plenty

/ˈplɛnti/2 hece
A2 seviye
EN → TR
"plenty" kelimesinin Türkçesi: bereketli, mebzuliyet, bolluk, bolluk, (k. dili) bol bol. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbereketli
Genelmebzuliyet
Genelbolluk
Genelbolluk
Genel(k. dili) bol bol
Genelyetecek kadar
Genelkâfi miktarda.
Genel(k. dili) pek çok

Görsel

Patates tarlası - bereketli toprakta büyüyenAltın Sarısı Buğday Tarlasında Olgun Başakların Bereketli DansıNostaljik Bahçede Olgun Kırmızı Elmalar: Sonbaharın Bereketli AğacıTaze Narların Bereketli Kırmızısı: Doğadan Gelen Sağlık ve Lezzet

Tanım

•(often followed by ‘of’) a large number or amount or extent
•as much as necessary

Diğer Dillerde

Fransızcaabondance
İspanyolcaasaz, bastante
Rusçaдоста́ток, доста́точно, избы́ток, изоби́лие, мно́го, мно́жество
Arapçaكَثِير
Felemenkçeovervloed
Portekizceabundância
Japonca沢山, 豊富
Korece많음
İsveççeriklighet, rikligt
Ukraynacaбага́то, доста́тньо
Çekçedost, množství
Rumencebelşug
Macarcabőség
İbraniceשפע
Galiçyacaabondo
Arnavutçamjatueshëm, plot
Gürcüceსიუხვე
Esperantoabundo
Belarusçaмно́га, шмат
Makedoncaдо́ста, изо́билство, мно́гу

Örnek Cümleler

O pek çok.
That's plenty.
Kahve bol.
There's plenty of coffee.
Bolca var.
We have plenty.
Çok kaya var.
There are plenty of rocks.
Bol ışık var.
There's plenty of light.
Bol bol ilaç!
Plenty of those!
Çok kan vardı.
There was plenty of blood.
Bizde çok var.
We have plenty.
Çok yerim var.
I've got plenty of room.
Çok zaman var.
There's plenty of time.
Çok kahve var.
There's plenty of coffee.
Sen çok yaptın.
You did plenty.