Sıkıntı olağandır.
Boredom is commonplace.
USB ile şarj edilmesi olağandır.
Recharging by USB is commonplace.
19. yüzyıl boyunca ahşap binalarda yaygındır.
It is commonplace in wooden buildings through the 19th century.
İlginçtir ki aynı gelenek bugün de sürmektedir.
Although the practice is still commonplace today.
S?radan olmaktan korkmamal?s?n, bu mumkun degil.
One must not be afraid to be too commonplace. It is not possible.
Bu tip yazılar Whitechapel’da olağan bir durumdu.
Such graffiti were commonplace in Whitechapel.
Daha gelişmiş ülkelerde yavaş yavaş sıradan hale geldi.
They have gradually become commonplace in more developed countries.
İnciler, ipekler ve renkli eşarplar yaygındı. [1] [3] [2]
Pearls, silks, and colourful scarves were commonplace.[4][3][27]
Bu süslemeler doğum günü ve düğün pastalarında bulunuyor.
Such decorations are commonplace on birthday and wedding cakes.
Avustralya' nın ikliminden ötürü barbekü kültürü yaygındır.
Australia's climate makes barbecues commonplace.
Bizans İmparatorluğu'nda kan iftiraları suçlamaları olağandı.
Accusations of blood libel were commonplace in the Byzantine Empire.
Ama bir noktada, kendinizi bir yapıcı olarak düşünmek olağandır.
But at one time, it was fairly commonplace to think of yourself as a maker.