Ana içeriğe geç
Sözlük
/
velayet

velayet

/ve.laːˈjet/
noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"velayet" kelimesinin İngilizcesi: custody, custody. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Hukukcustodynoun
Genelcustody

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)velayeti
Yönelme (-e)velayete
Bulunma (-de)velayette
Çıkma (-den)velayetten
Tamlayan (-in)velayetin
Çoğul (-ler)velayetler

Tanım

•isim, eskimiş: velilik
•otorite
•yetke

Diğer Dillerde

storage, retention, custody
çekim: çoğul Aufbewahrungen · tamlayan Aufbewahrungen
eş: Verwahrung, Lagerung
Nach langem Streit bekam Usher das Sorgerecht für die Kinder. — Çocukların velayet hakkını Usher kazandı.
Division territoriale et administrative de l’ordre des franciscains, dirigée par un custode.
La garde de l’enfant implique : — Çocuğun velayeti:
İspanyolcacustodia, patria potestad, tutela (dişil) /kusˈtodja/
custody · safekeeping
çekim: çoğul custodias
köken: Borrowed from Latin custōdia.
aile: custodia compartida, custodiar
Ejercer la patria potestad de un menor significa ocuparse de: — Çocuğun velayeti:
İtalyancaaffidamento (eril) /af.fi.daˈmen.to/
trust, confidence · reliability, dependability, trustworthiness · a bank's granting of a credit line to a customer
çekim: çoğul affidamenti
eş: custodia, consegna, fiducia, sicurezza, garanzia, serietà
köken: From affida(re) (“to entrust”) + -mento (“-ment”).
Ad Alfonso fu data la custodia dei loro figli. — Oğullarının velayeti Alfonsoya verildi.
quella ragazza non mi da affidamento
Rusçaвласть; авторитет, святость (dişil) /ˈsvʲatəsʲtʲ/
holiness, sanctity
çekim: tamlayan свя́тости
köken: свято́й (svjatój) + -ость (-ostʹ)
Опека над ребёнком означает: — Çocuğun velayeti:
الوصاية على الطفل تعني: — Çocuğun velayeti:
Azericeböyüklük
bigness · grandeur; greatness · seniority
çekim: çoğul böyüklüklər · tamlayan böyüklüyün
köken: From böyük + -lük.
böyüklük iddiası
Felemenkçehoederecht (nötr)
child custody, especially over a minor whose parents are separated
çekim: çoğul hoederechten
eş: recht van bewaring
zıt: omgangsrecht
köken: From hoede (“care, supervision”) + recht (“right”).
Hij werd opgevolgd door zijn zoon Alfons — Oğullarının velayeti Alfonsoya verildi.
Portekizcecustódia, guarda (dişil) /kusˈtɔ.d͡ʒi.ɐ/
custody · safekeeping · monstrance
çekim: çoğul custódias
köken: Learned borrowing from Latin custōdia. Doublet of Custóias.
Ele foi sucedido por seu sobrinho, Henry. — Anne yeğeni Henry'nin velayetini üzerine aldı.
Japonca保管, 拘留, 預かり, 養育権 /ho̞kã̠ɴ/
safekeeping, storage · custody
çekim: geçmiş 保管した
多項式 P の根体は必ずしも P の全ての根を含む(すなわち、KP において一次式の積に分解される)わけではない。 — Cevap : Her Fakih, ihtilaflara konu olmayacak hususlarda velayet sahibidir.
説明書はきちんと保管しておいてください。
机の鍵付きの引き出しに現金で裏金を保管していたと。
the state of being under arrest, detention
köken: Sino-Korean word from 拘留
aile: 구류하다, 구류되다
우왕 복위 사건 관련 인물. — Yani ortak velayet durumu söz konusu.
İsveççeförvar, vårdnad (nötr)
a state of being (safely) stored or put away somewhere (of things or people) · a location where people or things are (safely) put away or stored
çekim: çoğul förvars · tamlayan förvars
köken: Deverbal from förvara.
Vårdnaden om ett barn innebär — Çocuğun velayeti:
Diamanten är i säkert förvar
Inbrottstjuvarna sitter i förvar hos polisen
Migrationsverkets förvar
Lehçekustodia, opieka (dişil) /kusˈtɔ.dja/
custody (area under the jurisdiction of a custos) · pyx (container for consecrated bread)
çekim: çoğul kustodie · tamlayan kustodii
köken: Etymology tree Latin custōd- Proto-Indo-European *-yós Proto-Italic *-ios Old Latin -ios Latin -ius Latin -ia Latin cū̆stōdialbor. Polish kustodia Learned borrowing from Latin cū̆stōdia.
Traci również najlepszą przyjaciółkę. — En son çocuklarının velayetini de kaybeder.
Підозрює Френка у вбивстві племінника — Едді. — Anne yeğeni Henry'nin velayetini üzerine aldı.
custody, safekeeping, guardianship · preservation, protection, defense
çekim: çoğul अभिरक्षणों
köken: Borrowed from Sanskrit अभिरक्षण (abhirakṣaṇa). By surface analysis, अभि (abhi) + रक्षण (rakṣaṇ).
possession, holding · custody (temporary possession)
çekim: çoğul hallussapidot · tamlayan hallussapidon
köken: hallussa + pito
aile: hallussapitolupa, hallussapitorikos
Lapsen huolto tarkoittaa — Çocuğun velayeti:
Çekçekustodie, vazba (dişil) /ˈvazba/
bond · bond (a specific pattern of bricklaying) · coupling
çekim: çoğul vazby · tamlayan vazby
eş: spojení, obal, obálka, vázání, knihvazba, vztah
köken: From vázat + -ba.
aile: vazbový, vazební, vazebný, běhounová vazba, dopředná vazba, chemická vazba, iontová vazba, knižní vazba, kovalentní vazba, kovová vazba
Během obléhání mu Elvíra porodila syna Alfonse. — Oğullarının velayeti Alfonsoya verildi.
Rumencearest, păstrare, reținere (nötr)
arrest
çekim: çoğul aresturi · tamlayan arestului
köken: Based on French arrêt, or borrowed from Italian arresto, German Arrest.
supervision, control, charge
çekim: çoğul felügyeletek
köken: felügyel + -et (noun-forming suffix)
aile: felügyeleti
Tizennyolc éves koromra anyám remek gyámkodása nyomán tehát, ahogy sejthetik, dacos feminista lettem. — 18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.
szülői felügyelet
İbraniceמשמורת
בגיל שמונה עשרה, תחת חסותה הנהדרת של אימי, הפכתי עד מהרה, כפי שאתם יכולים לצפות, — 18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.
Latincecustōdia
Dancaforældremyndighed, varetægt /ˈʋɑːɑˌtˢɛɡ̊d̥/
care, custody, charge
çekim: tamlayan varetægts
köken: From vare (“care”) + -tægt (“taking”), compare varetage.
Derudover vil han heller ikke gå fra sin kone (selv om de senere bliver skilt) og sine to døtre. — Eşinden boşanmıştır ve kızının velayetini paylaşmaktadır.
De krangler, men blir avbrutt av sønnen Michael. — Michael'dan boşanır, ama çocukların velayetini alamadığı için üzgündür.
Endonezcehak asuh, kustodi
Ia bahkan kabarnya akan segera bercerai dari Richa, padahal saat ini istrinya tengah mengandung anaknya. — Eşinden boşanmıştır ve kızının velayetini paylaşmaktadır.
На 18 години, под отличното напътствие на майка ми, бях, както можете да си представите, непокорна феминистка. — 18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.
Katalancacustòdia (dişil) /kusˈtɔ.ði.ə/
female equivalent of custodi (“caretaker”) · custody · monstrance
çekim: çoğul custòdies
köken: Learned borrowing from Latin custōdia. Doublet of Costoja, an inherited form.
aile: custodi, custodiar
İrlandacacumhdach (eril) /ˈkuːd̪ˠəx/
verbal noun of cumhdaigh · cover, covering, wrapper · shrine (case, box, or receptacle, especially one in which are deposited sacred relics)
çekim: çoğul cumhdaigh · tamlayan cumhdaigh
köken: From Middle Irish cumdach (whence the English learned borrowing cumdach), from Old Irish cumtach, the verbal noun of con·utaing. Cognate with Manx coodagh and Scottish Gaelic còmhdach.
Bengalceহেফাজত /hefazot̪/
protection · guardianship · custody
köken: Borrowed from Classical Persian حفاظت (hifāzat), from Arabic حِفَاظ (ḥifāẓ). Cognate with Hindustani حفاظت / हिफ़ाज़त (hifāzat).
দুষ্কৃতিটি এখন পুলিশের হেফাজতে আছে।

Etimoloji

Arapça

Örnek Cümleler

Tom oğlunun velayetini aldı.
Tom got custody of his son.
Sami'nin yasal velayeti var.
Sami has legal custody.
Koruyucu velayeti isteyebilirim.
I can ask for protective custody.
Tom çocukların velayetine sahip.
Tom has custody of the children.
Choi tek başına velayeti kazandı.
Choi won sole custody.
Sami velayet mücadelesini kazandı.
Sami won his custody battle.
Leyla çocukların velayetine sahipti.
Layla had custody of the children.
Ama çocukların velayeti bir sorundu.
But custody of the children was a problem.
Tom çocuklarının velayetini kaybetti.
Tom lost custody of his children.
Yani ortak velayet durumu söz konusu.
สรุปความเป็นมาเกี่ยวกับการดำเนินการกรณีวัดพระธรรมกาย .
Sami çocuklarının velayetini kaybetti.
Sami lost custody of his children.
Fadıl, çocuklarının velayetini alacak.
Fadil will get custody of his children.
velayet ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod