Ana içeriğe geç
Sözlük
/
belirmek

belirmek

/be.liɾˈmec/
verb
TR → EN
"belirmek" kelimesinin İngilizcesi: appear, evidence. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelappear
Genelevidence

Çekim Tablosu

Geniş zamanbeliremem
Şimdiki zamanbelirebiliyor
Gelecek zamanbelirecek
Geçmiş zamanbelirdi
Şartbeliremese
Gereklilikbelirememeli
Emirbelir

Tanım

•Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak; tezahür etmek
•Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak; tebellür etmek
•İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak; tebarüz etmek

Diğer Dillerde

to come up (of a subject or name in conversation, a difficulty in a project, etc.) · to turn up, to appear (in media, at some location, in some period of time, among a group of similar things, etc.) · to surface (from underwater)
çekim: geçmiş tauchte auf · ortaç aufgetaucht · şimdiki taucht auf · ulaç auftauchend
eş: Erscheinen, Kommen
zıt: abtauchen
köken: auf- + tauchen
aile: wiederauftauchen
Dieser Konsum ist wirklich riesig das heißt, dass der Wohlstand an sich schon ein Ziel darstellt. — R burada büyük harfle yazılmıştır. refahın başlı başına bir amaç olduğunu belirmektedir.
Die Frage tauchte nicht auf, als ich mit ihr redete.
Videos der mysteriösen Frau tauchten vor ein paar Tagen im Internet auf.
Solche Vorfälle werden in der Regel nicht gemeldet und tauchen nicht in der Kriminalitätsstatistik auf.
to appear (become visible) · to appear, to seem · to spawn
çekim: geçmiş apparu · ortaç apparu · şimdiki apparaît · ulaç apparaissant
köken: Inherited from Middle French apparoistre, from Old French aparoistre, from Late Latin appārēscere (“begin to appear”), from Latin appareō.
Il fonctionna au moins jusqu'au règne de Murad II (1421-1451). — Engüriye adı II. Murad (1421-1451) mangırlarında belirmektedir.
Dans la nuit, il vit un spectre apparaître.
Lorsque vous apparaissez séduisant, vous pouvez faire l’économie de la carotte et du bâton.
to appear, to turn up, to pop up, to come up
çekim: geçmiş aparecí · ortaç aparecido · şimdiki aparece
zıt: desaparecer
köken: Inherited from Late Latin appārēscere, inchoative of Latin appārēre (“to appear”).
aile: aparecimiento, desaparecer, reaparecer
Esa A es una A mayuscula, sugiriendo que la afluencia es un fin en si misma. — R burada büyük harfle yazılmıştır. refahın başlı başına bir amaç olduğunu belirmektedir.
apareció de la nada
İtalyancaapparire, evidenza, prova /ap.paˈri.re/
to appear · to seem, to look · to grow
çekim: geçmiş appàrso · ortaç appàrso · şimdiki appàre · ulaç apparènte
eş: affacciarsi, comparire, emergere, far capolino, farsi vedere, manifestarsi
zıt: sparire
köken: From Latin appārēre, from ad- + pāreō. Compare Sicilian appàrriri.
aile: riapparire, sparire
Quella R è una R maiuscola, il che suggerisce che l'abbondanza di averi sia essa stessa un fine. — R burada büyük harfle yazılmıştır. refahın başlı başına bir amaç olduğunu belirmektedir.
Rusçaвыясняться, показываться, обнаруживаться /vɨ(j)ɪsˈnʲat͡sːə/
to turn out, to come out, to be discovered, to become clear, to come to light · passive of выясня́ть (vyjasnjátʹ)
çekim: geçmiş выясня́вшийся · ortaç выясня́вшийся · şimdiki выясня́ется · ulaç выясня́ющийся
köken: выясня́ть (vyjasnjátʹ) + -ся (-sja)
Проблема в том, что А — это заглавная А, означающая, что благосостояние — самоцель. — R burada büyük harfle yazılmıştır. refahın başlı başına bir amaç olduğunu belirmektedir.
как вы́яснилось
Уве́рен, что в суде́ всё вы́яснится.
Arapçaبَدَا, بُرْهَان, دَلِيل, ظَهَرَ
هذه ال A هي A كبيرة وتعني أن الثراء هدف في حد ذاته — R burada büyük harfle yazılmıştır. refahın başlı başına bir amaç olduğunu belirmektedir.
Farsçaآشکارادن, اثبات, اثر, پدیدار شدن, دَلیل, سند /ʔis.ˈbaːt/
proof
köken: Borrowed from Arabic إِثْبَات (ʔiṯbāt).
aile: اثباتگرا, اثباتگرایی
Azericedəlil, isbat, şəhadət, sübut
proof · evidence · argument
çekim: çoğul dəlillər · tamlayan dəlilin
köken: From Arabic دَلِيل (dalīl).
aile: dəlilli, dəlilsiz
Kazakçaдәлел
proof, argument
çekim: çoğul дәлелдер · tamlayan дәлелдің
köken: From Persian دلیل, from Arabic دَلِيل (dalīl, “sign, indication, proof”).
aile: дәлелдеме, дәлелдеу, дәлелді, дәлелділік, дәлелдік, дәлелсіз, дәлелсіздік
Özbekçedalil, isbot
argument, proof
çekim: çoğul dalillar · tamlayan dalilning
köken: Borrowed from Arabic دَلِيل (dalīl).
Tatarcaдәлил
Felemenkçebewijs, bewijsmateriaal, blijken, haar opwachting maken, lijken, optreden (nötr) /bəˈʋɛi̯s/
proof · evidence · the totality of proof and/or evidence used to make a case; argumentation
çekim: çoğul bewijzen
köken: From Middle Dutch bewijs. Equivalent to a deverbal from bewijzen.
aile: bewijs uit het ongerijmde, bewijsexemplaar, bewijskracht, bewijsmateriaal, bewijsnummer, bewijsplaats, bewijsrecht, bewijsstuk, bewijsvoering, eerbewijs
De paartijd valt in Europa in de lente. — Bu tür özellikle Avrupa'da bahar aylarından belirmektedir.
Portekizceaparentar, evidência, semelhar, surgir /a.pa.ɾẽˈta(ʁ)/
to pretend, feign · to appear, seem
çekim: geçmiş aparentei · ortaç aparentado · şimdiki aparenta
köken: From aparente + -ar.
Que o A é um o A maiúsculo, sugerindo que a riqueza é um fim em si mesma. — R burada büyük harfle yazılmıştır. refahın başlı başına bir amaç olduğunu belirmektedir.
to prove, demonstrate
çekim: geçmiş απέδειξα · ortaç έχοντας αποδείξει · şimdiki αποδεικνύει · ulaç αποδεικνύοντας
eş: τεκμηριώνω
köken: From Ancient Greek ἀποδεικνύω and ἀποδείκνυμι (apodeíknumi). Morphologically, from απο- (“intensified”) + δεικνύω (“indicate”).
Αυτό το Α είναι ένα κεφαλαίο Α, υπονοώντας ότι η αφθονία αποτελεί αυτοσκοπό. — R burada büyük harfle yazılmıştır. refahın başlı başına bir amaç olduğunu belirmektedir.
Japonca...そう, ...ように見える, ...らしい, 思われる, 現れる, 証拠
to seem, to appear
köken: From the passive form of 思(おも)う (omou, “to think, to deem”).
「それはヨーロッパで春により似ています」。 — Bu tür özellikle Avrupa'da bahar aylarından belirmektedir.
また会いたいと思われる人
Korece나타나다, 증거 /na̠tʰa̠na̠da̠/
to appear, to become manifest
çekim: geçmiş 나타났다
eş: 드러나다
köken: First attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean 나다〮나다〮 (Yale: nàt-á nà-tá). Equivalent to 낟다〮 (Yale: nàt-tá, “to emerge, to appear”) + 나다〮 (Yale: nà-tá, “to exit”). As the former verb is now obsolete, the word has become monomorphemic.
자주 사용하게 될 다른 아이디어를 설명하겠습니다 — Size sıklıkla rastlayacağınız bir başka özelliği belirmek istiyorum. -
to prove (to demonstrate that something is true; to give proof for)
çekim: geçmiş bevisade · ortaç bevisad · ulaç bevisande
köken: be- + visa, like German beweisen
aile: motbevisa, överbevisa, vilket skulle bevisas
proof, piece of evidence (that which evinces the realness of something) · evidence (anything admitted by a court to prove or disprove alleged matters of fact in a trial) · evidentiary proceedings
çekim: çoğul dowody · tamlayan dowodu
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *de Proto-Balto-Slavic *da Proto-Slavic *do Proto-Slavic *do- Old Polish do- Proto-Indo-European *wedʰ- Proto-Balto-Slavic *wádīˀtei Proto-Slavic *vodìti Old Polish wodzić Old Polish dowodzićdeverb. Old Polish dowód Polish dowód Inherited from Old Polish dowód. By surface analysis, deverbal from dowodzić. Compare Kashubian dowód.
aile: dowód ontologiczny, dowód osobisty, dowód rzeczowy, dowód wdzięczności
Pokażę jeszcze jedno oznaczenie, które często zobaczycie. — Size sıklıkla rastlayacağınız bir başka özelliği belirmek istiyorum. -
Oto dowód na prawdziwość mojej teorii.
Oto dowód mojej niewinności..
Ten dokument to dowód że mam obywatelstwo polskie.
Ukraynacaввижатися, видаватися, виникати, виникнути, до́каз, з'яви́тися /ʋedɐˈʋatesʲɐ/
to appear
çekim: geçmiş видава́вшись · şimdiki видає́ться
köken: From видава́ти (vydaváty) + -ся (-sja)
to be seen
çekim: geçmiş दिखता · şimdiki दिखता है
köken: Hindi verb set दिखना (dikhnā) देखना (dekhnā) दिखाना (dikhānā) दिखवाना (dikhvānā) Intransitive form of देखना (dekhnā, “to see”).
to appear, show up, materialize, pop up · to show up, pop up, appear (to arrive, especially suddenly or erratically) · to emerge (to come into view)
çekim: geçmiş ilmestynyt · şimdiki ilmestyy · ulaç ilmestyvä
eş: tulla näkyviin
köken: ilme- + -styä
aile: ilmestyminen, ilmestys
Se ilmestyi puun takaa.
Yleensä hän ilmestyy paikalle, kun vähiten odotat.
Hatusta ilmestyi jänis.
Çekçedůkaz, objevit se, objevovat se, vypadat (eril) /ˈduːkas/
proof · evidence
çekim: çoğul důkazy · tamlayan důkazu
köken: Deverbal from dokázat.
aile: dokázaný, důkazní, důkazní břemeno
Ukážu ještě jednu věc, kterou uvidíte často. — Size sıklıkla rastlayacağınız bir başka özelliği belirmek istiyorum. -
důkaz Pythagorovy věty
listinné důkazy
věcné důkazy
Rumenceapărea, da impresia, dovadă, părea
to appear, show up, turn up, emerge
çekim: geçmiş apărut · ortaç apărut · şimdiki apare
köken: Borrowed from Latin apparēre (19th century), with conjugation based on părea (using the model of French apparaître and paraître; cf. also Spanish aparecer).
Acel A este A mare, sugerând că afluenţa este un scop în sine. — R burada büyük harfle yazılmıştır. refahın başlı başına bir amaç olduğunu belirmektedir.
Macarcabizonyít, bizonyíték, bűnjel, feltűnik, látszik, megjelenik /ˈbizoɲiːt/
to prove, certify · to prove oneself
çekim: geçmiş bizonyítottak
köken: From bizony (“certainly, surely”) + -ít (causative verb-forming suffix).
aile: bizonyítás, bizonyíték, bizonyítvány, rábizonyít, bebizonyít
İbraniceהופיע, הראה, לימד, נראה, רְאָיָה, ראיות /(h)oˈfia/
to appear
çekim: geçmiş הוֹפַעְתָּ
כש-ש' היא ש' מודגשת, דהיינו השפע הפך למטרה בפני עצמה. — R burada büyük harfle yazılmıştır. refahın başlı başına bir amaç olduğunu belirmektedir.
Latinceadpāreō, appareo, appāreō, argūmentum, compareo, compāreō /apˈpaː.re.oː/
to appear, be visible, come into sight · to be evident, clear or certain · to appear as servant or aid (a lictor, scribe, etc.), attend, wait upon, serve
çekim: ortaç appāritus · şimdiki appāret · ulaç appārēns
zıt: cēdō, concēdō, dēcēdō, excēdō, discēdō, lateō
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂éd Proto-Italic *ad Proto-Italic *ad- Latin ad- Latin pāreō Latin appāreō From ad- (“towards”) + pāreō (“be visible”).
aile: appārēns, appārentia, appārēscō, appāritiō, appāritor, appāritūra
Dancabevis, bevise, bevismateriale, forekomme, godtgøre, opstå
proof
çekim: çoğul beviser · tamlayan beviss
köken: be- + vis
aile: bevisførelse, bevismateriale
Norveççedukke opp, evidens, oppstå, vitne, vitneforklaring, vitneutsagn

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish بلرمك (belürmek), from Proto-Turkic *belgür-, from Proto-Turkic *bel-. Cognate with Bashkir билгереү (bilgerew), Chuvash палӑр (palăr).

Örnek Cümleler

The Bronze, Buffy dizisinin 144 bölümünün 66'sında belirmektedir.
The Bronze appears in 66 of the 144 episodes of Buffy.
Size sıklıkla rastlayacağınız bir başka özelliği belirmek istiyorum. -
I'll just throw out one other idea here that you'll often see.
R burada büyük harfle yazılmıştır. refahın başlı başına bir amaç olduğunu belirmektedir.
That A is a capital A, suggesting that affluence is an end in itself.
belirmek ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod