çekim: geçmiş anduve · ortaç andado · şimdiki anda
eş: ir, irse, dirigir, dirigirse, encaminarse, moverse
köken: Inherited from Early Medieval Latin andāre, of uncertain origin. The preterite's origin is unclear, most likely generalized from the preterite of haber (“to have”), hub- (note that b and v are pronounced identically; compare the same development in tener, and more alike to this verb, estar).
aile: a largo andar, a poco andar, anda con Dios, andada, andadera, andador, andadora, andadura, andamio, andana
Creo que fue muy interesante yuxtaponer esta humanidad con esta enorme red distribuida. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
Ando en bicicleta.
¿Cómo andarse en las redes sociales?.
Andaba en mis asuntos, cuando repentinamente se cortó la electricidad.
Ritengo sia stato interessante sovrapporre quest'umanità a quest'immensa griglia. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
Опасаясь, чтобы не попасть на каменистые места, бросили с кормы четыре якоря, и ожидали дня. — Kayalıklara bindirmekten korkarak kıçtan dört demir attılar ve günün tez doğması için dua ettiler.
اعتقد انه كان شيقا ان نضع هذه الانسانيات بجلنب بعضها البعض في مقابل الشبكة الضخمة من التوزيع. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
Ik vond het interessant om die menselijkheid tegenover dat gigantische rooster te stellen. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
Acho que foi realmente interessante sobrepor esta humanidade contra esta rede de distribuição maciça. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
çekim: geçmiş καβάλησα · ortaç έχοντας καβαλήσει · şimdiki καβαλάει · ulaç καβαλώντας
Νομίζω ότι είναι πολύ ενδιαφέρον να αντιπαραθέσουμε το ανθρώπινο στοιχείο έναντι αυτού του τεράστιου πίνακα. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
a ride ((fancier) vehicle) · a run, a race (single competition, especially in a race (involving riding (on) something) where competitors start separately or the like) · a run, a ride (single trip down a hill, on for example skis or a snowboard)
britchka, buggy (type of horse-drawn carriage, with a foldable roof covering) · car, automobile (vehicle steered by a driver)
çekim: çoğul bryki · tamlayan bryki
köken: Etymology tree German Brückebor. Polish bryka Borrowed from German Brücke.
Myślę, że było bardzo interesujące móc porównać ludzkość do tej masowo rozproszonej sieci. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
Ukraynacaї́здити, ї́хати, скака́ти
Було справді цікаво протиставити цих людей і цю величезну поділену табличку. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
to drive, ride, travel (in a vehicle), transport (e.g. in a car) · used of several other forms of movement · to drive away, chase, pursue, expel, deport
çekim: geçmiş ajanut · şimdiki ajaisi · ulaç ajava
köken: From Proto-Finnic *ajadak (compare Estonian ajama), from Proto-Uralic *aja- (compare Northern Sami vuodjit, Udmurt уйыны (ujyny), Eastern Mansi [script needed] (wujt-)). Probably an old borrowing from Proto-Indo-European *h₂eǵ- or one of its descendants; see the Proto-Uralic entry for more.
köken: Inherited from Old Czech búla, from Proto-Slavic *bula. First attested in the 16th century.
Myslím si, že bylo opravdu zajímavé porovnávat lidství vůči této masivní rozdělené mřížce. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
bump, swelling (such as that from being hit hard on the head) · crest, bunch of feathers on a bird's head · top, summit
çekim: çoğul cucuie · tamlayan cucuiului
köken: Inherited from Vulgar Latin root *cucullium, from Latin cucullum.
Cred că a fost foarte interesant să juxtapun această umanitate versus această grilă de distribuție masivă. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
drive, ride (an instance of riding in a car) · motoring · driving (the act of operating a car)
çekim: çoğul autózások
köken: From autózik + -ás.
Nagyon érdekes volt egymás mellé helyezni ezeket az emberi dolgokat és ezt a hatalmas elosztott hálózatot. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
אני חושב שזה היה מאוד מעניין להצמיד את האנושיות הזאת ולהציג אותה כנגד המאסה הענקית הזו של רשת התמונות. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
to drive (to be the driver of a vehicle or to convey somebody in a vehicle) · to drive (to go somewhere in a vehicle), to ride (to go somewhere, e.g. on a bike) · to run (of a machine)
çekim: geçmiş kørte · ortaç kørt · ulaç kørende
köken: From Old Danish køræ, from Old Norse keyra, from Proto-Germanic *kaurijaną, Norwegian kjøre, Swedish köra.
Saya pikir sangat menarik jika menjajarkan humanitas dengan jaring-jaring raksasa ini. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.
to touch; to make physical contact · to encounter; to bump into · to hurt
köken: Non-Sino-Vietnamese reading of Chinese 鏨 (“engraving object”, SV: tạm).
aile: chạm cốc, chạm mặt, chạm ngõ, chạm nọc, chạm súng, chạm trán, động chạm, đụng chạm, va chạm
Bấy_giờ , sợ đụng rạn , bọ bèn từ trên đầu lái tàu quăng bốn neo xuống , và ước_ao đến sáng . — Kayalıklara bindirmekten korkarak kıçtan dört demir attılar ve günün tez doğması için dua ettiler.
ride (on a horse or other animal) · riding, horseback riding, equestrianism
köken: Inherited from Proto-Slavic *ězda.
Мисля, че бе наистина интересно да се съпостави човечността с тази разпростряла се мащабна мрежа. — Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.