azık

/aˈzɯk/
noun
TR → EN
"azık" kelimesinin İngilizcesi: subsistence, viaticum, food, food, daily bread. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsubsistencenoun
Genelviaticum
Genelfood
Genelfood
Geneldaily breadnoun

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)azığı
Yönelme (-e)azığa
Bulunma (-de)azıkta
Çıkma (-den)azıktan
Tamlayan (-in)azığın
Çoğul (-ler)azıklar

Tanım

•gereken yiyecek ve içecek şeyler, nevale

Atasözü & Deyim

“Azıksız yola çıkanın gözü el torbasında kalır”

Diğer Dillerde

to get along · to be able to get by · to be fitting or convenient
çekim: geçmiş kam aus · ortaç ausgekommen · şimdiki kommt aus · ulaç auskommend
eş: ausreichen, hinkommen, reichen, zurechtkommen, arrangieren, verstehen
köken: aus- + kommen. For the western German sense compare Dutch uitkomen.
Über Käsu Hans (oder Hans Kes) ist wenig bekannt. — Aznıç veya Azıtkı (Azıktı) olarak da bilinir.
Ich komme gut mit meinen Kollegen aus.
Wir kommen mit den Zutaten aus, die wir haben.
Sie kommt ohne Sport nicht aus.
Eumolpe, écrivain, insecte nuisible.
İspanyolcaalimento, comida, conducho (disused), gueish, jama, manduca (eril) /aliˈmento/
food (solid substance that can be consumed) · nourishment · alimony, maintenance
çekim: çoğul alimentos
eş: comida, alimentación, sustento, pan, comestible
köken: Borrowed from Latin alimentum. Cognate with English aliment.
aile: alimentar, alimenticio, alimentoso, banco de alimentos, frutos por alimentos, procesador de alimentos
A veces se llama a esto piccolo latte. — Bu omaca azık yemeği de denir.
İtalyancacibo, nutrimento, vitto (eril) /ˈt͡ʃi.bo/
food
çekim: çoğul cibi
eş: alimento, nutrimento, alimenti, sostentamento, vivande, vettovaglie
köken: Learned borrowing from Latin cibus. Contrast Portuguese cevo and Spanish cebo (“bait”).
Se Mario salta su quelle tartarughe, esse esplodono dopo pochissimi secondi. — Burası bataklık olduğundan sivrisinekler çok fazladır, bir süre sonra azıkları biter.
Rusçaпровиант (eril) /prəvʲɪˈant/
food, provisions, victuals
çekim: tamlayan провиа́нта
eş: продовольствие, провизия
köken: Borrowed from German Proviant.
aile: провиа́нтский
Так и сделали сыны Израилевы. И дал им Иосиф колесницы по приказанию фараона, и дал им путевой запас, — İsrailin oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi.
Arapçaأَكْل, طَعَام, غِذَاء, كَفَاف
ففعل بنو اسرائيل هكذا. واعطاهم يوسف عجلات بحسب امر فرعون. واعطاهم زادا للطريق. — İsrailin oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi.
Azericeərzaq, qida, yemək /ærˈzɑχ/
food (supply); foodstuffs, provisions, rations
çekim: çoğul ərzaqlar
köken: From Arabic أَرْزَاق (ʔarzāq), plural of Arabic رِزْق (rizq). Ultimately from Middle Persian 𐭫𐭥𐭰𐭩𐭪 (rōzīg, “sustenance, daily bread”). Compare Turkish erzak.
ərzaq mağazası
ərzaq məhsulları
ərzaq təhlükəsizliyi
Kazakçaас, тағам, тамақ
food
köken: From Classical Persian طَعَام (ta'ām), from Arabic طَعَام (ṭaʕām, “food”).
aile: тағамдас, тағамдық, тағамхана
Özbekçeosh, ovqat, oziq, ozuqa, taom, yemak
food · pilaf
çekim: çoğul oshlar
köken: Borrowed from Classical Persian آش (āš).
Tatarcaазык, азык-төлек, аш, аш-су, ашамлык, нигъмәт
food
köken: From Proto-Turkic *āzuk. Cognate to Bashkir аҙыҡ (aźıq), etc.
Felemenkçerantsoen (nötr) /rɑntˈsun/
ration
çekim: çoğul rantsoenen
köken: From French ration, from Latin ratiō, ratiōnem. Doublet of ratio.
aile: rantsoeneren
Buitendien is er weinig bekend over hem of zijn lotgevallen — Aznıç veya Azıtkı (Azıktı) olarak da bilinir.
Portekizcesubsistência (dişil) /sub.sisˈtẽ.si.ɐ/
subsistence
çekim: çoğul subsistências
köken: From Latin subsistentia.
food, nourishment
çekim: çoğul τροφές · tamlayan τροφής
köken: Inherited from Ancient Greek τροφή (trophḗ).
and less formal φαΐ n (faḯ)
Japonca食べ物, 食品, 食料, 食物 /ta̠be̞mo̞no̞/
food in general; provisions · a specific food · one's diet, what one eats
eş: 食み物, 食い物, 食らい物, 食し物, 食物, ご飯
köken: Compound of 食(た)べ (tabe, “eating”, 連(れん)用(よう)形(けい) (ren'yōkei, “stem or continuative form”) of the verb 食(た)べる (taberu, “to eat”)) + 物(もの) (-mono, “thing”).
aile: 食べ物屋
食べ物は十分ある
この食べ物はどうやって調理しますか。
食べ物にはうるさい
Korece먹을 것, 먹이, 식량, 식품, 음식, 진지 /mʌ̹ɡi/
food (often of animals); feed · fodder
köken: 먹— (meok-, “to eat”) + -이 (-i, noun-deriving suffix).
이스라엘의 아들들이 그대로 할새 요셉이 바로의 명대로 그들에게로 수레를 주고 길 양식을 주며 — İsrailin oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi.
food; sustenance
çekim: tamlayan födas
köken: From Old Norse fœða, fœði (“food”), from Proto-Germanic *fōdijô, *fōdô, from Proto-Indo-European *peh₂-. Cognate with Danish føde, Icelandic fæða, English food.
Israels söner gjorde så, och Josef gav dem vagnar, efter Faraos befallning, och gav dem kost för resan. — İsrailin oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi.
Är han gammal nog att äta fast föda än?
food
çekim: çoğul jadła · tamlayan jadła
eş: jedzenie
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₁ed- Proto-Indo-European *h₁édti Proto-Balto-Slavic *ḗˀstei Proto-Slavic *ěsti Proto-Slavic *-lo Proto-Slavic *ědlo Polish jadło Inherited from Proto-Slavic *ědlo. By surface analysis, jeść + -dło.
aile: jadłospis, jadłowstręt
Ukraynacaї́дло, ї́жа, харч, харчі́, харчува́ння /xart͡ʃ/
food, grub
çekim: çoğul харчі́ · tamlayan ха́рчу
köken: Inherited from Old East Slavic харчь (xarčĭ), from Arabic خَرْج (ḵarj, “expenditure, outlay, expense, costs”), via a Turkic language: compare Turkish harç, Azerbaijani xərc.
aile: харчува́ти, харчува́тися, харчува́ння
Hintçeआजीविका, खाना, गिजा, ग़िज़ा, जीविका, भोजन (dişil) /ɑː.d͡ʒiː.ʋɪ.kɑː/
livelihood, sustenance
çekim: çoğul आजीविकाएँ
köken: Borrowed from Sanskrit आजीविका (ājīvikā).
मज़दूर रोज़ कारख़ाने जाकर आजीविका कमाता था।
horse feed · food
çekim: çoğul appeet · tamlayan appeen
köken: From Proto-Finnic *ap'ëk. Equivalent to appaa + -e
aile: apevaunu
Israelin pojat tekivät niin, ja Joosef antoi heille vaunuja faraon käskyn mukaan sekä evästä matkaa varten. — İsrailin oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi.
Çekçejídlo, obživa, potrava, žrádlo (nötr) /ˈjiːdlo/
meal · eating · food
çekim: çoğul jídla · tamlayan jídla
eş: krmě, strava, dlabanec, bašta, pošušňáníčko, žvanec
köken: Inherited from Old Czech jiedlo, from Proto-Slavic *ědlo. By surface analysis, jíst + -dlo.
aile: jídelna, jídelní, jídelní lístek, jídelníček, jídlonosič, jídlonoš
I učinili tak synové Izraelovi. A dal jim Jozef vozy podlé rozkázaní Faraonova; dal také jim pokrmy na cestu. — İsrailin oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi.
Rumencealimentare, hrană, mâncare, mijloace de trai, nutriție, subzistență (dişil)
feeding
çekim: çoğul alimentări · tamlayan alimentări
köken: From alimenta + -re.
Fiii lui Israel au făcut aşa. Iosif le -a dat cară, după porunca lui Faraon; le -a dat şi merinde pentru drum. — İsrailin oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi.
food, provisions
çekim: çoğul élelmek
köken: él (“to live, to be alive”) + -elem (noun-forming suffix)
aile: élelmes, élelmez, élelmi, élelemadag, élelemellátás, élelemforrás, élelemgyűjtés, élelemhiány, élelemkeresés, élelemkészlet
İbraniceאֹכֶל, מָזוֹן
ויעשו כן בני ישראל ויתן להם יוסף עגלות על פי פרעה ויתן להם צדה לדרך׃ — İsrailin oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi.
Latincealimentum, cibaria, cibus, esca, pābulum, pulmentum /a.lɪˈmɛn.tũː/
food, nourishment, nutriment, sustenance, provisions · obligation to one's parents
çekim: çoğul alimenta · tamlayan alimentī
köken: Derived from alō (“to nourish, sustain”) + -mentum (“instrument, medium”).
prīma Cerēs homine ad meliōra alimenta vocātō
neque enim hac nos patria lege genuit aut educavit, ut nulla quasi alimenta exspectaret a nobis
Dancaføde, mad, næring (nötr) /føːðə/
food · nourishment · diet
çekim: geçmiş fødte · ortaç født · ulaç fødende
köken: From Old Danish føthæ, from Old Norse fœða f, from Proto-Germanic *fōdijǭ, which is only found in North Germanic. Related words are *fōdīniz (in Middle Low German vōde, Middle High German vüete, Gothic 𐍆𐍉𐌳𐌴𐌹𐌽𐍃 (fōdeins)) and *fōdô (in English food).
aile: fødeby, fødedygtig, fødegang, fødehjem, fødeklinik, fødested, fødestue, fødsel, førstegangsfødende, ufødt
Det gjorde Israels Sønner så. Og efter Faraos Bud gav Josef dem Vogne og Rejsekost med; — İsrailin oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi.
Endonezcemakanan, pangan /maˈkanan/
food, meal
çekim: çoğul makanan-makanan
köken: Inherited from Malay makanan. By surface analysis, makan (“to eat”) + -an.
aile: makanan anjing, makanan burung, makanan ikan, makanan kelinci, makanan kucing, makanan sampah, makanan siap saji, makananan cepat saji
Makanan Holat ini terbilang langka. — Bu omaca azık yemeği de denir.
Vietnamcađồ ăn, thức ăn, thực phẩm /ʔɗo˨˩ ʔan˧˧/
food
köken: đồ + ăn.

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish آزیق (azık), from Proto-Common Turkic *āzuk, itself from Sogdian 𐼰𐼹𐼴𐼸 (ʾδwk /⁠āδūk⁠/, “grain, crop”). Cognate with Salar asuq, azuq, Kazakh азық (azyq, “food”).

Örnek Cümleler

Azık edinin.
Supply yourselves for the journey.
Kendinize azık edinin.
And whatever good you do, (be sure) Allah knows it.
Ahiret için) azık edinin.
And whatever good you do, (be sure) Allah knows it.
(Ey müminler! Ahiret için) azık edinin.
Allah is Aware of whatever good you do.
Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır.
Provide for the journey, and the best of provisions is piety.
İyilik olarak yaptığınızı Allah bilir. Azık edinin.
Whatever good you do, God knows it.
Azık edinin. Hiç kuşkusuz azığın en güzeli takvadır.
Provide for the journey, and the best of provisions is piety.
Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur.
Supply yourselves for the journey.
Şüphe yok ki azıkların hayırlısı da sakınıp çekinmedir.
The best supply is piety.
Ahiret için) azık edinin. Bilin ki azığın en hayırlısı takvadır.
Provide for the journey, and the best of provisions is piety.
Azerbaycan Milli Tarih müzesinde yer alan Azıkantrop'un alt çenesi
Lower jaw of Azykhantrop in Azerbaijan National History museum
Azıklanın ve bilin ki azığın en hayırlısı kötülüklerden korunmadır.
Provide for the journey, and the best of provisions is piety.
azık ile daha fazla örnek cümle →