lure

/l(j)ʊə/1 hece
B2 seviye
EN → TR
"lure" kelimesinin Türkçesi: tuzak, cezbetmek, cazibe, çığırtkan, câzibe. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneltuzak
Genelcezbetmek
Genelcazibe
Genelçığırtkan
Genelcâzibe
Genelkuş veya et gibi bir şey göstererek çağırmak (şahin)
Genelhayan veya balık tutmak için yem
Genelşahin veya atmacayı geri getirmek için gösterilen kuş veya ete benzer şey

Görsel

Fiber Işık Tuzaklarıyla Örülmüş Gizemli Kurbağa Dijital Sanat Eseri

Tanım

•provoke someone to do something through (often false or exaggerated) promises or persuasion
•something used to lure fish or other animals into danger so they can be trapped or killed

Atasözü & Deyim

“Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz”

Diğer Dillerde

Almancaanlocken, Anlockungsmittel, herlocken, Köder, ködern, locken
Fransızcaattirer (dans un piège), attrait, leurre, leurrer, séduire
İspanyolcaaliciente, cebo, curricán
Rusçaблесна́, завлека́ть, мани́ть, прима́нивать, прима́нка, соблазня́ть
Portekizceatrair, isca
Japonca誘い出す, 誘い込む, 誘惑する
İsveççebete, locka
Çekçelákadlo, návnada, třpytka, vějička
Latinceillecebra
Dancablink, lokke, lokkemad, lokkemiddel
Norveççeagn
Bulgarcaпримамвам, примамка, съблазнявам
Taycaล่อ
Katalancaesquer
Esperantologi
Makedoncaпри́мами

Etimoloji

From Anglo-Norman lure, from Old French loirre (Modern French leurre), from Frankish *lōþr, from Proto-Germanic *lōþr-, perhaps ultimately related to *laþō (“invitation, calling”), or from Proto-Indo-European *leh₂- (“to hide”). Compare English allure, also from Old French. Probably related to German Luder (“bait”).

Kelime Ailesi

gyplure
illure
luresome
Lurex
luringly
spoon lure

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Tom bir tuzağa çekildi.
Tom was lured into a trap.
Müzik herkesi cezbetti.
The music lured everyone.
Tom bizi bir tuzağa çekti.
Tom lured us into a trap.
Leyla, Sami'yi evine çekti.
Layla lured Sami to her house.
Altında balık oltaları var.
It's got these fishing lures on the bottom.
Müzik herkesin ilgisini çekti.
The music lured everyone.
O onu incik boncukla cezbetti.
He lured her with trinkets.
O onu kocasından uzaklaştırdı.
He lured her away from her husband.
Birini tavlamaya çalışmıyorsun.
You aren't trying to lure someone in.
Bu benim kullandığım optik bir yem.
This is an optical lure that I've used.
Başın sağolsun. Kaybın için üzüldüm.
He would lure the tears out of their hiding place.
Chalcomede, Morrheus'u savaştan çeker.
Chalcomede lures Morrheus out of the battle.