Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yılgın

yılgın

"yılgın" kelimesinin İngilizcesi: crestfallen, jaded. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcrestfallen
Geneljaded

Tanım

•bıkmış, usanmış
•Giresun ili Tirebolu ilçesine bağlı bir köy.
•morali bozulmuş, çökmüş
•yılmış, korkmuş olan
•Bıkmış; usanmış
•Morali bozulmuş; çökmüş
•Yılmış, korkmuş olan

Diğer Dillerde

past participle of abstumpfen
çekim: karşılaştırma abgestumpfter · üstünlük am abgestumpftesten
sondern heiliget den HERRN Zebaoth. Den lasset eure Furcht und Schrecken sein, — ‹‹Her Şeye Egemen RABbi kutsal sayın. Korkunuz, yılgınız Ondan olsun.
Krieg in der Ukraine – Sind wir abgestumpft? [title]
dejected, dispirited, demoralized
eş: épuisé, faible, fatigué, accablé, découragé, démoralisé
Nous espérions la paix, et il n`arrive rien d`heureux; Un temps de guérison, et voici la terreur! - — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
abject, discouraged
eş: vil, ruin, despreciable, abyecto, ignominioso, rastrero
aile: abatidamente
Esperamos paz, y no hay tal bien; tiempo de sanidad, y he aquí, terror — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
with one's head hung; crestfallen · headlong
köken: Literally, “at low head”.
Aspettavamo la pace, ma non c'è alcun bene; l'ora della salvezza, ed ecco il terrore» — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Ждем мира, а ничего доброго нет, – времени исцеления, и вот ужасы. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Arapçaمُنْهَك
انتظرنا السلام ولم يكن خير. وزمان الشفاء واذا رعب. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
voltooid deelwoord van afjakkeren
Wij verwachtten vrede, maar er kwam geen vrede; we hoopten op genezing, maar er was alleen diepe ellende." — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
having one’s head turned down due to sadness · crestfallen (sad because of a recent disappointment)
köken: Possibly from cabeça (“head”) + baixo (“low”) (compare Spanish cabizbajo).
Esperamos a paz, porém não chegou bem algum; e o tempo da cura, e eis o terror. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
[…] O mendigo continuou a caminhar cabisbaixo e murmurando alguma coisa, como orações”.
O médico regressou. Encontrou um Vespúcio cabisbaixo e vencido.
İsveççeblaserad, modfälld
blasé
Nej, HERREN Sebaot skolen I hålla helig; honom skolen I frukta, och för honom skolen I förskräckas. — ‹‹Her Şeye Egemen RABbi kutsal sayın. Korkunuz, yılgınız Ondan olsun.
concerned, crestfallen, distressed, upset, worried, worrying
çekim: karşılaştırma bardziej frasobliwy · üstünlük najbardziej frasobliwy
eş: zasmucony, smutny, posmutniały, przygaszony, minorowy, strapiony
zıt: niefrasobliwy
köken: Etymology tree Polish frasować Proto-Indo-European *-lós Proto-Slavic *-lъ Old Polish -ły Proto-Slavic *-ivъ Old Polish -iwy Old Polish -liwy Polish -liwy Polish frasobliwy From frasować + -liwy.
aile: frasobliwość
One nas wyrzucają. — Bu kadar yılgınlık yeter.
down, crestfallen (depressed)
köken: alla + päin (instructive plural)
"Odotetaan rauhaa, mutta hyvää ei tule, paranemisen aikaa, mutta katso, tulee peljästys! — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Çekçeskleslý, sklíčený /ˈskliːt͡ʃɛniː/
dispirited, dejected, gloomy, wretched
çekim: karşılaştırma sklíčenější · üstünlük nejsklíčenější
Dost bylo poraženectví. — Bu kadar yılgınlık yeter.
past participle of dezamăgi
köken: Past participle of dezamăgi.
Aşteptam pacea, şi nu vine nimic mai bun; o vreme de vindecare, şi iată groaza!`` - — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
third-person singular indicative past indefinite of csalódik
çekim: karşılaştırma csalódottabb · üstünlük legcsalódottabb
köken: csalódik + -ott
iért] békességre várni, holott nincs semmi jó; gyógyító idõre, holott ímé [itt] van az ijedelem. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
İbraniceעייף, שחוק /ʕijˈjip/
to tire, to exhaust · to bore
çekim: geçmiş עייפת
eş: הִתִּישׁ, קָרַע
köken: Participle of עייף / עִיֵּף.
aile: עייפות
קוה לשלום ואין טוב לעת מרפה והנה בעתה׃ — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Очаквахме мир, но никакво добро не дойде, - Време на изцеление, но, ето, смущение. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Galiçyacaderreado /dereˈaðʊ/
past participle of derrear
köken: From derrear + -ado.
O coxo e máis o manco e máis o corcovado foron á casa do tolleito a falar co derreado.
Esperantoelĉerpita, hardita, trivita /elt͡ʃerˈpita/
used up, exhausted; singular past passive participle of elĉerpi
köken: Etymology tree Esperanto el Esperanto el- Esperanto ĉerpita Esperanto elĉerpita From el- (“up”) + ĉerpita (“drawn”).
Tial ke mia patrino ekdormiĝis elĉerpita pro laceco
masculine singular adjectival participle of презасити (prezasiti)

Kelime Ailesi

Örnek Cümleler

Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
We looked for peace, but no good came; and for a time of healing, and behold, dismay!
‹‹Her Şeye Egemen RABbi kutsal sayın. Korkunuz, yılgınız Ondan olsun.
Sanctify the LORD of hosts himself; and let him be your fear, and let him be your dread.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.
But now it has come to you, and you faint. It touches you, and you are troubled.
Eğer onları sana çok gösterseydi, yılgınlığa düşer, işi kotarmada çekişmeye başlardınız.
Had He made them appear as many, you would have lost heart, and disputed in the matter.
Herhalde içlerinde 'dehşet ve yılgınlık uyandırma bakımından' siz, Allah'tan daha çetinsiniz.
Surely ye are more awful in their breasts than Allah.
yılgın ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod