özlü
/øzˈly/
adj
C2 seviye
TR → EN
"özlü" kelimesinin İngilizcesi: succinct, juicy, laconic, ical, lapidary, meat. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelsuccinctadj
Geneljuicy
Genellaconic, ical
Genellapidary
Genelmeat
Genelpithy
Genelpulp
Genelpulpy
Genelsappy
Genelstiff
Genelsubstantial
Genelsucculent
Genelsummary
Geneltenacious
Genelcompendious
Genelsuccinct
Genelconcise
Genelconcise
Genelsuccinct
Görsel




Tanım
•Antalya ili Merkez ilçesine bağlı bir köy.
•Çankırı ili Orta ilçesine bağlı bir belde.
•Çankırı ili Orta ilçesine bağlı bir belediye.
•Erzincan ili İliç ilçesine bağlı bir köy.
•Giresun ili Tirebolu ilçesine bağlı bir köy.
•Mersin ili Mut ilçesine bağlı bir köy.
•Ordu ili Gölköy ilçesine bağlı bir köy.
•Özü olan, öz bölümü çokça olan
Diğer Dillerde
to fob off
çekim: geçmiş speiste ab · ortaç abgespeist · şimdiki speist ab · ulaç abspeisend
Er fehlt uns. — Onu özlüyoruz.
stiff, corpse
çekim: çoğul macchabées
Il devait se joindre à nous dans cette aventure. — Onu özlüyoruz.
painful, aching (afflicted or suffering with pain)
eş: adolorado, dolorido, dolioso
Lo echamos de menos. — Onu özlüyoruz.
İtalyancainflessibile, polpa, rigido /in.flesˈsi.bi.le/
inflexible, unbending
eş: austero, caparbio, distaccato, duro, ferreo, freddo
zıt: flessibile
köken: Borrowed from Latin īnflexibilis.
Ci manca molto. — Onu özlüyoruz.
hard, stiff, tough, rigid
çekim: karşılaştırma (по)жёстче
eş: твёрдый, неподатливый, прочный, суровый, грубый
köken: Inherited from Old East Slavic жестъкъ (žestŭkŭ), from Proto-Slavic *žestъkъ. Cognate to Old Church Slavonic жестъ (žestŭ, “hard”), жестѣти (žestěti, “to harden”). Also related to жесто́кий (žestókij, “cruel”).
aile: жёстко, жёсткость, жесткова́тый, ужесточа́ть, ожесточа́ть
Мы скучаем по нему. — Onu özlüyoruz.
Arapçaلَحْم, لحمة (dişil)
instance noun of لَحَمَ (laḥama) · a piece of meat or flesh
çekim: çoğul لَحَمَات · tamlayan لَحْمَةٍ
köken: Singulative noun from لَحْم (laḥm, “flesh”) + ـَة (-a).
اشتقنا له. — Onu özlüyoruz.
Farsçaگوشْت
Azericeət /æt/
meat
çekim: çoğul ətlər · tamlayan ətin
köken: Cognate with Proto-Turkic *et (“meat”). Cognate with Turkish et, Chuvash ӳт (üt), etc.
aile: ət-mət, ətcə, ətcəbala, ətçəkən, ətçilik, ətçi, ətdoğrayan, ətdöyən, ətiacılıq, ətiacı
toyuq əti
donuz əti
qoyun əti
Özbekçegoʻsht
meat
çekim: çoğul goʻshtlar · tamlayan goʻshtning
köken: Inherited from Chagatai گوشت (gwšt), from Classical Persian گوشْت (gōšt). Compare Uyghur گۆش (gösh), Tajik гӯшт (güšt), and Kyrgyz гөш (göş).
Felemenkçehansworst, inflexibel, lulvent, stevig, stijf, stug (eril) /ˈɦɑns.ʋɔrst/
butterfingers, klutz, meathead · comic theatre persona, similar to a harlequin or clown
çekim: çoğul hansworsten
köken: Borrowed from German Hanswurst. Attested since 1732.
We missen hem. — Onu özlüyoruz.
Portekizcefirme, hirto, inflexível, rijo, sério /ˈfiʁ.mi/
firm
eş: constante, contumaz, estável, fixo, forte, inabalável
köken: From Old Galician-Portuguese firme, from Vulgar Latin firmis, from Latin firmus, from Proto-Italic *fermos, from Proto-Indo-European *dʰer-mo-s (“holding”), from the root *dʰer- (“to hold”).
Ele devia ter estado connosco nesta aventura. — Onu özlüyoruz.
meat
çekim: çoğul κρέατα · tamlayan κρέατος
köken: Inherited from Ancient Greek κρέας (kréas), from Proto-Hellenic *kréwas, from Proto-Indo-European *kréwh₂s.
Μας λείπει. — Onu özlüyoruz.
πρόβειο κρέας
Çinceжу
不已冤乎”。 — Seni özlüyoruz."
Korece-육, 고기, 딱딱한 /ko̞ɡi/
meat; flesh · fish (animal)
eş: 살, 육
köken: First attested in the Jīlín lèishì (鷄林類事 / 계림유사), 1103, as Late Old Korean 姑記 (Yale: *kwoki), which already defines it as meaning both 肉 (“meat”) and 魚 (“fish”). In the hangul script, first attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean 고기〮 (Yale: kwòkí). See also Jeju 궤기 (gwegi).
aile: 까마귀 고기를 먹었나, 물 만난 고기, 개고기, 거위고기, 고기구이, 날고기, 닭고기, 돼지고기, 물고기, 불고기
우리는 그를 그리워합니다. — Onu özlüyoruz.
저는 고기를 못 먹습니다.
연못에 노니는 고기들
a dead person, a stiff
çekim: çoğul döingar · tamlayan döings
köken: död (“dead”) + -ing (“-ing”). Compare Norwegian Nynorsk dauding and Norwegian Bokmål døding.
Vi saknar honom. — Onu özlüyoruz.
döingarna på bårhuset
pulp, flesh (edible part of fruit/vegetable) · trama · parenchyma
çekim: tamlayan miąższu
köken: Etymology tree Proto-Slavic *męzъ Polish miąższ Inherited from Proto-Slavic *męzъ. By surface analysis, back-formation from miąższy.
Tęsknimy za nim. — Onu özlüyoruz.
miąższ tarczycy
Ukraynacaм'я́со
Тоді мені вас шкода». — Seni özlüyoruz."
meat, flesh
çekim: çoğul गोश्तों
köken: Borrowed from Classical Persian گوشت (gōšt). Compare Assamese গোছ (güs), Bengali গোশত (gōśot), Punjabi ਗੋਸ਼ਤ (gośat).
बग़लवाले होटल में गोश्त बिकता है।
एक गोश्त का टुकड़ा कितने का है?
dude, bloke, stiff
çekim: çoğul hemmot · tamlayan hemmon
köken: Possibly a diminutive of heppu.
-Minulla on ikävä. — Seni çok özlüyorum!
Tullut ompi Kuppa-Kaisa, / Hemmon sauna ryöhää.
meat
çekim: çoğul masa · tamlayan masa
köken: Inherited from Old Czech maso, from Proto-Slavic *mę̑so. Compare Polish mięso; Russian мясо (mjaso); Serbo-Croatian meso; Slovene meso.
aile: mleté maso
Chybí nám. — Onu özlüyoruz.
mleté maso
Rumencețepui
Ne este dor de el. — Onu özlüyoruz.
flesh (the soft tissue of the body, especially muscle and fat) · meat (animal tissue regarded as food) · a type or a slice/piece of meat
çekim: çoğul húsok
köken: Perhaps from an Iranian language, compare Persian گوشت (gušt), Northern Kurdish goşt.
aile: husi → husika, húsocska, húsol, húsos, hústalan, húsú, hús-vér, húsadag, húsáru, húscsarnok
Hiányzik nekünk. — Onu özlüyoruz.
İbraniceבָּשָׂר
אנו מתגעגעים אליו. — Onu özlüyoruz.
meat, flesh · the body · sapwood
çekim: çoğul carnēs · tamlayan carnium
köken: An old nominative form of caro.
Dancakød /køð/
meat · flesh
çekim: tamlayan køds
köken: From Old Norse kjǫt, from Proto-Germanic *ketwą. Cognate with Icelandic kjöt, Faroese kjøt, Norwegian Bokmål kjøtt, Norwegian Nynorsk kjøt and Swedish kött.
aile: bankekød, brystkød, bøfkød, dyrekød, elgkød, fiskekød, fjerkrækød, flæskekød, flæskesmåkød, frugtkød
Vi savner ham. — Onu özlüyoruz.
Etimoloji
From öz + -lü.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Onu özlüyorum.
I miss him.
O onu özlüyor.
She misses him.
Onu özlüyoruz.
We miss him.
Onu özlüyoruz.
We miss him.
Seni özlüyorum.
I miss you.
Seni özlüyoruz.
We miss you.
Seni özlüyorum!
I miss you!
Evimi özlüyorum.
I'm getting homesick.
Tom'u özlüyoruz.
We miss Tom.
Tom'u özlüyorum.
I miss Tom.
Seni özlüyoruz."
We miss you".
Ailesini özlüyor.
He misses his family.
İlgili Sorular
Şakacı ve özlü bir cümle örnekleri paylaşır mısınız?
Bana Confucius tarzı ünlü özlü sözler veya benzeri etkileyici tek cümlelik alıntılar önerebilir misiniz?
Kısa ve akılda kalıcı özlü sözler, örneğin hatalarını kabul etmeyen birinin aynı hatayı tekrarlayacağı gibi, nereden bulabilirim?
Uzakta olan sevdiğimi nasıl geri getirebilirim? Onu çok özlüyorum!
Eski eşimle yeniden bir araya gelmek istiyorum; hâlâ bana karşı hisleri var ve bir çocuğumuz olduğunu söyledi. Onu çok özlüyorum, nasıl bir yol izlemeliyim?