Borudan sızan yeşil balçık vardı.There was green slime oozing out of the pipe.
Borudan yeşil balçık sızdı.Green slime oozed out the pipe.
Kendisine dağın etrafını çeviren balçıktan dolayı ulaşılamaz.Indeed, you will never tear the earth , and you will never reach the mountains in height.
"Biz insanı pişmiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık."Tumipampa Ayllu (Wayna Qhapaqpa panakan), the royal house of Wayna Qhapaq.
Yeryüzünü de Kingu'nun kanıyla yoğurup elde ettiği balçıktan ilk insanı meydana getirmiş.After he created the earth, he created women first, followed by men.
Adem sözcüğü ise yeri ve toprağı içerir (Adama: Balçık, çamur demektir.)The below minkisi are associated with the earth and waters on land.
Balçıktan insanı yaratan odur.He also created the method of creation by mingling.
Balçık kadısı iken akli dengesini yitirmiş ve 1591'de vefat etmiştir.Both her parents became ill from plague and died in 1509.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.This is from the coast of Brittany, which is being enveloped in this green, algal slime.
Bilimin sümüksü balçık, renk değişimleri ile alakalı bir bir alanı var.So we have this field of science that's all about slime, and color changes.
Belki de soğuk balçık yetmemişti.Perhaps cold clay wasn 't enough.
Lütfen anımsa, balçık gibi bana sen biçim verdin, Beni yine toprağa mı döndüreceksin?Remember, I beg you, that you have fashioned me as clay. Will you bring me into dust again?
Tanrının önünde ben de tıpkı senin gibiyim, Ben de balçıktan yaratıldım.Behold, I am toward God even as you are. I am also formed out of the clay.
Mühür basılan balçık gibi biçim değiştirir yeryüzü, Giysi kıvrımları gibi göze çarpar.It is changed as clay under the seal, and stands forth as a garment.
Andolsun biz insanı pişmemiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.And We turned the city upside down, and rained on them stones of hardened lava.
Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı.(While) you were pelting them with stones of porphyritic lava,
And olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.He created man of fermented clay dried tinkling hard like earthen ware,
O, ben ondan daha hayırlıyım dedi, beni ateşten halkettin, onu balçıktan yarattın."I am better than him," said he. "You created me from fire, and him from clay."
Andolsun ki biz Âdem'i, kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş balçıktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
Ülkelerinin altını üstüne getirdik, üstlerine balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.And We turned the city upside down, and rained on them stones of hardened lava.
Andolsun ki biz insanı, balçık mayasından yarattık.We created man from the finest extract of clay,
Şüphe yok ki biz, onları cıvık bir balçıktan yarattık.Indeed (man) We created from fermented clay.
Hani Rabbin, meleklere, ben balçıktan bir insan yaratacağım demişti de.When your Lord said to the angels: "I am going to create a man from clay;
O, ben demişti, ondan hayırlıyım, ateşten yarattın beni ve onuysa balçıktan halkettin.He said: "I am better than he. You created me from fire, and him from clay."
Üstlerine balçıktan taşlar yağdırmak için.So as to let loose clods of clay on them
İyice pişmiş gibi kupkuru balçıktan, insanı halketti.He created man of fermented clay dried tinkling hard like earthen ware,
Onları, balçıktan taşlarla taşladılar.(While) you were pelting them with stones of porphyritic lava,
Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
İnsanı, pişirilmiş çamur gibi kuru bir balçıktan yarattı.He created man of fermented clay dried tinkling hard like earthen ware,
Andolsun biz insanı, (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.And We turned the city upside down, and rained on them stones of hardened lava.
Allah insanı, pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.He created man of fermented clay dried tinkling hard like earthen ware,
Andolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
Allah insanı, pişmiş bir çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.He created man of fermented clay dried tinkling hard like earthen ware,
Biz insanı kara çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. [55,14-15; 6,2]Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
(İblis:) "Ben ondan daha iyiyim; Sen beni ateşten yarattın, onu ise balçıktan yarattın," dedi."I am better than him," said he. "You created me from fire, and him from clay."
İnsanı, kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
Biz, insanı özel bir balçıktan yarattıkWe created man from the finest extract of clay,
O yarattığı her şeyi mükemmel hale soktu. İnsanın yaratılışına balçıktan başladı.Who made all things He created excellent; and first fashioned man from clay,
Onları yapışkan bir balçıktan yarattık.Indeed (man) We created from fermented clay.
"Ben ondan daha üstünüm," dedi, "Beni ateşten yarattın, onu ise balçıktan yarattın."He said: "I am better than he. You created me from fire, and him from clay."
"Üzerlerine balçıktan taşlar göndermek için..."So as to let loose clods of clay on them
(İblis): "Ben bir çamurdan, değişken bir balçıktan yarattığın insana secde edemem!" dedi.Said he, 'I would never bow myself before a mortal whom Thou hast created of a clay of mud moulded.'
Kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş balçıktan yarattığın insana dedi, ben secde etmem.Said he, 'I would never bow myself before a mortal whom Thou hast created of a clay of mud moulded.'
Rabbin meleklere, "Kurumuş, yıllanmış balçıktan bir insan yaratacağım," demişti.And when thy Lord said to the angels, 'See, I am creating a mortal of a clay of mud moulded.
Dedi ki: "Kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattığın insana secde edecek değilim."Said he, 'I would never bow myself before a mortal whom Thou hast created of a clay of mud moulded.'
İnsanın yaratılışına balçıktan başladı.And He originated the creation of man out of clay,
Sizi bir balçıktan yaratmış olan O'dur. Sonra hüküm verip bir süre belirlemiştir.He it is Who has created you from clay, and then has decreed a stated term (for you to die).
O ki sizi balçıktan yarattı ve sonra yaşam süresi belirledi.He it is Who has created you from clay, and then has decreed a stated term (for you to die).
O ki sizi balçıktan yarattı ve sonra yaşam süresi belirledi. Belirlenmiş süre O'nun katındadır.It is He who created you from clay, then decided a term—a term determined by him.
'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım.And (remember) when thy Lord said unto the angels: Lo!
Sizi bir balçıktan yaratmış olan O'dur.It is He who has created you from clay.
Bölgenin toprağı çoğunlukla kalker, çakıllı, balçık ve yoğun çatlakkilden oluşur.The soil of the region is composed mainly of limestone, gravelly loam and dense cracking clay.
Burada bulunan toprak çakıllı killi balçıktan kalkerli tebeşirlere kadar değişir.The soil found here varies from pebbly clay loam to calcareous chalks.
Genellikle silttaşı, siltli torf veya balçıktan oluşurlar.They are usually composed of siltstone, silty peat or loam.
Filozof Anaksagoras da yaşamın karasal bir balçıktan ortaya çıktığına inanıyordu.The philosopher Anaxagoras, too, believed that life emerged from a terrestrial slime.
Kendisine dağın etrafını çeviren balçıktan dolayı ulaşılamaz.Er kommt nur bis in die (unter)montane Höhenstufe vor.