Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yarma

yarma

/jaɾˈma/
adj
TR → EN
"yarma" kelimesinin İngilizcesi: rude, uncouth, fissure, incision. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelrudeadj
Geneluncouthadj
Genelfissure
Genelincision

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)yarmayı
Yönelme (-e)yarmaya
Bulunma (-de)yarmada
Çıkma (-den)yarmadan
Tamlayan (-in)yarmanın
Çoğul (-ler)yarmalar

Tanım

•isim: Yarmak işi
•Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer
•Dövülerek gelişigüzel kırılan ve kabuğu çıkarılan buğday; dövme
•sıfat: Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan
•sıfat, argo: Kaba saba, görgüsüz olan (kimse)

Atasözü & Deyim

“Dostun attığı taş baş yarmaz”
“Her taş baş yarmaz”

Diğer Dillerde

incision · cut, financial cut, cutback
çekim: çoğul Einschnitte · tamlayan Einschnittes
eş: Schnitt, Einkerbung, Furche, Kerbe, Rille, Scharte
köken: From einschneiden.
Frauen unter sich. — İçine yarma konur.
Die harten Einschnitte zum Schuldenabbau standen in vielen EU-Ländern im Zentrum der Kritik der Demonstranten.
Fransızcaimpoli, incision, malpoli /ɛ̃.pɔ.li/
rude; impolite (bad-mannered)
eş: discourtois, grossier, incivil, malpoli
köken: From im- + poli.
aile: impolitesse
Les hosties : elles sont fabriquées avant le dîner. — Yarma Çorbası; yarmadan yapılır.
rough (of terrain) · rough, rude (of a person) · unbroken, wild (of an animal)
eş: indómito, salvaje, grosero, maleducado, necio, rudo
köken: From cerro + -il.
Cuando ha hervido convenientemente se retira y se cuela, añadiendo más agua hervida. — Kavrulmuş yarma da eklenip, üstünü örtecek şekilde su ilave edilir.
İtalyancaincisione, maleducato, offensivo, oscena, rude (dişil) /in.t͡ʃiˈzjo.ne/
incision · engraving · recording
çekim: çoğul incisioni
eş: fenditura, segno, taglio, ferita, graffio, scalfittura
köken: From Latin incīsiōnem.
Donne in oggetto. — İçine yarma konur.
Rusçaгру́бый, де́рзкий, зару́бка, кре́пкий, надре́з, неве́жливый
ВМДПиНИ Жнитво. — İçine yarma konur.
Arapçaشَقّ, فَظّ
فنقم أبو الصباح ذلك من عبد الرحمن الداخل، وثار عليه. — Bir sonraki sabah için, bir kuşatmayı yarma girişimi (huruç) planlamıştı.
Farsçaبیادب, پررو, گستاخ /ɡus.ˈtaːx/
brash; impudent; insolent (of people)
çekim: karşılaştırma گستاختَر · üstünlük گستاختَرین
köken: From Middle Persian wstʾhw' (wistāx, “confident, bold”), from wistāxw, from Old Persian *vistāhuva-. Akin to Old Armenian վստահ (vstah), an Iranian borrowing.
aile: گستاخانه, گستاخی
باز گستاخان ادب بگذاشتند چون گدایان زلهها برداشتند
Felemenkçegrof, onbeschoft /ɣrɔf/
rough, coarse · rude, very blunt · extreme, gross, grave
çekim: karşılaştırma grover · üstünlük grofst
zıt: fijn, beleefd
köken: From Middle Dutch grof, from Old Dutch *grof, from Proto-West Germanic *grob, from Proto-Germanic *grubaz.
aile: grof hoornblad, grofheid, grofmazig, grofsmid, grofweg, grove den
Een bedkruik wordt voor het slapen gaan met heet (maar niet kokend) water gevuld en mee in bed genomen. — Akşamları suya konmuş ve yumuşamış yarma (dan) bunun içerisine konur.
De textuur van de stenen vloer was grof.
Grof taalgebruik wordt hier niet op prijs gesteld.
Dit is een grove mensenrechtenschending.
stupid · rude · overused, exaggerated
eş: babaca, estulto, idiota, ignorante, nabo, néscio
köken: From Latin stupidus.
Bota a burrinha pra dentro. — İçine yarma konur.
rude, impolite, uncivil (bad-mannered) · base (as in base metal), nonprecious (metals such as lead, copper)
çekim: karşılaştırma αγενέστερος · üstünlük αγενέστερος
eş: ανάγωγος
zıt: ευγενής
köken: From Ancient Greek ἀγενής (agenḗs, “base, lowborn”).
Οι περικυκλωμένοι Έλληνες δεν κατόρθωσαν να σπάσουν τον κλοιό. — Sonuçta Sovyet taarruzları, kuşatmayı yarmakta başarılı olamadı.
Αυτή η υπάλληλος ήταν αγενέστατη.
Japonca失礼, 無礼な /ɕi̥t͡sɨɾe̞ː/
rude, impolite, ill-mannered
çekim: geçmiş 失礼した
eş: 無礼
köken: Probably from Middle Chinese compound 失禮 /失礼 (syit lej^X, literally “lose, loss + propriety”). Compare modern Hokkien 失禮 /失礼 (sit-lé).
中身は女性。 — İçine yarma konur.
失礼な人。
そういう言い方は失礼だ。
失礼ですが。
Korece무례하다, 버릇없다 /muɾje̞ɦa̠da̠/
disrespectful, impolite, unmannerly, indecorous, rude, insolent
köken: From 무례(無禮) (murye, “impolite”) + -하다 (-hada, “to do”, light verb deriving adjectives).
그러나 그는 하루 더 묵고 가라는 제안을 당시에 하였으나 노무현은 거절하였다. — Bir sonraki sabah için, bir kuşatmayı yarma girişimi (huruç) planlamıştı.
김 의원은 무례한 질문에도 정중하게 응대했다.
brazen, shameless or impudent; shocking or audacious · rude · cheeky, brazen, bold (of for example a robbery carried out in broad daylight)
çekim: karşılaştırma fräckare · üstünlük fräckast
köken: From Old Norse frekr (“greedy, assertive, pushy”); see also Icelandic frekur, German frech.
Svenskarna lyckades ändå till slut inte förstöra klostret. — Sonuçta Sovyet taarruzları, kuşatmayı yarmakta başarılı olamadı.
Hon är inte lite fräck som vågar sig hit efter vad hon gjorde
Vilken fräck kommentar! Så säger man inte till sin egen mamma!
en fräck bankkupp
crude, obscene, uncouth · countryman, peasant (person of low birth)
çekim: karşılaştırma bardziej chamski · üstünlük najbardziej chamski
eş: ordynarny, grubiański, włościański, chłopski
köken: Etymology tree Polish cham Proto-Indo-European *-iskos Proto-Balto-Slavic *-iškas Proto-Slavic *-ьskъ Old Polish -ski Polish -ski Polish chamski From cham + -ski.
Grupa uderzeniowa zgrupowania 28 kwietnia składała się z 502. — Alman yarma planının öncü kuvveti 28 Nisan'da 502.
Ukraynacaгру́бий
Але зачистка міста тривала ще 30 вересня. — Oysa kuşatmayı yarma taarruzları 30 Mayıs'a kadar devam etmiştir.
Hintçeउद्दंड, बदतमीज़ /ʊd̪.d̪əɳɖ/
insolent, impertinent, rude, defiant
köken: Borrowed from Sanskrit उद्दण्ड (uddaṇḍa).
aile: उद्दंडता
primitive · elementary (relating to the basic, essential or fundamental part of something)
çekim: karşılaştırma alkeellisempi · üstünlük alkeellisin
köken: alkeet + -llinen
aile: alkeellisesti, alkeellisuus
Helsingin Sataman Länsiterminaali 2 avautuu maanantaina 27.2. — Alman yarma planının öncü kuvveti 28 Nisan'da 502.
alkeellinen kulttuuri
alkeellinen virhe
Çekçedrzý, hrubý, sprostý /ˈdr̩ziː/
cheeky, impudent, impertinent
çekim: karşılaştırma drzejší · üstünlük nejdrzejší
eş: neomalený, hubatý, troufalý, opovážlivý, nestoudný, nestydatý
köken: Inherited from Proto-Slavic *dьrzъ.
aile: drzost
Výjimečně k nám bývá zavlékána i třeslice menší (Briza minor). — Küçük bir un değirmeni ve yarma (arpa kırma) değirmeni bulunmaktadır.
Rumenceincizie, nepoliticos (dişil)
cut, section, incision
çekim: çoğul incizii · tamlayan incizii
köken: Borrowed from French incision.
Având inițial succes, a rupt linia britanică. — İlerlemeye devam ederek Alman hatlarını yarmayı başardı.
Macarcabemetszés, durva, modortalan /ˈdurvɒ/
coarse (of inferior quality) · brusque, rough, rude · extreme, epic, solid, heavy, gross
çekim: karşılaştırma durvább · üstünlük legdurvább
zıt: finom, figyelmes, tapintatos, gyengéd
köken: Of unknown origin.
aile: durvaság, durván, durváskodik, durvít, durvul
Rovarok porozzák be. — İçine yarma konur.
İbraniceבּוֹטֶה, גַּס, גַּס רוּחַ, חֲתָךְ
רוזוולט רצה לספק נשק לצי הסוחר. — Hellespont Deniz Muharebesi ile donanmasıyla kuşatmayı yarmaya çalıştı.
Latinceimportūnus, inconditus, inhūmānus, insolens, rudis /ɪŋˈkɔn.dɪ.tʊs/
irregular, disordered, confused · uncouth, rude
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *né Proto-Indo-European *n̥- Proto-Italic *n̥- Latin in- Latin conditus Latin inconditus From in- + conditus.
mischievous · naughty, risqué
çekim: karşılaştırma frækkere · üstünlük frækkest
zıt: artig
köken: From Low German frech (“naughty, barefaced”).
Sår heles hurtigt i vandet. — Suyun içerisinde yarma soğutulur iyice.
Norveççerå
Endonezceinsisi /ɪn.ˈsi.si/
incision
çekim: çoğul insisi-insisi
köken: Borrowed from Dutch incisie, from French incision, from Middle French incision, from Late Latin incisiō from the verb incidō (“I cut into”) + action noun suffix -iō.
Padi yang dipotong hanya sedikit dan harus yang sedang kawin (merunduknya berhadap-hadapan). — Küçük bir un değirmeni ve yarma (arpa kırma) değirmeni bulunmaktadır.
Bulgarcaбу́ен, груб, невъздъ́ржан, невъзпи́тан, необрабо́тен, неприли́чен /ɡrup/
coarse, rough, rugged (of texture) · harsh, severe, arduous (of effort, work) · rough, approximate, inexact (of result, guess)
çekim: karşılaştırma по́-гру́би · üstünlük на́й-гру́би
köken: Inherited from Proto-Slavic *grǫbъ /*grubъ via a Western dialect; possibly reinforced by Russian гру́бый (grúbyj).
aile: грубя́, грубе́я, грубова́т, грубови́т, гру́бичък, груба́к, грубия́н
На 27 август 23-та дивизия се опитва да пробие обкръжението, но се проваля. — 27 Ağustos'ta 23. Tümeni kuşatmayı yarmaya giriştiyse de başarısız oldu.
груб строе́ж
гру́бо поведе́ние
груб чове́к
Slovencenesrámen
Težko je pojasniti izvor regolita. — Yarma vadilerin oluşumunu açıklamak zordur.
Litvancagrubus (eril) /ɡɾʊˈbʊs/
rude, impolite · coarse, rough, harsh
çekim: çoğul grùbūs · tamlayan grubaũs
köken: From a zero-grade stem of Proto-Indo-European *gʰrewbʰ-. LEW suggests a relation to Old High German grob (“thick, strong”) and Proto-Slavic *grǫbъ (“coarse; rude”), from *gru(m)b- (with nasal infix). Cognate with Latvian grubulis.
aile: gruba, grubausis, grubežis, grublas, grublus, grubnagis, grubslas, grubstas, grubtas, grubti

Etimoloji

Türkçe

Örnek Cümleler

Kılı kırk yarmayalım.
Let's not split hairs.
Sanırım biraz daha odun yarmamın zamanıdır.
I think it's time for me to split some more firewood.
Düşmanın savunma hatlarını yarmaya çalıştık.
We attempted to break the enemy's lines of defense.
Bazıları anlam kaymasına uğrar: kafa göz yarmak gibi.
Some of them simply look up, as if gaining hope.
Yarmakaya, Adıyaman ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.
Micah, a villager, would be known only by the name of his native village.
Küçük bir un değirmeni ve yarma (arpa kırma) değirmeni bulunmaktadır.
Thus dimes are made small and thin.
Bir sonraki sabah için, bir kuşatmayı yarma girişimi (huruç) planlamıştı.
(He had managed to pry the cell door off its hinges earlier that day.)
Battulga, Yarmag sokaklarında büyüdü ve yerel bir orta öğretim okuluna gitti.
Hence, Battulga grew up in the streets of Yarmag and went to a local secondary school.
Piyadeyle takviye edilmelerine karşın Tatsinskaya'da kuşatmayı yarmayı başaramadılar.
They were reinforced with infantry, but did not manage to break through to Tatsinskaya.
Bir muharebe grubu 21 Nisan'da kuşatmayı yarmayı başardı fakat ağır kayıplara uğradı.
A battle group was able to break the siege on 22 April, but the fighting had taken a heavy toll.
Kuvvet ve silah yönünden kayıplar, daha sonraki yarma girişimlerinde daha fazlasıyla gerçekleşti.
These forces and weapons were sorely missed during later break-out attempts.
yarma ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
yarma aşıyarma buğdayyarma çorbasıyarma harekâtıyarma keresteyarma kütüğüyarma saldırısıyarma şeftaliyarma taarruzuçam yarması
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod