muddle

/ˈmʌdəl/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"muddle" kelimesinin Türkçesi: karıştırmak, becerememek, karışıklık, şaşkınlık, sersemlik. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelkarıştırmak
Genelbecerememek
Genelkarışıklık
Genelşaşkınlık
Genelsersemlik
Genelyüzüne gözüne bulaştırmak
Genelyanılmalara rağmen bir işten sıyrılıp çıkmak. muddle through ing. her şeye rağmen gemisini kurtarmak.
Genelkarışık şey
Genelkarmakarışık iş. muddle along veya on şöyle böyle geçinip gitmek

Görsel

Bu kadar kafa karıştırmak için ciddi emek lazım.

Tanım

•informal terms for a difficult situation
•mix up or confuse

Diğer Dillerde

Rusçaперепу́тать, путаница, спу́тать
Felemenkçedoor mekaar mengen, verwarren, warboel, wirwar
Portekizcebaralhar
Rumencea face confuz, încâlci, încurca
Macarcaelfecsérel, elherdál, elpazarol, fejébe száll, felfordulás, kótyagossá tesz
Bulgarcaбъркотия, миксирам, обърквам
Galiçyacaatrapallar, machucar
Oksitancaborramesclar, borrolament, borrolh, borrolís, desòrdre, enrambolhar

Etimoloji

From Middle English modelen (attested in present participle modeland (“wallowing”)), from Middle Dutch moddelen (“to make muddy”), from modde, mod (“mud”) (Modern Dutch modder). By surface analysis, mud + -le. Compare German Kuddelmuddel.

Kelime Ailesi

bemuddle
muddle along
muddle on
muddle the waters
muddle through
muddle up
muddle-headed
muddlebrained
muddled
muddledom
muddlehead
muddleheaded
muddlement
muddler
muddlesome
muddlingly
muddly
remuddle

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Ben bir karmaşanın ortasındayım.
I'm in the middle of a muddle.
Şimdi aklımı iyice karıştırmaya başladın işte!
Look here, you've managed to muddle me up completely!
Tom tatil planları üzerinde gerçek bir şaşkınlık içindeydi.
Tom was in a real muddle over his holiday plans.
Bu bir fırsatken ve aynı zamanda talihsizliktir." demiştir.
The result was a muddle as well as a missed opportunity."
Bizlerde tüm duyular ayrı, onlarda ise duyular karışmıştır.
In us, all the senses are distinct. These people muddle up their senses.
"A güzel geçinip gitmek slates'll deneme bitti! 'Alice düşündüm.
'A nice muddle their slates'll be in before the trial's over!' thought Alice.
Enerjik bir karmaşadır ancak İngiliz halkı tarafından hemen coşkuyla karşılanmıştır.
It was an energetic muddle, but it was at once greeted with enthusiasm by the British public.