stall
/stɔːl/1 hece
B2 seviye
EN → TR
"stall" kelimesinin Türkçesi: düzen., durdurmak, ahır, (hav.) hız kaybedip bocalama: Oto. motorun durması, orkestra üyelerinin veya kilise korosunun oturduğu kısmen kapalı yer. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneldüzen.
Geneldurdurmak
Genelahır
Genel(hav.) hız kaybedip bocalama: Oto. motorun durması
Genelorkestra üyelerinin veya kilise korosunun oturduğu kısmen kapalı yer
Genelaraba park edecek yer
Genelyaralı parmak sargısı
Genel(k. dili) oyun
Genelahırda kalmak
Genelahıra kapayıp beslemek
Genelistemeyerek stop etmek
Genelyük fazlalığından stop etmek (motor)
Genel(hav.) hızını kaybedip düşmek üzere olmak
Genelçamur veya kara saplanıp durmak
Genel(k. dili) soruşturmadan kaçınmak
Geneltehir etmek
Genelvakit kazanmaya çalışmak.
Genelahırda tek at için yapılmış bölme
Genelküçük dükkân
Görsel




Tanım
•a tactic used to mislead or delay
•cause an engine to stop
Diğer Dillerde
Almancaanhalten, auf Zeit spielen, Bude, Duschkabine, hinhalten, Hinhalten
Rusçaгло́хнуть, душева́я каби́нка, каби́нка, кио́ск, ларёк, остана́вливаться
Arapçaبَسْطة, مُرَاح, مَعْلِف
Farsçaآخور
Felemenkçeafslaan, cabine, overtrekken
Yunancaαπώλεια άντωσης, κιόσκι μικροπωλητή
Ukraynacaдушова́ кабі́нка, кабі́нка, ларьо́к, прила́вок, сті́йло, хлів
Hintçeगुमटी
Fincealttari, estää, hidastaa, karsina, koju, laittaa talliin
Çekçepřetažení, stání
Macarcaakadályoz, akadozik, állás, átesés, átesik, bódé
İbraniceתָּא
Norveççefete opp, sette på stallen
Vietnamcagian hàng, quầy hàng, sạp hàng
Etimoloji
From Middle English stallen (“to abide, dwell, place in a location, stop, come to a standstill”), partly from Old French estaler, ultimately from the same origin as Etymology 1 (see above); and partly from Middle English stalle (“fixed position, stall”).
Kelime Ailesi
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Osmanlı durdu.
The Ottomans stalled.
Soruşturma durdu.
The investigation stalled.
Onlar oyalıyorlar.
They're stalling.
Zaman Duraklatıldı
Time Stalled
Biz çıkmaza girdik.
We're stalled.
John bir pazarcıdır.
John is a stallholder.
Sen motoru durdurdun.
You've stalled the engine.
Üç kez motoru durdurdu.
He stalled the engine three times.
Onlar neden duruyorlar?
Why are they stalling?
Tom oyalıyor, değil mi?
Tom is stalling, isn't he?
Peki niye oyalanıyordum?
So why was I stalling?
Duraklama zamanlayıcısı:
Stalled timer: