lack

/lak/1 hece
B1 seviye
EN → TR
"lack" kelimesinin Türkçesi: eksiklik, noksan, ihtiyaç, gereksinme, yoksunluk. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneleksiklik
Genelnoksan
Genelihtiyaç
Genelgereksinme
Genelyoksunluk
Genelmahrumiyet
Genelyoksunluk
Geneleksiklik
Genelnoksan
Genelyokluk
Genelmahrum olmak
Genelmalik olmamak
Genelmuhtaç olmak
Geneleksikliğini duymak .
Geneleksiği olmak
Genelihtiyacı olmak
Genelmevcut olmamak
Genelbir yerde hazır bulunmamak

Görsel

Sürekli eleştiren, her şeyde kusur arayan insanlar aslında sizden değil, kendilerinden emin değildir. Kişinin muhatabına yaptığı her fena tavır, temelde kendinde de bildiği bir eksikliktendir. Eğer biri sizi durmadan eleştiriyorsa, kendisinde eksik, yanlış bir şey görüyor ve bunun yüzleşmeye gücü olmadığından size yükleyerek iyileşmeye çalışıyordur. Akılsız olmayan insanlar kendi akıllarını karşısındaki kişilerde kusur bularak ispat etmeye kalkar. Akıllı insanlar, onun bunun ne yaptığıyla ilgilenmez, yalnız işine bakar.

Tanım

•the state of needing something that is absent or unavailable
•To be insufficiently prepared

Diğer Dillerde

Rusçaнедостава́ть, недоста́ток, недоста́ть, нехва́тка, нужда́, нужда́ться
Arapçaعَدَم وُجُود, نَقْص
Felemenkçederven, gebrek, gebrek hebben (aan), missen, ontberen
Ukraynacaбрак, бракува́ти, відсу́тність, недоста́ча
Rumencelipsă (de)
Macarcahiány, hiányol, hiányt szenved, nélkülöz
İbraniceחוסר
Latincecareo, desidero, desum, egeo, pēnūria
Vietnamcathiếu
Bulgarcaли́пса, липсва ми, ну́жда, нужда́я се, отсъ́ствие
Slovakçachýbať, nedostatok
Slovencemanjkati
Katalancafretura, manca, mancança, mancar

Kelime Ailesi

alack
for lack of
for lack of trying
lack of sleep
lack-all
lack-grace
lack-latin
lack-laughter
lack-learning
lack-life
lack-linen
lack-looks
lack-love
lack-mind
lack-pity
lackbrain
lackland
lackless

Eş & Zıt Anlamlılar

Zıt anlamlılar
enough
glut
have
having
having plenty
plenty
plethora
possess
possessing
surplus

Örnek Cümleler

O deneyimsiz.
He is lacking in experience.
Paramız eksik.
We lack money.
Enerji Darlığı
Lack of Energy
Tabela yokluğu
Lack of signage
Saçları yoktur.
It lacks hair.
Ama gücümüz yok.
But we lack the power.
Bu seçeneksizlik.
It's a lack of options.
Onun deneyimi yok.
He is lacking in experience.
Havasızlıktan öldü.
She died for lack of air.
Çaba eksikliği yok.
There is no lack of effort.
Ashraf Ghani (AG) :
lack of your engagement.
Atalet, eylemsizlik
Inertia, lack of action.