baharatlı

adj
C1 seviye
TR → EN
"baharatlı" kelimesinin İngilizcesi: spicy, savory , ing. savoury, spicy. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelspicyadj
Genelsavory , ing. savoury
Genelspicy

Görsel

Közlenmiş Baharatlı Mısır ve Baharatlı Çubuklar ile Sıcak Lezzet AnıBaharatlı Mısır Koçanları: Sıcak ve Baharatlı Sokak Lezzeti Tarif GörseliSarımsak ve baharatlı vejetaryen yemekDomateslu organik salata - taze baharatlı

Tanım

•içinde karabiber, karanfil, tarçın vb. maddeler bulunan, baharlı
•İçinde karabiber, karanfil, tarçın vb. maddeler bulunan

Diğer Dillerde

past participle of würzen
Falafel? BM: — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
Fransızcaépicé, pimenté, piquant /e.pi.se/
hot, spicy (having a spicy taste)
köken: From épicer.
Employé : Falafel ? — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
İspanyolcaalampante, aliñado, aromático, condimentado, picante, picoso /aliˈɲado/
spicy, spiced up · seasoned
zıt: desaliñado, soso
köken: From aliñar + -ado.
¿Falafel? BM: — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
İtalyancapiccante, speziato /pikˈkan.te/
spicy, hot, piquant (of food) · strong (of cheese) · risqué, titillating
çekim: üstünlük piccantissimo
eş: saporito, forte, pepato, intenso, stuzzicante, speziato
köken: Borrowed from Middle French, whence French piquant.
Falafel? BM: — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
Rusçaпряный /ˈprʲanɨj/
spicy (containing spice)
köken: Inherited from Old East Slavic пьпьрѧнъ (pĭpĭręnŭ, “peppery”), пьпьръ (pĭpĭrŭ, “pepper”) + -ѧнъ (-jęnŭ), from Proto-Slavic *pьpьrěnъ.
aile: пря́ничный, пря́ник, пря́ность
Фалафель? БМ: — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
Arapçaحار, حَار, حَارّ, حَرَّاق, حِرِّيف, مُتَبَّل /ħaːrr/
hot, burning
çekim: geçmiş حُرْتُ
zıt: بَارِد
köken: Derived from the active participle of حَرَّ (ḥarra, “to be hot”). Compare Hebrew חריף (kharíf).
سمك صبّار الفلفل الحار كان عظيم — Baharatlı kalamar harikaydı...
Azericeədviyyatlı, ədviyyəli, tünd /ædvijæˈli/
spicy, hot (of food)
çekim: karşılaştırma daha ədviyyəli · üstünlük ən ədviyyəli
köken: From ədviyyə + -li.
Kazakçaащы
Özbekçeachchiq, oʻtkir
bitter
çekim: karşılaştırma achchiqroq · üstünlük eng achchiq
past participle of kruiden
Falafel? BM: — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
Portekizceapimentado, temperado /a.pi.mẽˈta.du/
seasoned with pepper · lustful (driven by lust)
çekim: karşılaştırma mais apimentado · üstünlük o mais apimentado
eş: acerbo, acre, amargo, azedo, picante
Pulau simples - um simples prato de arroz apimentado. — Sade Pilav- basit baharatlı bir pilav.
sharp, tart, tangy (taste, odour)
Η ψαρόσουπα είναι έτοιμη! — Baharatlı balık çorbası hazır!
Japoncaスパイシー, とげのある, 刺激的な, 辛い, 辛口の /sɨpa̠iɕiː/
spicy
köken: Borrowed from English spicy
中華料理は大嫌い。 — Baharatlı Çin yemeği sever.
Korece맵다 /mɛp̚t͈a̠/
spicy, hot (usually of food)
köken: First attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean ᄆᆡᆸ다〮 (Yale: mòyptá).
매운탕 다됬어요!. — Baharatlı balık çorbası hazır!
spicy
çekim: karşılaştırma kryddigare · üstünlük kryddigast
köken: krydda (“spice”) + -ig (“-y”). Attested since 1813.
aile: kryddighet
Chili bläckfisk var stor... — Baharatlı kalamar harikaydı...
en kryddig currygryta
en kryddig doft
Lehçeostry, pikantny /ˈɔ.strɘ/
sharp (able to cut easily) · hot, spicy · acute (less than ninety degrees)
çekim: karşılaştırma ostrzejszy · üstünlük najostrzejszy
eş: pikantny, przenikliwy, wyrazisty
zıt: tępy, gruby, niski
köken: Inherited from Proto-Slavic *ostrъ, from Proto-Balto-Slavic *aśras, from Proto-Indo-European *h₂eḱrós, from *h₂eḱ-.
aile: akcent ostry, ostrość, ostrowidz, ostrzałka, ostrze, ostrzeń, ostrzyć
"Falafel?" BM: "Niech się zastanowię. — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
Ukraynacaго́стрий, пря́ний
"Фалафель?" Б.М.: — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
Hintçeतीखा, मसालेदार /t̪iː.kʰɑː/
pungent, strong (having a strong, often acidic, odor) · spicy, hot · sharp, piercing
köken: Etymology tree Old Hindi तीषा (tīṣā /⁠tīkhā⁠/) Hindi तीखा Inherited from Old Hindi तीषा (tīṣā /⁠tīkhā⁠/). Doublet of तीक्ष्ण (tīkṣṇa) and तीखन (tīkhan). Cognate with Assamese তীখা (tikha), Konkani तीख (tīkh). Related to तिक्त (tikt, “bitter, sharp”), तीत (tīt, “sharp”).
aile: तीखापन
यह पनीर बहुत तीखा है, मेरी नाक इसीलिए बंद हो गई है।
spicy, savoury
çekim: karşılaştırma mausteisempi · üstünlük mausteisin
köken: mauste + -inen
aile: mausteisesti, mausteisuus
Tom pitää mausteisesta ruoasta. — Tom baharatlı yiyecek seviyor.
Çekçeostrý, pikantní /ˈostriː/
sharp (able to cut easily) · hot (of food and spice) · strict (of an inequality, such that it rules out the possibility of equality)
çekim: karşılaştırma ostřejší · üstünlük nejostřejší
eş: nabroušený, špičatý, zaostřený, zahrocený, zašpičatělý, hrotitý
zıt: tupý, jemný, neostrý
köken: Inherited from Old Czech ostrý, from Proto-Slavic *ostrъ, from Proto-Balto-Slavic *aśras, from Proto-Indo-European *h₂eḱrós.
Falafel? BM: — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
seasoned
köken: Past participle of asezona.
BM: Ia să văd. — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
a surname
çekim: karşılaştırma borsosabb · üstünlük legborsosabb
köken: bors + -os
aile: Borsosék
Kész a fűszeres hal leves! — Baharatlı balık çorbası hazır!
İbraniceחריף, חָרִיף, מתובל /χaˈʁif/
spicy (of food) · sharp, harsh, sharply critical (of criticism, or of text)
köken: Possibly a borrowing from Aramaic. Compare also Arabic حريف and Proto-Semitic *x̣arb-.
aile: חֲרִיפוּת, מַשְׁקֶה חָרִיף
אי בודד עם עצי ער גדולים — Bir çöl adası baharatlı ağaçlardan
Latinceacutus /aˈkuː.tʊs/
sharpened, made sharp, sharp, having been sharpened · spicy · subtle
zıt: hebes, retūsus
köken: Perfect passive participle of acuō (“sharpen, make sharp”).
aile: accentus acūtus, acūtulus, *acūtiāre
acūta distīnctiō
Dancakrydret, pikant, stærk
strong · hot, spicy · strong (inflected strongly)
çekim: karşılaştırma stærkere · üstünlük stærkest
zıt: svag
köken: From Old Norse starkr, from Proto-Germanic *starkuz, from Proto-Indo-European *sterg-.
aile: bibelstærk, bindstærk, bomstærk, farvestærk, kapitalstærk, karakterstærk, knokkelstærk, købestærk, lysstærk, motorstærk
Mm, lugten af lejrbål, som bliver siddende i håret. mand: — Saçında kalan kamp ateşi kokusu. Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.
Norveççesterk
I tillegg til den slimløsende egenskapen virker også planten vanndrivende, blodrensende og hudrensende. — Baharatlı karakterinin yanı sıra yumuşak içimli ve acılığı düşüktür.
Endonezcepedas /ˈpədas/
spicy
köken: From Malay pedas.
Cumi-cumi cabai itu hebat ... — Baharatlı kalamar harikaydı...
Vietnamcacay, có gia vị /kaj˧˧/
burning · pungent (having a strong odor that stings the nose) · burning; intense; inflaming
köken: Cognate with Tho [Cuối Chăm] kal¹.
aile: cay cú, cay đắng, cay độc, cay lè, cay nghiệt, cay nóng, cay nồng, cay sè, chua cay, đắng cay
Falafel? BM: — Baharatlı nohut ezmesi?BM:
có vị cay
có mùi cay
cay mắt

Etimoloji

From baharat + -li.

Örnek Cümleler

Yemek baharatlı.
The food is spicy.
Bu baharatlı mı?
Is it spicy?
Çok baharatlı mı?
Is it too spicy?
Çok baharatlı değil.
Not too spicy.
Bu çorba çok baharatlı.
This soup is too spicy.
Baharatlı puding nasıl?
How's the spice pudding?
Dikkatli ol. Baharatlı.
Be careful. It's spicy.
Baharatlı puding nasıldı?
How was the spice pudding?
Baharatlı nohut ezmesi?BM:
Falafel?BM:
Benim için fazla baharatlı.
It's too spicy for me.
Dikkatli ol. Çok baharatlı.
Be careful. It's very spicy.
Fazla baharatlı değil mi o?
It's not too spicy?
baharatlı ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Geneldeviled egg