Çoğul (-ler)üçkâğıtlar

Tanım

(doğrusu): üçkâğıt
düzen, dolap, hile
oynatıcının el çabukluğuyla yer değiştirip kapalı olarak bıraktığı, ikisi aynı, biri değişik üç iskambil kâğıdından değişik olanını bulmaya dayanan hileli oyun
Hile, düzen
Oynatıcının el çabukluğuyla yer değiştirip kapalı olarak bıraktığı, ikisi aynı, biri değişik üç iskambil kâğıdından değişik olanını bulmaya dayanan hileli oyun

Diğer Dillerde

deceit
çekim: tamlayan Beschisses
eş: Betrug, Irreführung, Mogelei, Nepp, Schwindel, Täuschung
Er war ein Trickbetrüger, ja.Evet düzenbazdı, evet, üçkağıtçıydı.
con, rip-off, swindling
çekim: çoğul arnaques
eş: escroquerie, abus de confiance
köken: From arnaquer.
Il n'est plus employé comme stoppeur par les Nationals.Artık Üçkağıtçı olmadığı da Halk tarafından anlaşılmıştır.
scoundrelry
çekim: çoğul bellaquerías
eş: bribonada, canallada, mala fe, maldad, bellacada
köken: From bellaco + -ería.
La razón por la que el calamar está dispuesto a aguantar a estos pequeños vándalos es porque quiere esa luz.Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.
swindle
çekim: çoğul bidonate
eş: imbroglio, truffa
La ragione per cui il calamaro tollera tutto questo show è che ha bisogno di quella luceMürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.
Причина, по которой кальмар согласен мириться с этой ерундой, в том, что ему нужен этот свет.Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.
كان رجل حيلة، نعم، فنان حيلة.Evet düzenbazdı, evet, üçkağıtçıydı.
Farsçaفریب, گول /fa.ˈreːb/
deception; deceit; perfidy
köken: From Middle Persian [script needed] (plyp /⁠frēb⁠/, “deceit, deception”), from Proto-Iranian *fra- (“toward”, from Proto-Indo-European *pro-) + *dab (“to deceive”, from Proto-Indo-European *dʰebʰ- (“to deceive; to harm”)).
aile: فریب خوردن, فریب دادن
مژهٔ سیاهت ار کرد به خون ما اشارت ز فریب او بیندیش و غلط مکن نگارا
Azericealdatma, atmaq, hiylə /ɑtˈmɑχ/
to throw · to quit doing something · to put
çekim: geçmiş atmış · ortaç atmış · şimdiki atır
köken: From Proto-Turkic *at- (“to throw, shoot”). Cognate with Turkish atmak. The sense “to swindle, to fool” is a semantic loan from Russian ки́нуть (kínutʹ).
aile: atıcı, atışma, atışmaq, atqı, abrını çölə atmaq, abrını itə atmaq, addım atmaq, ağzına atmaq, ağzına bir şey atmaq, ağzına dil atmaq
ilk daşı atmaq
qırağa atmaq
zibil atmaq
Kazakçaалдау
Özbekçealdash, firib
Tatarcaалдак
Felemenkçebedriegerij, bedrog, deceptie, misleiding, oplichten, oplichting (dişil) /bəˌdri.ɣəˈrɛi̯/
trickery, deceit
çekim: çoğul bedriegerijen
eş: gegoochel, bedrog, kloterij, fopperij, leugen, fraude
köken: From bedrieger + -ij.
De reden dat de inktvis de bacterie daar laat leven is omdat het het licht wil.Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.
a defaulted debt · an act of defaulting on debts · a scam (fraudulent deal)
çekim: çoğul calotes
köken: Borrowed from French culotte.
aile: caloteiro
Mas quando ele se mata, as coisas se complicam, e as manobras se tornam mais desesperadas.Fakat üçkağıtçılık başlayınca, gizem derinleşir ve taktikler daha fena hale gelir.
O meu calote com a companhia de luz já deve ser milionário.
Levei um calote do patrão: três semanas e nada de me pagar!
Yunancaαπάτη, κομπίνα (dişil) /a.ˈpa.ti/
deceit · deception · fraud, hoax
çekim: çoğul απάτες · tamlayan απάτης
eş: απατεωνιά, κόλπο, λαδιά, αγυρτεία
köken: From Ancient Greek ἀπάτη (apátē).
aile: απατεώνας, απατεωνιά, απατεωνίσκος, απατεώνισσα, απατηλά, απατηλός, απατώ, αυταπάτη, οφθαλμαπάτη
Ήταν απατεώνας, ναι, ήταν απατεώνας καλλιτέχνηςEvet düzenbazdı, evet, üçkağıtçıydı.
Japonca欺瞞, 詐欺 /ɡʲimã̠ɴ/
deception, deceit
çekim: geçmiş 欺瞞した
köken: Ultimately from Middle Chinese compound 欺瞞 (MC khi man, literally “cheat, bully + lie, conceal”). First cited to a text from 1477.
イカにはこの光が必要だからです この共生関係の仕組みはこうです:Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.
欺瞞の神、フィナックス
deception, trickery (usually with a condescending attitude) · humblebrag, assuming false humility
eş: 기망, 기사, 무망, 사기
köken: Sino-Korean word from 欺瞞, from 欺 (“deceiving”) + 瞞 (“deceiving”).
aile: 기만되다, 기만러, 기만자(欺瞞者), 기만적(欺瞞的), 기만질, 기만하다
그는 사기꾼, 그래, 사기꾼.Evet düzenbazdı, evet, üçkağıtçıydı.
국민을 기만하는 정부
나 이번에는 장학금 못 탈 거 같애. — 야, 우리는 B도 못 건지니까 우리 앞에서 기만하지 마.
İsveççebedrägeri, bedräglighet, lura, lurendrejeri, scama (nötr) /bɛdrɛːɡɛˈriː/
fraud, deception, deceit
çekim: çoğul bedrägerier · tamlayan bedrägeris
köken: bedraga + -eri, with umlaut.
aile: självbedrägeri
Anledningen till att bläckfisken är villig att stå ut med de här skojarna är att den vill åt ljuset.Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.
Lehçeoszustwo, podstęp, przekręt, szwindel (nötr) /ɔˈʂu.stfɔ/
scam, fraud (act of deception for unfair, undeserved, and/or unlawful gain, especially financial gain)
çekim: çoğul oszustwa · tamlayan oszustwa
eş: krętanina, matactwo, szalbierstwo, szarlataneria, szarlataństwo, cygaństwo
köken: Etymology tree Polish oszustaćdeverb. Polish oszust Proto-Indo-European *-tusder. Proto-Slavic *-ьstvo Old Polish -stwo Polish -stwo Polish oszustwo From oszust + -stwo.
Kałamarnica toleruje tę błazenadę ponieważ potrzebuje tego światła.Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.
Hintçeछल, छलावा, धोखा (eril) /t͡ʃʰəl/
fraud, deceit; excuse · ruse, ploy, plot
çekim: çoğul छलों
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *(s)gʷʰh₂el- Sanskrit स्खल् (skhal)? Sanskrit छद् (chad)? Proto-Indo-European *(s)kel-der.? Sanskrit छल (chala) Hindi छल Inherited from Sauraseni Prakrit 𑀙𑀮 (chala), from Sanskrit छल (chala).
diversion (tactic used to draw attention away from the real threat or action) · diversion (act of diverting) · red herring (a falsified or intentionally misleading clue)
çekim: çoğul harhautukset · tamlayan harhautuksen
köken: harhauttaa + -us
Hänestä tiedetään, että hänellä on huono asenne, huono arvostelukyky ja että hän on kärsimätön ja jääräpäinen.Hakkındaki her şeyi, yani küçük bir üçkağıtçı ve fırsatçı olduğunu biliyordur.
Çekçepodvod (eril) /ˈpodvot/
fraud, deception
çekim: çoğul podvody · tamlayan podvodu
eş: podfuk, levota, bouda, švindl, šmé, tunel
köken: Inherited from Old Czech podvod. By surface analysis, deverbal from podvést.
aile: podvodník, podvodný
Církev již není podle osvícenců nedotknutelná.Artık Üçkağıtçı olmadığı da Halk tarafından anlaşılmıştır.
Říkal, že to je podvod.
disappointment
çekim: çoğul decepții · tamlayan decepții
köken: Borrowed from French déception, from Latin deceptio.
Motivul pentru care sepia acceptă mișmașurile astea este că are nevoie de lumină.Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.
Macarcamegtévesztés, megtévesztő /ˈmɛkteːvɛsteːʃ/
deceit, deception, fallacy
çekim: çoğul megtévesztések
köken: megtéveszt (“to deceive”) + -és (noun-forming suffix)
Azonban a fiú nem tudja, hogy ez csak átverés, és elhiszi a dolgot.Sonunda halk ona inanmaz ve üçkağıtçı olduğu ortaya çıkar.
Fraud, deception.
çekim: çoğul הוֹנָאוֹת
köken: Action noun of הוֹנָה (honá), from the root י־נ־ה (y-n-).
הדיונון מוכן לסבול את התעלולים שלהם כי הוא זקוק לאור שהם מפיקים.Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.
Latincedolus, fraus /ˈdɔ.ɫʊs/
deception, deceit, fraud, guile, treachery, trickery · evil intent; malice; wrongdoing (with a view to the consequences) · device, artifice, stratagem, trap
çekim: çoğul dolī · tamlayan dolī
köken: From Proto-Indo-European *dolh₁os. Cognate to Oscan [script needed] (dolom, “intention, ruse”) and Ancient Greek δόλος (dólos), but the Italic terms may be borrowings from the latter.
aile: dolōsus, dolum faciō, subdolus
SĪMŌ: Ego dūdum nōn nihil veritūs sum, Dāve, abs tē, nē facerēs idem quod volgus servōrum solet dolīs: ut mē dēlūderēs
Nec latuēre dolī frātrem Iūnōnis et īrae.
Dancabedrageri
fraud · deceiving someone; cheating someone
çekim: çoğul bedragerier · tamlayan bedrageris
köken: From bedrage + -eri.
aile: bedrageriafdeling, bedragerisag, checkbedrageri, databedrageri, millionbedrageri, socialbedrageri
Endonezcescam
Segera setelah itu, kemampuan Frank meningkat dan ia bahkan meniru seorang pilot maskapai penerbangan.Frank'in üçkağıtçılığı zamanla gelişir, hatta kendisini bir havayolu pilotu gibi tanıtmaya başlar.
Vietnamcalừa đảo, trò lừa đảo /lɨə˨˩ ʔɗaːw˧˩/
to swindle; to defraud
Frank lại nhớ cái thời làm phi công của mình.Frank'in üçkağıtçılığı zamanla gelişir, hatta kendisini bir havayolu pilotu gibi tanıtmaya başlar.

Etimoloji

üç + kâğıt

Kelime Ailesi

Örnek Cümleler

Bu bir üçkağıttı.
That was a dirty trick.
O üçkağıtçı biri olmalı.
She must be a swindler.
Evet düzenbazdı, evet, üçkağıtçıydı.
He was a con man, yeah, a con artist.
Artık Üçkağıtçı olmadığı da Halk tarafından anlaşılmıştır.
The mill is no longer open to the public.
Hakkındaki her şeyi, yani küçük bir üçkağıtçı ve fırsatçı olduğunu biliyordur.
It's made him very secure, a little smug, perhaps?
Fakat üçkağıtçılık başlayınca, gizem derinleşir ve taktikler daha fena hale gelir.
But when he kills himself, things get more sticky and the maneuverings more desperate.
Frank'in üçkağıtçılığı zamanla gelişir, hatta kendisini bir havayolu pilotu gibi tanıtmaya başlar.
Soon, Frank's cons increase and he even impersonates an airline pilot.
üçkâğıt ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod