wrinkle
/ˈɹɪŋkl̩/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"wrinkle" kelimesinin Türkçesi: buruşuk, teknik, buruşturmak, buruşmak, kırışık.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelburuşuk
Genelteknik
Genelburuşturmak
Genelburuşmak
Genelkırışık.
Genelkırışıklık
Genelcilt kırışığı
Genel(k. dili) metot
Genelkırışmak. new wrinkle yeni uygulanan yöntem. wrinkly buruşuk
Görsel




Tanım
•a clever method of doing something (especially something new and different)
•become wrinkled or crumpled or creased
Diğer Dillerde
İspanyolcaajar, ajarse, arruga, arruga f ruga, arrugar, arrugarse
Rusçaморщи́на, мо́рщить, мо́рщиться, мять, скла́дка, смина́ть
Arapçaتَجَعُّد, جَعْدَة
Farsçaآژنگ, چروک
Kazakçaәжім
Özbekçeajin
Portekizceamassar
Japoncaしわが寄る, 皺ばむ
Korece주름지다
İsveççerynka, skrynkla, skrynkla sig
Lehçemarszczyć, marszczyć się, pomarszczyć, zmarszczka, zmarszczyć, zmarszczyć się
Ukraynacaзмо́ршка
Çekçevráska
Latincecaperrō, rūga
Endonezcekedut
Vietnamcanếp nhăn
Bulgarcaбръ́чка, гъ́нка, нагъвам, сбръчквам се, смачквам
Slovakçakrčiť, pokrčiť, vráskavieť, záhyb, zvráskavieť
Etimoloji
From Middle English wrynklen, wrinklen (“to wrinkle”), from Old English *wrinclian (attested in past participle ġewrinclod (“wrinkled, crooked, winding”)). Cognate with Middle Dutch wronckelen, wrinckelen (“to wind, wrap, meander”), modern dialectal Dutch wrinkelen (“to wrinkle”). Compare also Middle English runklen (“to wrinkle, become wrinkled”).
Örnek Cümleler
Gömleğin buruşuk.
Your shirt is wrinkled.
Kırışıklıkların var.
You've got wrinkles.
Tom burnunu kırıştırdı.
Tom wrinkled his nose.
O, kaşlarını kırıştırdı.
She wrinkled her brows.
Tom'un gömleği kırışmış.
Tom's shirt is wrinkled.
Gömleğin oldukça kırışık.
Your shirt is pretty wrinkled.
Mavi ceketi kirli ve buruşuktu.
His blue coat was dirty and wrinkled.
Tom'un gömleği kırış kırış olmuş.
Tom's shirt is wrinkled.
Onun kravatları her zaman buruşuk.
His ties were always wrinkled.
Bu kadar kasılma, yüzün kırışıyor.
Don't put too much strength in your face and relax those wrinkles too.
Onun pantolonlarının hepsi kırışık.
His slacks are all wrinkled.
Tom hoşnutsuzmuş gibi kaşını çattı.
Tom wrinkled his brow like he was displeased.