uzaklaştırmak

C2 seviye
TR → EN
"uzaklaştırmak" kelimesinin İngilizcesi: estrange, fend, remove, repress, stave. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelestrange
Genelfend
Genelremove
Genelrepress
Genelstave

Tanım

•çıkarmak, ayırmak
•uzağa götürmek
•yabancılaştırmak, ilgisiz bırakmak
•İşine son vermek, görevinden atmak yada görevinden almak
•Uzağa götürmek

Diğer Dillerde

Almancaalleine auskommen, beseitigen, entfernen, für sich selbst sorgen, umziehen, verdrängen /bəˈzaɪ̯tɪɡn̩/
to dispose of (get rid of something), remove, eliminate · to eliminate (kill)
çekim: geçmiş beseitigte · ortaç beseitigt · şimdiki beseitigt · ulaç beseitigend
köken: be- + Seite + -igen
aile: Beseitiger, Beseitigung, beseitigend, beseitigt
Flucht aus Russland. — Türkistan'dan Rusları uzaklaştırmak.
Hindernisse beseitigen.
Fransızcaenlever, ôter, prendre soin de soi /ɑ̃l.ve/
to remove, take off, take away, clear · to take off, remove (clothes) · to kidnap, abduct
çekim: geçmiş enlevé · ortaç enlevé · şimdiki enlève · ulaç enlevant
zıt: mettre
köken: From en- + lever.
aile: enlèvement, enlever la poussière, enlève ta soutadère que je te monte, enlever une épine du pied
Nous ne voulions pas exclure Marie de nos plans. — Marie'yi planlarımızdan uzaklaştırmak istememiştik.
Elle enleva ses lunettes et j'aperçus sa beauté.
İspanyolcadetraer, quitar, remover, valerse por sí mismo /detɾaˈeɾ/
to remove, separate · to denigrate, disparage
çekim: geçmiş detraje · ortaç detraído · şimdiki detrae
köken: From Latin dētrahere, probably a borrowing.
La policía usó cañones de agua para desalojar a los manifestantes de la zona. — Göstericileri alandan uzaklaştırmak için polis tazyikli su kullandı.
to move away, pull away, push away · to spread out; to scatter · to send away, take away
çekim: geçmiş allontanàto · ortaç allontanàto · şimdiki allontàna · ulaç allontanànte
eş: distinguere, distaccare, distanziare, rimuovere, scostare, separare
köken: From a- + lontano + -are.
Per capire cos'ha spinto Mila a fuggire, va a casa della madre. — Annesini Stan'den uzaklaştırmak isteyen Liam, Stan'in evine gider.
allontanare le sedie
allontanare gli amici
Rusçaудалять, отдалять
Поэтому прошу лагерное начальство оставить нас одних. — Hancı, subayları handan uzaklaştırmak istemektedir.
Arapçaأَخْرَجَ, أَزَالَ, جَذَبَ, نَقَلَ
كان محدد للمهمة 3 اسابيع ,لكن بعد مرور6 اسابيع,كان الصبر في واشنطن قد قارب على النفاد — Aidid'i uzaklaştırmak ve düzen sağlamak üzere Mogadişu'ya gönderilir.
Farsçaبرداشتن /bar.daːʃ.ˈtan/
to pick up · to take; to remove · to take off
çekim: geçmiş بر دار · ortaç بر دارنده · şimdiki بر میدارد · ulaç بر دارنده
zıt: گذاشتن
köken: Inherited from Middle Persian [Term?] (/⁠abar dāštan⁠/, “to raise, lift up”). Equivalent to برـ (bar-) + داشتن (dâštan, “to hold, have”).
خودکار را از روی میز برمیدارم.
خودکار و از روی میز برمیدارم.
هر زمانش خلق بر میداشتند جمله رنجورش همیپنداشتند
Kazakçaаластау /ɑlɑsˈtɑw/
to fumigate · to banish, expel, purge
çekim: geçmiş аластадым · ortaç аластаған
aile: аластаушы
Felemenkçeverwijderen /vərˈʋɛi̯.də.rə(n)/
to remove
çekim: geçmiş verwijderden · ortaç verwijderd · şimdiki verwijdert · ulaç verwijderend
köken: From wijder + ver- -en.
aile: verwijderaar, verwijdering
Meestal is dit al genoeg om zijn tegenstanders te verjagen. — Genelde düşmanları uzaklaştırmak için kullanılır.
Portekizceretirar, tirar /ʁe.t͡ʃiˈɾa(ʁ)/
to take away (to remove something and put it in a different place) · to take away (to remove something so that a person no longer has it) · to take away (to subtract or diminish something)
çekim: geçmiş retirei · ortaç retirado · şimdiki retira
köken: From re- + tirar.
É usado para expelir a fuligen e a fumaça da caldeira ou gases exaustão do motor. — Kazan veya motor egzoz gazlarından kurum ve dumanları uzaklaştırmak için kullanılır.
Eu retiro o que disse
Yunancaβγάζω /ˈvɣazo/
to take off, remove · to take out, remove · to eject, kick out
çekim: geçmiş έβγαλα · ortaç έχοντας βγάλει · şimdiki βγάζει · ulaç βγάζοντας
zıt: βάζω
köken: From Byzantine Greek ἐβγάζω (ebgázō) < *ἐγβάζω (*egbázō) (with metathesis of the γ (g) and β (b)) < ἐκβάζω (ekbázō) (not to be confused with the etymologically distinct Ancient Greek ἐκβάζω (ekbázō, “to speak out, declare”)), from Ancient Greek ἐκβιβάζω (ekbibázō, “to make to step out”).
aile: ξαναβγάζω, ξεβγάζω, πρωτοβγάζω, βγάζω απ' τη μύγα ξίγκι, βγάζω απ' τη μύτη, βγάζω απ' το μυαλό μου, βγάζω από τα σκοτάδια, βγάζω από τη μέση, βγάζω βρόμα, βγάζω γλώσσα
Η Απελευθέρωση των Ζώων. — Yabani hayvanları uzaklaştırmak.
Βγάζει το σακάκι του.
Βγάζω τα ρούχα από την ντουλάπα.
Αυτή μηχανή βγάζει 1.000 κομμάτια τη μέρα.
「とりさる」の漢字表記。
二つのことができるようになる。 — Deneyimin ani olarak yaşanmasını engelleyecek şekilde zamandan ve mekandan uzaklaştırmak.
Korece제거하다, 지우다
공기 조화에서 헤파(HEPA) 필터는 공기로부터 입자들을 제거한다. — HEPA klimadaki partikülleri havadan uzaklaştırmak için filtreler.
İsveççeavlägsna, ta bort
inflection of avlägsen: · plural
çekim: geçmiş avlägsnade · ortaç avlägsnad · ulaç avlägsnande
köken: avlägsen + -a
och eftersom I haven sålt Judas och Jerusalems barn åt Javans barn, till att föras långt bort ifrån sitt land. — Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.
to subtract; to remove; to take away; to ablate · to subtract
çekim: geçmiş odejmowano · şimdiki odejmuje
eş: amputować
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *étider. Proto-Balto-Slavic *ati Proto-Slavic *otъ Proto-Slavic *otъ- Old Polish od- Polish od- Proto-Indo-European *h₁em- Proto-Indo-European *h₁m̥-é-ti Proto-Balto-Slavic *ímtei Proto-Slavic *íntēj Proto-Slavic *ęti Old Polish jąć Polish jąć Polish odjąć Proto-Indo-European *h₂euh₁-der.? Proto-Slavic *-ovati Old Polish -ować Polish -ować Polish odejmować From…
aile: odejmowanie
Zazwyczaj stosowany w celu obalenia przeciwnika. — Genelde düşmanları uzaklaştırmak için kullanılır.
Ukraynacaвіднести́, відноси́ти, усува́ти, усу́нути
Hintçeअलग करना, हटाना /ə.ləɡ kəɾ.nɑː/
to separate, split
çekim: geçmiş अलग करता · şimdiki अलग करता है
Fincehuolehtia itsestään, hylätä, murhata, muuttaa, ottaa, pärjätä /ˈhylætæˣ/
to reject, turn down, discard (e.g. a plan) · to refuse, turn away (e.g. a person proposing something) · to abandon, desert, leave (e.g. one's spouse, child)
çekim: geçmiş hylännyt · şimdiki hylkää · ulaç hylkäävä
köken: From Proto-Finnic *hülgäit'äk (compare Ingrian hylätä, Ludian hülgäitä, Veps hül’gäita).
aile: hylkiö, hylky, hylkäys, hylkääjä, hylkääminen, hyljeksiä, hylkiä
sekä myyneet Juudan ja Jerusalemin lapsia jaavanilaisille, poistaaksenne heidät kauas omalta maaltansa. — Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.
Çekçeodebrat, odstranit /ˈodɛbrat/
to remove
çekim: geçmiş odebravše · ortaç odebrala · şimdiki odebere
eş: sebrat, vzít, ubrat, sebrat, zabavit, zkonfiskovat
zıt: přidat
köken: From ode- + brát.
A syny Judské i syny Jeruzalémské prodáváte synům Javanovým, aby je pryč zavodili od pomezí jejich. — Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.
Rumenceda la o parte, îndepărta, scoate /ɨn.de.pərˈta/
to estrange from, distance from; to move off/away from · to remove, dispose · to estrange oneself from, distance oneself from; move oneself away from
çekim: geçmiş îndepărtat · ortaç îndepărtat · şimdiki îndepărtează
köken: From în- + depărta.
aile: îndepărtat
Aţi vîndut pe copiii lui Iuda şi ai Ierusalimului copiilor Grecilor, ca să -i depărtaţi din ţara lor. — Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.
Macarcaelköltözik, elmozdít, eltakarít, eltávolít, eltöröl, elvesz /ˈɛlmozdiːt/
to move something or someone from its previous position, to remove
çekim: geçmiş elmozdítottak
köken: el- + mozdít
aile: elmozdítás, elmozdíthatatlan, elmozdítható
Lynette kiagyalja, hogy pereljék el Norától Kaylát. — Lindoro ise Nina'ya talip olanları ondan uzaklaştırmak için girişmler yapmıştır.
İbraniceהסיר
to remove · to divert
çekim: geçmiş הֵסַרְתָּ
נשלחו למוגדישו לחסל את איידיד .ולהחזיר את הסדר על כנו — Aidid'i uzaklaştırmak ve düzen sağlamak üzere Mogadişu'ya gönderilir.
Latinceadimō, auferō, removeō
to eliminate
çekim: geçmiş eliminerede · ortaç elimineret · ulaç eliminerende
köken: From Latin eliminare.
aile: eliminering, elimination
- og begynder at angribe amerikansk personel. — Aidid'i uzaklaştırmak ve düzen sağlamak üzere Mogadişu'ya gönderilir.
Vietnamcachuyển đi, dọn đi
Tránh các con vật nuôi. — Yabani hayvanları uzaklaştırmak.
Bulgarcaгрижа се, елиминирам, отклонявам, отстранявам, парирам, премествам се /ˈɡriʒɐ sɛ/
to take care of, to tend (of people or tasks) · to nurse, to look after (of person or animal in need, child, pet)
çekim: geçmiş none · ortaç гри́жил се · şimdiki гри́жи се · ulaç гри́жещ се
köken: Denominal causative-reflexive of гри́жа (gríža, “trouble, concern”).
aile: загрижа се, загрижвам се, нагрижа се, нагрижвам се, обгрижа, обгрижвам, погрижа се, погрижвам се, угрижа се, угрижвам се
А продадохте на Гърците, Юдейците и Ерусалимците, За да ги отдалечите от пределите им, — Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.
Slovencelikvidirati, odstraniti, odstranjevati, preseliti, preseljevati
in otroke Judove in otroke jeruzalemske prodajali sinovom Grčije, da jih spravite daleč od njih pokrajine: — Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.
Litvancašalinti /²ˈʃɑːlʲɪnʲtʲɪ/
to remove · to eliminate · to dismiss
çekim: geçmiş šãlino · ortaç šalinęs · ulaç šalinąs
aile: pašalinti, prašalinti

Örnek Cümleler

Genelde düşmanları uzaklaştırmak için kullanılır.
They usually avoid contact with strangers.
Ordu, madencileri uzaklaştırmak için asker gönderdi.
The army sent soldiers to remove the miners.
HEPA klimadaki partikülleri havadan uzaklaştırmak için filtreler.
HEPA filters in air conditioning to remove particles from air.
Göstericileri alandan uzaklaştırmak için polis tazyikli su kullandı.
The police used water canons to evict protesters from the area.
Dişleri temizlemenin amacı çoğunlukla bakterilerden oluşan plağı uzaklaştırmaktır.
The purpose of cleaning teeth is to remove plaque, which consists mostly of bacteria.
İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik).
Thus it was, that We might turn away from him evil and illegal sexual intercourse.
Van Gogh Sien'i sokaklardan uzaklaştırmak ve ilgilenmek için onunla evlenmeyi düşündü.
Van Gogh considered marrying Sien to take care of her and keep her off the streets.
Tehlikeli maddeleri ortamdan uzaklaştırmak için konuk konuk sistemleri kullanılmıştır.
Host guest systems have been utilized to remove hazardous materials from the environment.
Deneyimin ani olarak yaşanmasını engelleyecek şekilde zamandan ve mekandan uzaklaştırmak.
So standing back in time and space from the immediacy of experience.
Özel mülkiyet insanları kendi ihtiyaçlarından uzaklaştırmak için kullanılan bir sistemdir.
Private property is a system used to alienate people from their needs
Yakınlaştırmak ve uzaklaştırmak için fare tekerleğini ileri ve geri döndürmeniz yeterlidir.
Simply roll the mouse wheel forward and back to zoom in and out.
Şüphesiz Allah, (müşriklerin saldırı ve sinsi tuzaklarını) iman edenlerden uzaklaştırmaktadır.
God will certainly defend the believers.
uzaklaştırmak ile daha fazla örnek cümle →