longing

/ˈlɒŋɪŋ/2 hece
C1 seviye
EN → TR
"longing" kelimesinin Türkçesi: hasret, özlem. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelhasret
Genelözlem

Tanım

•prolonged unfulfilled desire or need

Diğer Dillerde

Fransızcanostalgie
İspanyolcaanhelo, añoranza
Rusçaтоска́
Arapçaشَوْق
Farsçaسودا
Felemenkçeverlangen
Portekizcesaudade f for something absent only
Japonca切望, 憧れ
Korece갈망
İsveççelängtan
Çekçetesknění, touha
Rumencedor
Macarcavágyódás
İbraniceגַּעְגּוּעַ, כיסופים \ כִּסּוּפִים, כְּמִיהָה
Latincedēsīderium
Norveççelengsel
Bulgarcaкопнеж
Litvancailgesys
Letoncailgas, ilgošanās
Katalancaenyor, enyorança
Galiçyacaestranía, morriña, saudade, soidade
Galcehiraeth
İrlandacacumha
Arnavutçamall

Etimoloji

From Middle English longynge, langynge, langand, from Old English langiende, from Proto-Germanic *langōndz, present participle of Proto-Germanic *langōną (“to desire, long for”), equivalent to long + -ing (present participle ending).

Kelime Ailesi

longing mark

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Seni özlemiş
She's longing for you, so
"Uzun Yaşam Adası".
"Longing Peninsula".
Kent yaşamını özlüyor.
He is longing for city life.
Hala onlara özeniyor musun?
Still longing for them?
Biz barış için can atıyoruz.
We are longing for peace.
Ondan haber almaya özlüyordu.
She was longing to hear from him.
Tlaco, cinsel özlem tanrıçası.
Tlaco, goddess of sexual longing.
Dünya barışının özlemini çekiyoruz.
We are longing for world peace.
Onlar şehir hayatına can atıyorlar.
They are longing for city life.
10 Mayıs 1990), Sırp uzun atlayıcı.
10, 1990) The Labor of Longing.
Onlar birbirlerine özlemle baktılar.
They stared longingly at each other.
Çünkü durakları aklında tutamıyordu.
He could not understand the longings of her heart.