Ana içeriğe geç
Sözlük
/
balçık

balçık

/baɫˈt͡ʃɯk/
noun
TR → EN
↔ ters çevir
"balçık" kelimesinin İngilizcesi: slime, sludge, soft, bole, slime. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelslimenoun
Genelsludgenoun
Genelsoftnoun
Genelbole
Genelslime
Genelclay
Genelgook

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)balçığı
Yönelme (-e)balçığa
Bulunma (-de)balçıkta
Çıkma (-den)balçıktan
Tamlayan (-in)balçığın
Çoğul (-ler)balçıklar

Tanım

(mecaz) güçlük çıkartan
içinde çeşitli organik özdekler bulunan daha çok killi, koyu, yapışkan çamur, mil
içindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak
Kocaeli ili Gebze ilçesine bağlı bir köy
Sivas ili Akıncılar ilçesine bağlı bir köy
Güçlük çıkartan
İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak
İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan toprak ve su karışımı

Atasözü & Deyim

Güneş balçıkla sıvanmaz

Diğer Dillerde

AlmancaAsche, Lehm, leise, sanft, Ton, weich (dişil) /ˈaʃə/
ash; ashes · money
çekim: çoğul Aschen · tamlayan Aschen
eş: Völle, Geld, Moneten, Zaster
köken: From Middle High German asche, from Old High German asca, from Proto-West Germanic *askā, from Proto-Germanic *askǭ. Compare Low German Asch, Dutch as, English ash, Danish aske, Swedish aska.
aile: Aschenputtel, Aschenbrödel
Er kommt nur bis in die (unter)montane Höhenstufe vor.Kendisine dağın etrafını çeviren balçıktan dolayı ulaşılamaz.
Fransızcaargile (dişil) /aʁ.ʒil/
clay
çekim: çoğul argiles
köken: From Latin argilla.
aile: argile smectique, pieds d'argile
Par contre, elles connaissent à peu près la même prise de poids.Balçık sözcüğü ile yaklaşık aynı anlamlar taşır.
İspanyolcaalfar, arcilla, argilla, barro, blando, buro (eril) /alˈfaɾ/
clay · clay workshop
çekim: çoğul alfares
eş: alfahar, alfarería, alfarería, cerámica
köken: From Andalusian Arabic الْفَخَّار (al-faḵḵār), from Arabic فَخَّار (faḵḵār, “pottery”), from Aramaic פחרא / ܦܚܪܐ (paḵḵārā), from Akkadian 𒁃 (BAḪAR₂ /⁠paḫāru⁠/).
aile: alfarero
Tupâ había creado al mbyju'i (golondrina).Balçıktan insanı yaratan odur.
İtalyancacreta, dolce, morbida, morbido, soffice (dişil) /ˈkrɛ.ta/
Crete (an island of Greece)
çekim: çoğul crete
köken: From Latin Crēta.
Forse l'argilla fredda non gli bastava.Belki de soğuk balçık yetmemişti.
Rusçaглина (dişil) /ˈɡlʲinə/
clay
çekim: çoğul гли́ны · tamlayan гли́ны
köken: From Old East Slavic глина (glina), from Proto-Slavic *glina, from Proto-Balto-Slavic *gléiˀnāˀ, from Proto-Indo-European *gleh₁y-.
aile: глиноби́тный, глинозём, гли́няный, сугли́нок
Может быть, холодной глины было для него мало?Belki de soğuk balçık yetmemişti.
бе́лая гли́на
فالإنسان من خلق الله.Balçıktan insanı yaratan odur.
Farsçaساویز, ملایم, نرم /mu.laː.ˈjim/
mild (moderately warm, of temperature, weather)
köken: Borrowed from Arabic مُلَائِم (mulāʔim).
Azericegil, yumşaq
clay
çekim: çoğul gillər · tamlayan gilin
köken: From Persian گل (“clay”).
clay · mudbrick · wet mud
köken: Inherited from Proto-Turkic *balčïk (“mud”).
mud, sediment
çekim: çoğul loylar
köken: Inherited from Chagatai لای (lāy), from Classical Persian لای (lāy).
Felemenkçeklei, stil, week, zacht (dişil) /klɛi̯/
clay
köken: From Middle Dutch cleie, from Old Dutch *klei, from Proto-West Germanic *klaij, from Proto-Germanic *klajjaz, ultimately from Proto-Indo-European *gley- (“to glue, stick together”). Compare German Klei, English clay.
aile: boetseerklei, kleien, kleileem, kleitablet, papierklei, pijpklei, rivierklei, veenklei, zeeklei
Hout en holle boomstam was vroeger ook een veel gebruikt materiaal.Çünkü ağaç ve balçık yaygın olarak kullanılan malzemelerdi.
Portekizceargila, macio, saibro, suave (dişil) /aʁˈʒi.lɐ/
clay (mineral substance) · loam
çekim: çoğul argilas
köken: From Latin argilla, from Ancient Greek ἄργιλλος (árgillos).
É uma importante estância turística de verão.Balçık, önemli bir yaz turizmi merkezidir.
smooth, soft
çekim: karşılaştırma απαλότερος · üstünlük απαλότερος
köken: From Ancient Greek ἁπαλός (hapalós, “soft”).
Θόλοι και στοές είχαν εκτεταμένη χρήση.Çünkü ağaç ve balçık yaygın olarak kullanılan malzemelerdi.
Japonca柔らかい, 粘土 /ja̠β̞a̠ɾa̠ka̠i/
soft; pliable · open; flexible
zıt: 固い
köken: やわらか (yawaraka, “soft, gentle”, na-adjective) + い (-i, suffix forming adjectives).
覆い隠していたのは この緑の藻やヘドロですBu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan
そうして、自分の後脳の下に、暖かい柔らかい枕があった。
頭が柔らかい
Korece찰흙 /t͡ɕʰa̠ɾɣɯk̚/
clay
köken: Of native Korean origin. From 찰- (chal-, “sticky, gluey”) + 흙 (heuk, “dirt, soil”).
녹색 해조류 점액으로 뒤덮이고 있는Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan
İsveççelera, mjuk
mud, in particular relatively dry · clay
çekim: çoğul leror · tamlayan leras
köken: From Old Swedish ler, from Old Norse leir. Cognate with Old Norse leira, Icelandic leir, Danish ler and Norwegian Bokmål leire.
aile: blålera, lerig
Skogsmark, gärna fuktig.Kumlu, balçıklı toprakları sever.
Lehçecichy, glina, łagodny, miękki /ˈt͡ɕi.xɘ/
quiet, silent
çekim: karşılaştırma cichszy · üstünlük najcichszy
zıt: głośny
köken: Etymology tree Old Polish cich Polish cichy Inherited from Old Polish cich.
To on stworzył Robo-Małpy (gdy był jeszcze człowiekiem).Balçıktan insanı yaratan odur.
Ukraynacaм'яки́й
Але ж ми маємо область науки про слиз і зміни кольорів.Bilimin sümüksü balçık, renk değişimleri ile alakalı bir bir alanı var.
soft, delicate, tender, downy · flat
köken: Borrowed from Sanskrit कोमल (komala).
तुम्हारा हाथ बहुत कोमल है।
affectionate, fond, tender (loving, gentle, sweet) · gentle (soft and mild rather than hard or severe) · tender, sore (sensitive to touch)
çekim: karşılaştırma hellempi · üstünlük hellin
köken: From Proto-Finnic *hellä. Cognate to Estonian hell and Votic ellä.
aile: hellitä, helliä, hellyttää, hellyys, hellästi, hellätä, heltyä, hempeä, helläkätinen, helläluonteinen
Leveitä vöitä ja huiveja käytettiin usein koristeina.Çünkü ağaç ve balçık yaygın olarak kullanılan malzemelerdi.
Çekçehlína, jíl, měkký (dişil) /ˈɦliːna/
earth, soil · clay
çekim: çoğul hlíny · tamlayan hlíny
eş: zemina, půda, prsť, zem, jíl
köken: Inherited from Old Czech hlína, from Proto-Slavic *glina, from Proto-Balto-Slavic *gléiˀnāˀ, from Proto-Indo-European *gleh₁y-.
aile: hliněný, hlinitý, hliniště, hlinka
Jezírkem protéká potok Blatná.Dibi balçık olan gölde yüzmek tehlikelidir.
hlína je hnědá
keramická hlína
clay
çekim: çoğul argile · tamlayan argile
köken: Borrowed from French argile.
Orașul este un important magnet turistic în timpul verii.Balçık, önemli bir yaz turizmi merkezidir.
clay (a fine-grained natural soil material containing clay minerals)
çekim: çoğul agyagok
köken: Of unknown origin.
aile: agyagos, agyagáru, agyagásvány, agyagbánya, agyagbányászat, agyagcserép, agyagedény, agyagégető, agyagfajta, agyagfal
Hisz itt van nekünk ez a gumiszerűség, na meg a színváltók.Bilimin sümüksü balçık, renk değişimleri ile alakalı bir bir alanı var.
זה צולם בחוף בריטני, שהתכסה כולוBu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan
Latincelutum, mollis /ˈɫʊ.tũː/
soil, dirt, mire, mud · loam, clay
çekim: çoğul luta · tamlayan lutī
köken: From Proto-Indo-European *lew- (“dirt, mud”). Cognate with Old Irish loth (“mud”), Ancient Greek λῦμα (lûma, “dirt, filth”), Albanian lym (“mud”), Lithuanian liutýnas (“loam pit”).
aile: lustrum, lutāmentum, lutārius, Lutātius, lutēnsis, lutēscō, luteus, lutitō, lutō, lutōsus
Dancagrus, ler, sagte /ɡruːs/
gravel
çekim: tamlayan grus'
köken: From Middle Low German grus, ultimately related to Proto-Germanic *greutą (“grit”).
aile: kattegrus
Mørkt stof elsker mørkt stof.Kumlu, balçıklı toprakları sever.
I dag er Herføl et sommer- og turistsenter.Balçık, önemli bir yaz turizmi merkezidir.

Örnek Cümleler

Borudan yeşil balçık sızdı.
Green slime oozed out the pipe.
Balçıktan insanı yaratan odur.
He also created the method of creation by mingling.
Belki de soğuk balçık yetmemişti.
Perhaps cold clay wasn 't enough.
Borudan sızan yeşil balçık vardı.
There was green slime oozing out of the pipe.
Onları, balçıktan taşlarla taşladılar.
(While) you were pelting them with stones of porphyritic lava,
İnsanın yaratılışına balçıktan başladı.
And He originated the creation of man out of clay,
Sizi bir balçıktan yaratmış olan O'dur.
It is He who has created you from clay.
Biz, insanı özel bir balçıktan yarattık
We created man from the finest extract of clay,
Onları yapışkan bir balçıktan yarattık.
Indeed (man) We created from fermented clay.
Üstlerine balçıktan taşlar yağdırmak için.
So as to let loose clods of clay on them
İnsanı, kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattık.
Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
"Üzerlerine balçıktan taşlar göndermek için..."
So as to let loose clods of clay on them
balçık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod