sevinçli

TR → EN
"sevinçli" kelimesinin İngilizcesi: alive, blithe, elate, festal, glad. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelalive
Genelblithe
Genelelate
Genelfestal
Genelglad
Genelgladsome
Genelhappy
Geneljoyful
Geneljoyous
Geneljubilant
Genelmirth
Genelelated

Görsel

Askeri törende duygusal aile buluşması: Çocukların sevinçli kavuşma anıMasalsı Kış Kasabasında Dev Kardan Adam ve Etrafındaki Sevinçli İnsanlarBüyük Başlı 3D Animasyon Bebeği, Mavi Tulum ve Sevinçli IfadesiyleSevimli Beyaz 3D Ayıcık Karakteri: Işıltılı Tüyler ve Sevinçli Poz

Tanım

•Adana ili İmamoğlu ilçesine bağlı bir köy.
•Aksaray ili Merkez ilçesine bağlı bir belde.
•Aksaray ili Merkez ilçesine bağlı bir belediye.
•Sevinci olan ve sevinç veren
•Yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden

Diğer Dillerde

joyful, cheerful
çekim: karşılaştırma freudiger · üstünlük am freudigsten
köken: Freude + -ig
In der Burg feierte man und war fröhlich. — Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.
feminine singular of bienheureux
On était vraiment heureuses quand ils ont peint le quartier. — Mahalleyi boyadıklarında çok sevinçliydik.
lucky, fortunate
eş: agraciado, bienaventurado, favorecido, fortunado, suertudo, venturoso
zıt: desafortunado
köken: From afortunar + -ado.
aile: afortunadamente
Felizmente hemos comenzado con el pie derecho y nos estamos divirtiendo con lo que hacemos. — Sonuçta kupayla başladık, sevinçliyiz.
Me considero afortunado.
animate · animated · lively
eş: vivo, vivificato, sensibile, vivace, energico, acceso
zıt: inanimato
köken: From animare.
aile: animatamente, disegno animato
Ma ora dirò lieta novella te, ragazza. — Ama şimdi senden sevinçli haber, kız anlatacağım.
Rusçaрадостный /ˈradəsnɨj/
joyful, glad, joyous
çekim: karşılaştırma (по)ра́достнее
eş: счастливый, весёлый, отрадный, счастливый
köken: Inherited from Proto-Slavic *radostьnъ. By surface analysis, ра́дость (rádostʹ) + -ный (-nyj).
Мы были по-настоящему рады, когда сами разукрашивали наш район. — Mahalleyi boyadıklarında çok sevinçliydik.
Arapçaحَيّ, سَعِيد, فَرِح, مَحْظُوظ
أعلى احد بينكم مشقات فليصلّ. أمسرور احد فليرتل. — İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.
Farsçaخرسند, خرم, خشنود, خوش, خوشحال, زنده /xur.ˈsand/
happy, content, satisfied, pleased
çekim: karşılaştırma خرسندتَر · üstünlük خرسندتَرین
köken: Inherited from Middle Persian [script needed] (hwnsnd /⁠hunsand⁠/, “happy, contented”).
aile: خرسندانه, خرسندی
Azericebəxtəvər, bəxti gətirən, bəxtiyar, bəxtli, canlı, diri /bæxtæˈvær/
lucky, fortunate · happy
çekim: karşılaştırma daha bəxtəvər · üstünlük ən bəxtəvər
köken: From Persian بختاور (baxtâvar).
aile: bəxtəvərlik
bəxtəvər həyat
dünyanın ən bəxtəvər insanı
Kazakçaаруақты, базарлы, бақытты
Özbekçebaxtiyor, baxtli, xursand, xushhol /χʊr.ˈsant/
happy, glad, pleased
çekim: karşılaştırma xursandroq · üstünlük eng xursand
köken: Borrowed from Classical Persian خُرْسَنْدْ (xursand).
Tatarcaбәхетле
Felemenkçeblij, vrolijk, heuglijk, verblijdend
Hij is zo blij als een koning. — O bir kral kadar sevinçli.
happy (having a feeling arising from a consciousness of well-being or of enjoyment) · happy, fortunate (experiencing the effect of favourable fortune) · happy (characterized by a feeling of happiness)
çekim: karşılaştırma ευτυχέστερος · üstünlük ευτυχέστερος
zıt: δυστυχής
köken: Learned borrowing from Ancient Greek εὐτυχής (eutukhḗs) with semantic loan from French heureux and English happy.
Χαρήκαμε πολύ όταν χρωμάτισαν τη γειτονιά. — Mahalleyi boyadıklarında çok sevinçliydik.
ευτυχές γεγονός
ευτυχής σύμπτωση
Japonca嬉しい, 幸せな, 幸福な, 幸運な, 生きている, 運のよい /ɯ̟ɾe̞ɕiː/
happy, glad
köken: From Old Japanese. First cited to the Man'yōshu of circa 759 CE. A surface analysis suggests that this might be derived from 熟れる (ureru, “to ripen, mature”) + しい (shii, “adjective forming suffix”). However, it is unclear how the sense of "feeling mature" would match the sense of "glad".
aile: 嬉しがらせ, 嬉し泣き, 嬉し涙
村民は安堵し、その喜びも大きかった。 — Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.
Korece기쁜
'기쁘다'의 관형사형.
너희 중에 고난 당하는 자가 있느냐 저는 기도할 것이요 즐거워하는 자가 있느냐 저는 찬송할찌니라 — İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.
happy, glad (feeling or causing happiness) · fond of
çekim: karşılaştırma gladare · üstünlük gladast
zıt: ledsen
köken: From Old Swedish glaþer, from Old Norse glaðr, from Proto-Germanic *gladaz, from Proto-Indo-European *gʰladʰ-, derivation of Proto-Indo-European *gʰel- (“to shine”).
aile: glad i hatten, glad i hågen, gladlynt
Men nu ska jag säga dig glada nyheter, flicka. — Ama şimdi senden sevinçli haber, kız anlatacağım.
vara på glatt humör
en glad nyhet
glad och ledsen
joyful; cheerful
çekim: karşılaştırma radośniejszy · üstünlük najradośniejszy
eş: rad, wesoły, uradowany, pogodny
köken: Etymology tree Proto-Slavic *radъ Proto-Indo-European *-Hostis Proto-Balto-Slavic *-astis Proto-Slavic *-ostь Proto-Slavic *radostь Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Proto-Slavic *radostьnъ Old Polish radostny Polish radosny Inherited from Old Polish radostny, from Proto-Slavic *radostьnъ. By surface analysis, radość + -ny.
aile: radosność, radośnik
Bohaterowie są szczęśliwi i pełni radości. — Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.
Ukraynacaживи́й, ра́дісний, щасли́вий
Адміністративний центр Свебодзінського повіту Любуського воєводства. — Sevinçli Kepir Uygarlık ışığının merkezi Kepir.
active, dynamic, operational
zıt: निष्क्रिय
köken: From क्रिया (kriyā, “action”) + शील (śīl, “inclined towards”).
Fincealtis, aulis, elävä, eläväinen, eloisa, elossa oleva /ˈɑltis/
exposed, endangered, vulnerable · ready, inclined, disposed, prone to (having a tendency, preference, likelihood, or disposition) · sensitive (responsive to stimuli)
çekim: karşılaştırma alttiimpi · üstünlük alttein
köken: Uncertain. Traditionally a western Finnish dialectal word; no known cognates exist in other Finnic languages. Possibly borrowed from Proto-Germanic *aldaz ~ *alþijaz (“old”) (for the ending, compare tyyris < *diurijaz; for the gradation, compare raitis << *raidi(ja)z), but the semantics are unclear; a shift like “old, grown” → “mature” → “ready” could be supposed (perhaps with secondary influence…
aile: altistaa, alttiisti, alttius, henki on altis, mutta liha on heikko, alttiiksiantava, alttiiksiantavainen, alttiiksiantavaisuus, häiriöaltis, loukkaantumisaltis, onnettomuusaltis
Mutta nyt kerron sinulle iloisen sanoman, tyttö. — Ama şimdi senden sevinçli haber, kız anlatacağım.
altis vaaralle
Hän oli alttiina vähäisille sairauksille.
joyous, cheerful · gladdening, gratifying
çekim: karşılaştırma radostnější · üstünlük nejradostnější
eş: šťastný, veselý
köken: Inherited from Proto-Slavic *radostьnъ. By surface analysis, radost + -ný.
Ale teď řeknu ti radostnou zvěst, holka. — Ama şimdi senden sevinçli haber, kız anlatacağım.
Nálada byla radostná.
To je radostná zpráva.
glad
köken: The verb bucura (“to be or become happy”) + -os
Noi am început cu veselie și sfârșim cu mâhnire. — Sonuçta kupayla başladık, sevinçliyiz.
Macarcaboldog, elégedett, élénk, életben lévő, eleven, élő /ˈboldoɡ/
happy · blessed, beatified
çekim: karşılaştırma boldogabb · üstünlük legboldogabb
zıt: boldogtalan, szomorú
köken: Native word. Probably from an otherwise unattested stem of unknown origin + -g (adjective-forming suffix).
aile: boldog-boldogtalan, boldogan, boldogít, boldogság, boldogtalan, boldogul, boldog karácsonyt, boldog születésnapot, boldog új évet
A Nagyváradi Szigligeti Színház zárkövének krónikája. — Sevinçli Kepir Uygarlık ışığının merkezi Kepir.
boldoggá avatás
İbraniceחַי, מאושר, שָׂמֵחַ
Happy, content.
כי יצר לאיש בכם הוא יתפלל ואשר ייטב לבו הוא יזמר׃ — İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.
Latincebeatus, felix, laetus, vīvus /beˈaː.tʊs/
happy, (truly) happy, blessed, fortunate · prosperous, wealthy, rich · copious, sumptuous
çekim: karşılaştırma beātior · üstünlük beātissimus
köken: Perfect passive participle of beō (“make happy”).
aile: beātē, beatī, beātificō, beātificus, beātitās, beātitūdō, beātulus, beātum, perbeātus
Dancaheldig, lykkelig /ˈhɛld̥i/
lucky, fortunate · successful · favorable
çekim: karşılaştırma heldigere · üstünlük heldigst
zıt: uheldig
köken: From held (“luck”) + -ig.
Men nu skal jeg fortælle dig glade tidender, pige. — Ama şimdi senden sevinçli haber, kız anlatacağım.
Norveççefornøyd, i live, levende, tilfreds
Det leies inn profesjonelle skuespillere til hovedrollene. — Büyük oyuncularla antrenmanlara çıkacak olmaktan çok sevinçliyim.
Endonezcehidup, mujur, senang, untung /ˈhidup/
to live · to have permanent residence somewhere, to inhabit, to reside · to pass life in a specified manner
çekim: karşılaştırma lebih hidup · üstünlük paling hidup
zıt: mati
köken: Inherited from Malay hidup, from Classical Malay hidup, from Old Malay hidup, from Proto-Malayic *hidup, from Proto-Malayo-Chamic *hudip by metathesis, from Proto-Malayo-Polynesian *qudip, from Proto-Austronesian *qudip. Doublet of urip and urit.
Mereka tinggal di desa dan bahagia. — Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.
Hidup rakyat Indonesia!

Örnek Cümleler

Tom sevinçliydi.
Tom was overjoyed.
Güleç, sevinçli.
Laughing and full of joy,
Elizabeth sevinçliydi.
Elizabeth was delighted.
Kesinlikle sevinçliyim.
I'm absolutely elated.
O bir kral kadar sevinçli.
He's as happy as a king.
Ben son derece sevinçliydim.
I was extremely elated.
Tom, promosyon için sevinçli.
Tom is up for promotion.
O, ailesi içinde sevinçli idi.
He lived rejoicing among his people,
Bu kez sevinçlidir, kibirlidir.
Surely, he is exultant, and boastful (ungrateful to Allah).
Yaptıklarından ötürü sevinçlidir.
Well-pleased with their endeavour,
Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.
The camp went wild with joy.
Tom'un sevinçli olduğunu biliyorum.
I know that Tom is happy.
sevinçli ile daha fazla örnek cümle →