şaşırtmak
verb
C2 seviye
TR → EN
"şaşırtmak" kelimesinin İngilizcesi: fluster, addle, amaze, astonish, baffle. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelfluster
Geneladdle
Genelamaze
Genelastonish
Genelbaffle
Genelbefog
Genelbowl
Genelconfound
Genelconfuse
Geneldiscompose
Geneldistract
Genelembarrass
Genelembrangle
Genelfuddle
Genelgravel
Genelintrigue
Genelmystify
Genelnonplus
Genelobfuscate
Genelperplex
Genelpose
Genelstagger
Genelstun
Genelsurprise
Geneltwist
Genelamaze
Genelconfound
Genelstupefy
Genelamaze
Genelconfound
Genelstupefy
Çekim Tablosu
Geniş zamanşaşırtamam
Şimdiki zamanşaşırtabiliyor
Gelecek zamanşaşırtacak
Geçmiş zamanşaşırtamadı
Şartşaşırtamasa
Gereklilikşaşırtamamalı
Emirşaşırt
Tanım
•daha iyi yetişmelerini sağlamak için ağaç fidanlarının veya çiçek fidelerinin yerlerini değiştirmek
•şaşırmasına sebep olmak
•şaşkınlaşmak, şaşmak
•yanıltmak
•Daha iyi yetişmelerini sağlamak için ağaç fidanlarının veya çiçek fidelerinin yerlerini değiştirmek
•Yanılmasına yol açmak
•Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek
Diğer Dillerde
AlmancaBowl, bowlen, Schale, Schüssel, überraschen, Überraschung (dişil) /boːl/
bowl (dish comprising a mix of different foods)
çekim: çoğul Bowls · tamlayan Bowls
köken: Borrowed from English bowl.
Das hat mich immer verwirrt. — Bu beni şaşırtmak için kullanılır.
Dass gekochte Quinoa sich prima mit einem Löffel Mandelmus verfeinern lässt und wie eine ordentliche vegane Bowl auszusehen hat.
Fransızcaétonner, faire une surprise à, surprendre, surprise /e.tɔ.ne/
to surprise
çekim: geçmiş étonné · ortaç étonné · şimdiki étonne · ulaç étonnant
eş: stupéfier, surprendre, trouer le cul
köken: From Middle French estonner, from Old French estoner (“to be dizzy due to a violent blow”), of obscure origin. Possibly from Old Frankish *stunōn (“to make a loud sound”), from Proto-Germanic *stunōną (“to make a sound, groan”), from Proto-Indo-European *(s)ten- (“to thunder, rustle, drone, groan”). Cognate with Old English stunian (“to crash, make a loud sound”) (see stun); or from a…
aile: tu m'étonnes
Je ne veux pas vous embrouiller. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
Ce qui m'étonne, c'est qu'il n'en dise rien.
bowl
çekim: çoğul bols
köken: Borrowed from English bowl.
No quiero confundirte. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
İtalyancaboccia, ciotola, fornello, meravigliare, scodella, sorprendere (dişil) /ˈbɔt.t͡ʃa/
bowl, bowling ball · flagon, decanter · tits, boobs, jugs
çekim: çoğul bocce
eş: vaso, testa, capo, bolla, sfera, biglia
köken: Etymology tree Pre-Greekbor.? Ancient Greek βοῦττις (boûttis)der. Byzantine Greek βούττια (boúttia)bor. Vulgar Latin *buttia Italian boccia Inherited from Vulgar Latin *buttia, borrowed from Byzantine Greek βούττια (boúttia, plural of βούττιον (boúttion)), from Ancient Greek βοῦττις (boûttis), possibly borrowed from Pre-Greek. See also bozza.
È difficile stupirci. — Bizi şaşırtmak zor.
Rusçaзаста́ть враспло́х, ми́ска, неожи́данность, пиа́ла, пло́шка, сюрпри́з
Любовью своей удивлял он людей. — Özgüveniyle insanları şaşırtmaktadır.
Arapçaبَاغَتَ, تَعَجُّب, دَهِشَ, دَهْشَة, زُبْدِيَّة, زِبْدِيَّة
لا أريد أن أحيركم — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
Farsçaتعجب ساختن, شگفتزده ساختن
Azericepiyalə, təəccüb, təəccübləndirmək
amazedness, amazement, surprise
çekim: çoğul təəccüblər · tamlayan təəccübün
köken: Borrowed from Arabic تَعَجُّب (taʕajjub).
aile: təəccübləndirmək, təəccüblənmək
Kazakçaкесе, табақ, тегене, тегеш, тостаған
plate
çekim: çoğul табақтар · tamlayan табақтың
köken: From Persian طبق, from Arabic طَبَق (ṭabaq, “plate”). Cognate with Bashkir табаҡ (tabaq, “bowl”), Kyrgyz табак (tabak, “plate”), Uzbek tovoq (“bowl”), etc.
aile: табақша
ағаш табақ
бір табақ ет
Özbekçepiyola, qadah
Felemenkçekom, schaal, verbazen, verbazing, verbijsteren, verbijstering (dişil) /kɔm/
bowl · basin · socket (hollow part in a bone)
çekim: çoğul kommen
köken: From Middle Dutch comme, from Old Dutch *kumb, from Frankish *kumb, from Proto-Germanic *kumbaz.
aile: bebouwde kom, dorpskom, spoelkom, uit de kom, vaartkom, waskom
Ik wil je niet verwarren. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
Portekizcebocha, estádio, fornilho, malga, surpreender, surpresa (dişil) /ˈbɔ.ʃɐ/
bocce · bocce ball
çekim: çoğul bochas
eş: bojeca, embocha, pinha, bochinha
köken: Etymology tree Pre-Greekbor.? Ancient Greek βοῦττις (boûttis)der. Byzantine Greek βούττια (boúttia)bor. Vulgar Latin *buttia Italian bocciabor. Portuguese bocha Borrowed from Italian boccia, from Vulgar Latin *buttia, borrowed from Byzantine Greek βούττια (boúttia, plural of βούττιον (boúttion)), from Ancient Greek βοῦττις (boûttis), possibly borrowed from Pre-Greek.
Não se preocupe se não estiver entendendo tudo. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
Yunancaαιφνιδιάζω, αιφνίδιος, γαβάθα, έκπληξη, εκπλήσσω, κάνω έκπληξη /efniðiˈazo/
to surprise · to take by surprise, take unawares
çekim: geçmiş αιφνιδίασα · ortaç έχοντας αιφνιδιάσει · şimdiki αιφνιδιάζει · ulaç αιφνιδιάζοντας
eş: ξαφνιάζω
Δε θέλω να σας μπερδέψω. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
a bowl
köken: Borrowed from English bowl.
あなたは、この1を置いて、それに2を足したら、 — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
bowl; vessel · caliber of a personality; one's capacity of forbearance
eş: 식기, 용기, 통, 병, 독
köken: First attested in the Worin cheon'gangjigok (月印千江之曲 / 월인천강지곡), 1449, as Middle Korean 그릇〮 (Yale: kùlús). Probably an ancient pre-Sino-Korean borrowing from Old Chinese 器 (OC *kʰrɯds, “utensil, ware”).
aile: 국그릇, 밥그릇
여러분들이 혼동하지 않으셨으면 해요 — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
밥 한 그릇
그릇에 담아!
İsveççeförvåna, förvåning, överraska, överraskning, överrasknings-
to astonish; to surprise
çekim: geçmiş förvånade · ortaç förvånad · ulaç förvånande
Jag vill inte förvirra dig. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
Lehçeczerpak, dziwić, misa, niespodzianka, zadziwić, zaskakiwać (eril) /ˈt͡ʂɛr.pak/
bucket, scoop (part of a piece of machinery that resembles a bucket) · dipper · dredge
çekim: çoğul czerpaki · tamlayan czerpaka
köken: Etymology tree Old Polish czyrpać, czyrzpać Polish czerpać Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂ Proto-Indo-European *-kos Proto-Indo-European *-eh₂kos Proto-Balto-Slavic *-āˀkas Proto-Slavic *-akъ Old Polish -ak Polish -ak Polish czerpak From czerpać + -ak.
Daj się zaskoczyć. — Şaşırtmak anlamı vardır.
czerpak do miodu
Ukraynacaдивува́ти, здивува́ння, здивува́ти, зчудува́ти, ку́лька, ку́ля
Основна діяльність присвячена проблемам позагалактичної астрономії. — Ancak hareketin yönü, gökbilimcileri şaşırtmaktadır.
surprise, amazement · wonder
çekim: çoğul आश्चर्यों
köken: Learned borrowing from Sanskrit आश्चर्य (āścarya).
aile: आश्चर्यजनक, आश्चर्यचकित
मुझे उसके ऐसा कहने पर आश्चर्य हुआ।
विक्टोरिया जलप्रपात विश्व के आश्चर्यों में से एक है।
Finceallas, areena, hämmästys, hämmästyttää, heittää, keilata /ˈɑlːɑs/
a closed body of water, e.g. a lagoon · reservoir (natural or artificial lake used as a source of water supply) · glacial basin (a broad and relatively shallow depression caused by glaciation)
çekim: çoğul altaat · tamlayan altaan
köken: From Proto-Finnic *aldas (compare Karelian allaš (“trough”)), derived from a root borrowed from Proto-Germanic *aldǭ (“trough”) (whence e.g. Norwegian olda and separately also aalto). The ending has probably been modified to -as by analogy with other Germanic loans (such as valas).
aile: allastaa, allikko, aaltoallas, allasalue, allasbaari, allaskaappi, allaskatto, allasosasto, allastelakka, huuhteluallas
Ja kysyin juuri teiltä, tuottajat tykkäävät todella pelata näiden loogikkojen kanssa. — Programın yapımcıları bu mantıkçıları şaşırtmak istiyorlar. -
Çekçemísa, miska, překvapení, překvapit, překvapovat (dişil) /ˈmiːsa/
bowl
çekim: çoğul mísy · tamlayan mísy
eş: miska, obložená mísa, studená mísa
köken: Inherited from Old Czech mísa, from Proto-Slavic *misa. Compare Russian миска (miska).
aile: miska, misník
Toto jsou desítky. nechci vám tím zamotat hlavu. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
Na stole je mísa s ovocem.
Rumenceblid, castron, surprinde, surprindere, surpriză (nötr)
dish, bowl, container or receptacle for food
çekim: çoğul blide · tamlayan blidului
köken: Borrowed from Old Church Slavonic блюдо (bljudo), from Proto-Slavic *bľudo.
Nu vreau să vă zăpăcesc. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
Macarcaámulat, megdöbbenés, meglep, meglepetés, meglepetésszerű, meglepődés /ˈaːmulɒt/
amazement, surprise, astonishment
çekim: çoğul ámulatok
köken: ámul + -at (noun-forming suffix)
aile: ámulatba ejt
Nem akarlak összezavarni.... — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
İbraniceהַפְתָּעָה, קְעָרָה
אני לא רוצה לבלבל אתכם. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
Latincecatinus, inopīnātum, stupefaciō, stupeō (eril) /kaˈtiː.nʊs/
a deep vessel for serving up or cooking food; a large bowl, dish, or plate
çekim: çoğul catīnī · tamlayan catīnī
köken: Possibly borrowed from a substrate language, or possibly from Proto-Indo-European *ket-. Compare Serbo-Croatian kòtac (“cattle-shed, weir”), Old English heaþor (“enclosure, jail”), Ancient Greek κοτύλη (kotúlē, “a cup, a pint”), Albanian thes (“bag, sack”).
aile: catillus
Dancaoverraske, overraskelse, overraskelses-, skål /ˈɒwɐˌʁɑsɡ̊ə/
surprise (cause (someone) to feel surprise)
çekim: geçmiş overraskede · ortaç overrasket · ulaç overraskende
köken: From German überraschen (“surprise”), from rasch (“quick”).
Forhåbentligt var det ikke for forvirrende. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
Norveççebolle, overrasknings-, overrumple, skjeblad, ta på sengen
Endonezcekejutan, mangkok, mangkuk, mengejutkan /kəˈd͡ʒutan/
shock, surprise
çekim: çoğul kejutan-kejutan
köken: Inherited from Malay kejutan. Equivalent to kejut + -an.
Saya tidak mau membuat kamu bingung. — Sizi şaşırtmak istemiyorum.
Etimoloji
From Ottoman Turkish شاشرتمق, equivalent to şaşır + -t (causative suffix).
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
afallamak
ağzı açık kalmak
ahmaklaşmak
alıklaşmak
bönleşmek
felfellemek
hayretlere düşmek
hayrette kalmak
şaşalamak
şaşırmak
şaşkınlaşmak
sersemlemek
Örnek Cümleler
Onu şaşırtmak zor.
It's hard to surprise him.
Sizi şaşırtmak zor.
It's hard to surprise you.
Bizi şaşırtmak zor.
It's hard to surprise us.
Beni şaşırtmak zor.
It's hard to surprise me.
Onları şaşırtmak zor.
It's hard to surprise them.
Onu şaşırtmak istedim.
I wanted to surprise him.
Tom'u şaşırtmak zordur.
It's hard to surprise Tom.
Onu şaşırtmak istemedim.
I didn't mean to confuse him.
Seni şaşırtmak istemedim.
I didn't want to surprise you.
Onları şaşırtmak istedim.
I wanted to surprise them.
Onu şaşırtmak için geldim.
I came to surprise them.
Tom Mary'yi şaşırtmak istemedi.
Tom didn't want to surprise Mary.
İlgili Sorular
14 Şubat'ta sevgilinizi şaşırtmak için hangi sürprizi hazırlamayı düşünüyorsunuz?
Birini ay ışığıyla (moon) şaşırtmak nerede ve kime en komik gelir?
Valentin gününde eşime ne yapabilirim? Bu yıl planlamayı hep o yapıyor, onu şaşırtmak istiyorum.
Ailesi de izleyecek bir ortamda, promda sevgilisini şaşırtmak için hangi nazik ve etkileyici fikirler var?